Futbolla yatıp futbolla kalkan yurdum insanının şu sıralar ne sahalarda ne de saha dışında futbol konuşmaktan pek keyif aldığı söylenemez.

Tertemiz, heyecan dolu futbol sevgimiz; bahis çetelerine, iş bilmez yöneticilere, paragöz vasıfsız futbolculara ve nihayetinde seyir zevkini teknolojinin minimize edilmiş aygıtlarına tercih eden taraftar topluluklarıyla uçup gitti…

Eskiden 4 büyük takım diye tabir ettiğimiz takımlar ve bir de diğer Anadolu takımları vardı, ama Anadolu takımları da ne takımlardı. Bir Malatya deplasmanına, bir Kocaeli’ye, Van’a, Ankara’ya, Adana’ya deplasmana giden büyük takımların dizleri tir tir titrerdi. Şimdilerde ise eser kalmadı. Daha ligimizin ilk devresinin başlarında Fenerbahçe ve G.Saray adeta tozu dumana katarak en yakın takipçilerine neredeyse iki katı puan farkı yaptılar. En tepedeki bu iki takımın şampiyonluk yarışı heyecanını bir kenara koyarsak, ligin ne tadı var ne de tuzu.Kadro kalitesiyle zaten rakiplerinin bir iki tık üstünde lige başlayan bu iki ezeli takımın maçlarında skorun az çok ne olacağını tahmin etmek çok zor değil.Puan sıralaması öyle bir şekil aldı ki Fenerbahçe, G.Saray ve diğerleri dersek abartmış olmayız.Sıra dışı bir dengesizlik oluşumu var. Basiretsiz yönetimler,gözü paraya aç,ama söz konusu yetenekten yoksun futbolcular,ahtapot gibi kollarını her ülkeye,her stada uzatan ve artık işi zıvanadan  çıkartan bahis şirketleri ve baronları sayesinde futbolumuzun doğal dengesi çok yazık ki bozuldu. Artık çok güçlü takımlar ve çok güçsüz takımlar var. Ekranlarda izlediğimiz müsabakalar, mahalle maçını andırmıyor. Ve ne yazık ki her geçen yıl daha da kötüye gidiyoruz, can çekişen, maddi anlamda kapanmak üzere olan pek çok adı şanı ünlü kulüplerimiz var. Sıra ne zaman bize gelecek diye bekliyorlar.

Pireye kızıp yorgan yakmak diye bir söz vardır hani… Bölge insanı olarak Adana Demirspor’da sezon ortasında yapılan radikal değişimler,’’dere geçerken at değiştirilir mi‘’? atasözünü hatırlattı. Maddi anlamda rahatlamak adına top yekün  verimli oyuncuları gönderip yerlerine ne yapabileceği belli olmayan futbolcuları almak, intihardan başka bir şey değil, üstelik yeni bir teknik direktör ile…Keşke ligde kalmayı garantiledikten sonra böyle bir değişime yelken açsalardı…Avrupa semalarında boy gösterdikten sonra yaşanan bu dramatik senaryo, zaten boşalan tribünlerle de kendini belli ediyor.

Umarım tahminlerim tersi yaşanır, bu trendyol sıkıcı lig biraz daha izlenebilir hale gelir senenin sonunda, aksi takdirde ne televizyon başında izleyici  ne de tribünlerde  taraftar kalmayacak.