Tarih nedir? Alnımın ben öldükten sonra yazılan yazısı... Yeni araştırmalarla sarsıldı, yeni bulgularla karmakarışık oldu.
En yadırgatıcı olan da; tarih tarihe uymadı. Tarihin kaygan ve kaypak zemininde en çok da tarih dumura uğradı.
Eğer olurda bir gün tarihin tarihi de yazılırsa, ihtimâl odur ki geride tarih diye bir şey kalmayacak ve fevkalâde tarih, fevkâlade " Aşk" gibi hiç kimse, hiçbir zaman yazıl(a)mayacak.
Kalemi ve kağıdı elinde tutan taraf, şayet zamanın en haksız ve en insanlık dışı vahşetler ve de soykırımlar içeren savaşları, " barış" adına başlattığını tarihin sayfalarına not düşerse bu belgeyi kim ne yapsın?
Belge de belge diye çırpınıyor tarihçi; nedir ki bu belge?
Bizi yenenin, mağlup edenin, korumaya karar verdiği şey değil midir? Görebildiğimiz, görmemize müsaade edilecek şeyler değil midir?
Büyük düşünce adamı ve felsefeci Woltaire ne kadar haklı; " Tarih, ölülerin dirilere oynadığı bir oyundur, nihayetinde...
Aslında her geçmiş, kendi sahibini arar, Kanaatimce...Durum, sahibinin gayretine muhtaçtır. " Ruhunun yandığını" sadece sahibi bilir.
Meğer ki merakı aykırı, bakış açısı aykırı, yazıları aykırı bir yazarın ' merhametli' kalemi. Merhametle de yazılmaz ki, olmaz, olamaz...