Adana’dan peş peşe iflas haberleri geliyor.Kapanan işyerlerine dair rakamlar hayli yüksek.Evet, yeni açılan işletmeler de var.Ama bazı kaynakların iddia ettiği gibi açılanlar kapananları gerçekten dengeliyor mu?
Rakamlar öyle söylemiyor.
Örneğin; 300 ayakkabıcı kapandıysa, yerine gerçekten 300 ayakkabıcı mı açıldı?
İşletmelerin kapanması sadece bir kepengin inmesi değildir.
Bu, doğrudan işsizliktir.Bu, yoksulluğun biraz daha derinleşmesidir.Son 30 yılda Adana’da 50’den fazla fabrika kapandı.
Peki yerine kaç fabrika açıldı?
50 mi?
Yoksa bir tane bile yok mu?
Yetkililer bu tabloyu nasıl açıklıyor? Kapanan büyük, orta ya da küçük ölçekli işletmelerin yerine ne konuldu?
AVM mi? Kafe mi?Geçici çözümler mi?
Adana neden işsizliğin ve yoksulluğun şehri hâline geldi?
Daha da düşündürücü olan şu:İktidar ve muhalefet milletvekilleri, il ve ilçe başkanları bir araya gelmiyor.Herkes kendi köşesinde, herkes kendi hesabında.
Oysa sivil toplum örgütleri, siyasi partiler, milletvekilleri, üniversiteler, belediyeler ve hatta valilik öncülüğünde ortak bir platform kurulsa…Sorunlar masaya yatırılıp, alınacak önlemler konuşulsa…Gerçekçi bir yol haritası çizilse…Ama olmuyor.
Çünkü herkes konuşuyor, kimse dinlemiyor.
Ajans Meselesi
Adana’da en çok üyesi olan haber ajansını da ayrıca (!) kutlamak gerekir.Editörler çok mutlu olmalı.Çünkü kentteki günlük yerel gazetelerin neredeyse tamamının üyesi olduğu bu ajans, kelimenin tam anlamıyla tel tel dökülüyor.
Cuma günü:Biri reklam olmak üzere 6 haber.
Cumartesi:Biri reklam, toplam 4 haber.
Pazar günü saat 13.30 itibarıyla:İkisi bülten olmak üzere 5 haber.
Bu konuyu daha önce de bu sütunlara taşımıştık.Yerel gazetelerdeki meslektaşları zaman zaman ziyaret ediyorum.Hepsi şikâyetçi. Oysa bu ajans bir zamanlar çok aktiftir. Kent için önemli, ses getiren haberler geçerdi.Şimdi ise 3–5 haberle günü kurtarma derdinde.
Bu böyle gitmemeli.Biraz daha gayret şart. Daha önce de yazdık:Kozan haberleri olmasa ajans neredeyse dip yapacak.
İyi ki Kozan’da işini hakkıyla yapan bir hanımefendi var.Kendisini tanımam, bilmem.
Ama o da haber geçmese, editörlerin hâlini düşünmek bile istemiyorum.