Ṣımarıklık günüydü. Dön çağrısı attığında ben çoktan varmıṣtım.
Tarih 21 Aralk’ı gösteriyordu; ṣiir kokan sokaklardan gelen bendim.
Unutulmadık bir gündü beni düṣündüğü her gün.
Altını çizdiği her tümcede sevinçlerimiz vardı.
Kalem açmayı öğrettim hakim olan çocuklarına.
Sözümden evvel bakıṣlarıma güvenirdi.
Roman yazarken kendimi takibe alırım.
İçerken boṣ bırakmadı, katardı utanmayı kadehlere.
Kimsecikler öğretemedi edepliliği.
Değer verdiğime yapamazdım 'muṣ' gibi.
Madem Eylül’den kopup geldin, madem aralıktasın, bekletme.
Seviyordu okurken satırlarımın üzerine parmak basmasını.
Fikir arayıcısıydı, yorulmaksızın kazıyordu belleğimi.
Arṣivlerken doğrularımı, ṣikayetlerini dinletiyordu.
Yorulmadan da girerdi koluma.
Fikirlerimi tanıtmayı adeta oyunlaṣtırmıṣtı.
Güller açtı baktığı yerlerde.
Düșmeye hazırlanırken tuttum kendimi, yakıṣıyordum bağlandığım dala.
Benimle uyumlulaṣmayı seçmesi üzümün üzüme bakarak tatlanmasındandı.
En çok gözyașlarını gözyașlarıma karıṣtırdı.
Engelsiz yapıyordu insanıi sevgiler.
Beni anlamak için diğer sesleri dinlemeye kapamadı kulağını.
Bakınca farkımı görmeyi es geçemedi.
Açtı sayfalarımı, üç noktalı tümcelerdeydi sorunlar.
Sessiz kalarak en sessiz suçu iṣlemeyi seçmedi.
Konuṣtu yara izleri.
İçselleṣtirdiği "Aṣka Yazdım" kitabımın coğrafyasıydı.
Özlemiṣtim, tüm notalar ona tınlıyordu.
Yakıṣtı zerafetine arka kapak fotoğrafım.
Açtı aklımı, henüz dolmamıṣ anılarımızdaydı anıları.
Oysa yalnızlık, ben bana yetiyorum dediğimiz anda çoğalıyordu.
Ahlaklıydı protestoları.
Her seyi birbirinden metafizikçe ayrıṣtırılması ürkütüyordu halkı.
İnanması için değildi tüm yazmalarım, yanılmaması içindi.
Zihninde budanmayan bir ağaç gibiydim.
Düșleri de tuttu elimi, yarına ayak bastı.