Devletin gereksiz ve aşırı harcamaları denetlenmeden enflasyon düşmez. Emekliyi ve asgari ücretliyi, açlık sınırı olan 29.828 TL’nin altında yaşamaya zorlayıp, toplanan vergileri lükse harcarsanız fiyat istikrarı sağlanamaz. Sosyal hayattan koparılan milyonlar, her geçen gün biraz daha yoksullaşıyor.
Aynı havayı soluyan, aynı topraklarda yaşayan ve aynı sorunlarla boğuşan insanların bir araya gelememesi, sorunların asıl kaynağıdır. Emeklilere sesleniyorum: “Birlikte mücadele edeceğiz” diyerek yola çıkıp 5–6 parçaya bölünmek, kapitalizmin sizi ne kadar etkisizleştirdiğinin göstergesidir. Ana muhalefet iç sorunları ile hesaplanırken, dipten uzaklaşıyor.
Öte yandan iç göç hız kesmeden sürüyor. Adana ve Mersin’de nüfus artışı yerel yönetimlerin kapasitesini aşmış durumda. Bu yalnızca ekonomik bir sorun değil; konuta erişim, altyapı, iş alanları, eğitim, sağlık, su, temizlik ve güvenlik gibi temel hizmetlerde ciddi dengesizlikler yaratıyor. Bazı semtler hizmete boğulurken, bazıları görmezden geliniyor.
Kentlerde güller hâlâ açıyor, pazarlar hâlâ kuruluyor; ama ne güllere bakan var ne pazara gidebilen. Bu ilgisizlik kent ekonomisini de zayıflatıyor.Biz biliyoruz ki solan güllerin tohumları toprağa düşer ve yeniden baharla birlikte filizlenir.. Öyleyse bu sıkı para politikası düzenide geçicidir.Bir damla iyileşme sıkılaştırma ile görülmüştür. Üretim desteklenir, yüreğimizi yakan israf önlenir, kaynaklar Hazine arazilerinde TOKi evlerine, denetimli olarak harcanırsa sonuç alınır. Hayatta kalma mücadelesi veren emekliler ise hâlâ seyyanen zam beklentisi içinde.
Bir başka adaletsizlik de eğitimde belirginleşiyor. “Zengin çocuğu, tüccar çocuğu, memur çocuğu, halk çocuğu” ayrımı yeniden dillere pelesenk olmuş durumda.
Piyasalara gelince; altın ve gümüşte hızlı yükselişin doyuma ulaşıp ulaşmadığı tartışılırken, Borsa İstanbul uzun süren durgunluğun ardından yeni yılla birlikte beklenen sıçramayı yaptı. Ancak piyasalar canlanırken, halkın nefesi hâlâ dar.