İçinde bulunduğumuz çağda iletişim kurmanın hiç olmadığı kadar kolay olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Bir tuşa basarak dünyanın öbür ucundaki insana ulaşabiliyor, düşüncelerimizi saniyeler içinde binlerce kişiye duyurabiliyoruz. Ancak tuhaf bir çelişki var: Herkesin söyleyecek çok şeyi var ama kimsenin birbirini gerçekten dinlemeye vakti yok. Konuşuyoruz, yazıyoruz, yorum yapıyoruz ama anlamaya gelince çoğu zaman sınıfta kalıyoruz.
Artık insanlar karşısındakini dinlerken bile kendi vereceği cevabı düşünüyor. Birinin derdini anlamak yerine kendi yaşadıklarını anlatmak için fırsat kolluyor. Oysa dinlemek sadece susmak değildir; karşındaki insanın ne hissettiğini anlamaya çalışmaktır. Bazen bir insanın ihtiyacı olan şey akıl vermek, yargılamak ya da çözüm sunmak değil, sadece gerçekten dinlenmektir.
Sosyal medyada herkesin bir fikri, her olay hakkında söyleyecek bir sözü var. Fakat farklı düşüncelere tahammül giderek azalıyor. İnsanlar anlamak için değil, haklı çıkmak için tartışıyor. Birbirimizi dinlemeden hüküm veriyor, birkaç cümleyle insanları tanıdığımızı sanıyoruz. Oysa iletişim, sadece kelimelerden ibaret değildir; saygı, empati ve anlayış gerektirir.
Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey yeni bir iletişim aracı değil, birbirimize ayıracağımız birkaç samimi dakika. Biraz daha az konuşup biraz daha çok dinlesek, belki kırgınlıklar azalacak, ilişkiler güçlenecek ve insanlar kendilerini bu kadar yalnız hissetmeyecek. Çünkü unutmayalım; herkesin duyulmaya ihtiyacı var ama asıl mesele, birbirimizi gerçekten duyabilmek. Bazen bir insanı anlamak, ona verebileceğimiz en güzel cevaptır.
Sağlıcakla kalın . Haftaya görüşmek üzere...