Hani erkekler kadınları tanımlarken çoğu zaman derler ya, “Kitap gibi.”

Burada sıradan bir söylem yok. Kaliteli bir betimleme var, övgü var, derin felsefi bir bakış var. Düşünün bir kez, başka ne benzetildi bu zamana kadar bir kitaba?

Kimse! Hiçbir nesneye, hiçbir canlıya; sadece bir kadın benzetildi, en azından ben böyle biliyorum.

Bu, basit, sıradan, aşağılayıcı, taciz edici, hakaret içerikli bir söz atma değil; bu, baştan biline.

Sonra, “Çevir çevir oku,” diye devam eder erkek.

Açıp açıp okunan kitap sadece güzel değildir; felsefesi de vardır. Güzel kelimelerin bir araya gelmesinden oluşan tümceler, paragraflar değil, sayfalar vardır kitapta; insanı, doğayı, yaşamı, sistemi anlatan sayfalar... Yoksa bir kitap bir kez, hadi diyelim iki kez okunur; sürekli, tekrar tekrar okunmaz. Okunuyorsa bu ancak süper bir kitaptır; Marx'ın Das Kapital'i gibi, Georges Politzer'in Felsefenin Temel İlkeleri gibi...

Ve bir kadın gibi... Ama “her kadın gibi değil” diyemiyorum. Sanırım erkekler de bunu söylerken kadını ayırt etmeden söylüyorlar. Zira eminim ki birçok erkeğe göre her kadın kitap gibidir.

Bitmez bir eserdir kadın. Bitince hemencecik baştan başlanmak istenir okunmaya. Her sayfada başka bir tat alırsın, başka bir güzelliğini bulursun. Her seferinde bir derinlikle, bir sürprizle karşılaşır, keşfe çıkarsın. Her baştan okuduğunda ilk kez okuyormuşsun hissine bundan dolayı kapılırsın. Bıkmazsın, yorulmazsın, hemen özlersin. Tatlı tatlı özlersin, özleye özleye özlersin.

Öğretir sana bilmediklerini, bilmen gerekenleri; gösterir sana renkleri, hiç karşılaşmadığın, hiç tatmadığın renkleri. Sevmeyi, sevilmeyi güzelce öğretir. “Meğer böyle insani bir sevgi de varmış,” dedirtir. Sevişmeyi öğretir, aktif sevişmeyi; marifetin koyun gibi yatmak olmadığını gösterir, hazların hazzını yaşatır.

Böyledir kadın, böyledirler; kitap gibidirler. Başucu kitabındır, el kitabındır.

Okudukça “Yaşamak budur!” dedirtir. “Budur!” dedikçe kitabı okumak istersin. El değdikçe eskimez; aksine yenilenir, aksine cila çekiliyormuş gibi parlar, dokundukça canlanır.

Kitap işte; cunta dönemlerinde yakılacak, gömülecek, saklanacak, suç aleti olacak türden...

Kadın suç aletidir.

Seni ateşleyendir, seni kışkırtandır, seni azdırandır, abdest bozdurandır, gusül abdesti aldırandır; seni asi ve anarşist yapandır, değiştiren, dönüştürendir; eğiten, ehlileştirendir...

Kitap gibi işte, kitap gibidir kadınlar işte...

Boşuna demedim kendi kitaplarım için bunları.

Benim kitaplarımı okuyanlar yan yana gelirler, birleşirler; kimse kimseye tehlike olmaz. İtiraz ederler, aşksız yapamazlar. “Bir dönem az konuştum, faydasını görmedim,” derler. Duyarlıdırlar, dertleri paylaşırlar...

Benim kitaplarımı okuyanlar savaşa karşı çıkarlar, hırsız olamazlar, tacizi, tecavüzü icat edenlerden nefret ederler...

Yoksa hiç okumamışlardır benim kitaplarımı.

Bu yüzden benim de çok demişliğim vardır:

Kadınlar kitap gibidir, çevirip çevirip okunan.