"Sakin olun, dizinize koyun ve açın kapağını, kitaplarım sizi görünür görünmez korkulardan koruyacak, gelen şiddete önlem aldırtacaktır..." dediğimden beri girdim kolunuza.
Bir ben varım sık sık anımsamanız gereken.
İnsanı sevsenizde ölecek sevmesenizde, ama güzel öleceksiniz sevdirirseniz kendinizi.
Ben gitsem de neşe bırakırım ardımda kalanlara.
Sokaklara düṣünce gölgem, zaviyeler rutubetleṣiyordu.
Zihnimde toplanan bilgiden alıyordum gücümü.
Orada hâlâ karṣı çıkılamayan savlarım vardı.
Hayatları doğrultmak içindi bunca yazmam. Böyleyim iṣte ben, usanmadığınız...
Seçebiliyordum düșmanımızı.
Aklımda bir tek not taṣıyordum, heybende birbirine hakaret etmeyen kitaplarım vardı.
Korkağın biriyim hakikaten, hakikaten kötüler daha korkak, bu yüzden ṣiddete yöneliyorlar.
Kendinden baṣka beni ne çok sevmiṣ meğer.
Beslenmedikleri için felsefemle en fazla bir tur atabiliyordu çevremde cinler.
Karṣılarına iyi niyetle çıkandım. Aṣıyordu öngörülerim sınır çizgilerini.
Cümlenin varmak istediği bir bendim.
Tanıdıklașan yüzümdü onu ferahlatan.
Ne benim yerime evini paylaṣtığı köpeği Roksi' yi, ne de kedisi Schdow'u koydu, sevdi.
Giderken döndü döndü baktı, unutmak istemediğinden.
Artık biliyordu karaya olan ihtiyacımı. Zarifliğimi zayıflık olarak kullanmadı.
Tasarladığımız biçimli yolculuklardı.
Belleyemedi engelli fikirleriyle fikirlerimi.
Piçimsi utanmalar içerisinde değildim kürsüye çıkarken.
Sonunda sığdırabildi beni kalıpsız okuyunca, "Sevgiliye Mektuplar" adlı kitabımı.
Yürüdü kalbime, bu son değildi.