Gazetecilik bir meslekten fazlasıdır. Bazen bir soru, bazen bir fotoğraf, bazen de yazılmamış bir cümlenin ağırlığını taşımaktır. Herkes susarken konuşabilme cesaretidir.
10 Ocak, takvimde bir gün gibi durur. Oysa gazeteciler için bu tarih; mesai saatinin, bayramın, tatilin olmadığı bir hayatın kısa bir hatırlatmasıdır. Çünkü gazetecilik, mesai bitince bırakılan bir iş değildir. Haber, gece yarısı da olur, bayram sabahı da. Afet anında da oradadır gazeteci, sevinçte de.
Gazeteci; gördüğünü yazan, duyduğunu aktaran, sorulması istenmeyen soruyu sormaktan çekinmeyendir. Bazen alkışlanır, çoğu zaman eleştirilir. Kimi zaman yalnız bırakılır, kimi zaman hedef gösterilir. Ama yine de kalemi elinden bırakmaz.
Bu meslek; ekonomik zorluklara, güvencesizliğe, baskıya ve sansüre rağmen ayakta durma mesleğidir. Bir haber için uykusuz kalan, bir manşet için defalarca düşünüp tartan, “doğru mu?” sorusunu kendine defalarca soranların mesleğidir.
Bugün, haber peşinde koşarken yıprananları; bir fotoğraf karesi için risk alanları; mikrofonu tutarken sesini titretmeyenleri hatırlama günüdür. Aynı zamanda, gazeteciliğin itibarını korumak için verilen mücadelenin de günüdür.
Kalemini satmayan, gerçeği eğip bükmeyen, kamu adına soru sormaktan vazgeçmeyen tüm gazetecilerin günü kutlu olsun.
Çünkü gazetecilik, hâlâ kalemle direnmektir.