Siyaset, özü itibarıyla toplumsal yaşamı düzenleme, Aristo nun tanımı ile ortak iyiyi tesis etme ve kaynakları adil bir biçimde dağıtma sanatıdır. Ancak günümüzde "siyaset" kelimesi, çoğu zaman kamu yararından ziyade; yolsuzluk, kayırmacılık, kutuplaştırma ve kirli pazarlıklarla anılan negatif bir anlama bürünmüştür. Bu durum, toplumun siyaset kurumuna olan güvenini sarsmakta ve demokratik katılımı zayıflatmaktadır. Kirli siyasete karşı ideal bir siyaset zemini inşa etmek, sadece bir temenni değil, toplumsal barış ve sürdürülebilir kalkınma için bir zorunluluktur.

Kirli siyasetin temelinde, gücün kişisel veya zümresel çıkarlar için araçsallaştırılması yatar. Şeffaflıktan uzak kapalı kapı siyaseti, denetim mekanizmalarının işlevsizleşmesi ve siyasi ahlak ilkelerinin (siyasi etik) göz ardı edilmesi, siyaseti kirliliğe açık hale getirir. Bu yapıda, liyakat yerine sadakat, rasyonel politika yerine hamaset ve kutuplaştırma hakim olur. Bu atmosferde siyaset, toplumu birleştiren bir güç olmaktan çıkıp, ayrıştıran ve yozlaştıran bir sürece dönüşür.

İdeal siyasetin ilk ve en önemli şartı, siyasi etiğin kurumsallaşmasıdır. Siyasi aktörler, aldıkları her kararda kamu vicdanını ve toplumsal faydayı öncelikli tutmalıdır. İdeal bir siyaset vizyonu; dürüstlük, hesap verebilirlik ve şeffaflık sütunları üzerine yükselir. Devlet yönetiminde saydamlığın artırılması, kirli ilişkilerin ve yolsuzluğun en büyük düşmanıdır.Locke,Rousseau Sosyal Sözleşme Teorilerinde Siyasetçilerin ellerindeki gücü, yalnızca yasalar çerçevesinde ve toplumun denetimine açık bir şekilde kullanmaları, sistemin temizlenmesi için hayati öneme sahiptir kuramlarını anlatır.

Ayrıca, ideal siyasetin inşası sadece siyasetçilerin değil, aynı zamanda bilinçli bir seçmen kitlesinin de sorumluluğundadır. Toplumun siyasete bakışını "birilerinden menfaat sağlama" noktasından, "hak ve adalet talep etme" noktasına taşıması gerekir. Seçmenlerin, vaatlerden ziyade somut programları, etik duruşu ve liyakati ödüllendirmesi, kirli siyasetin alanını daraltacaktır. Siyasal katılımın sadece oy vermekten ibaret olmadığı, sivil toplum kuruluşları ve aktif vatandaşlık yoluyla siyasetin sürekli denetlendiği bir yapı, ideal siyasetin en güçlü koruyucusudur.

Sonuç olarak, kirli siyaset bir kader değil, bir sistem sorunudur. Bu kirlilikten kurtuluşun yolu, siyaseti asıl mecrasına yani "insanların işlerinin adaletle yönetilmesi" tanımına geri döndürmekten geçer. Etik ilkelerin kanunlarla desteklendiği, liyakatin esas alındığı ve şeffaflığın temel kural olduğu bir sistemde, ideal siyaset bir ütopya olmaktan çıkıp gerçeğe dönüşecektir. Temiz bir gelecek için ihtiyacımız olan şey, kirli ellere sahip olmayan kahramanlar değil, kirli ellere izin vermeyen güçlü ve ahlaki bir sistemdir.

Sorumluluk hepimizin