Seçim öncesinde kendisine ulaşabildiğim Mehmet Şahbaz’a, seçim sonrasında tebriklerimi iletmek için telefon açtım. Bu kez aramam yanıtsız kaldı.

Zihnimde küçük de olsa bir soru işareti oluşmadığını söyleyemem. Şimdilik bunu seçim zaferinin getirdiği coşkuya ve yoğunluğa bağlıyorum. Sonuçta tek bir yanıtsız aramadan hareketle bir yönetim dönemi hakkında hüküm vermek doğru olmaz. Yeni görevin telaşını, tebrik trafiğini ve üst üste gelen sorumlulukları da hesaba katmak gerekir.

Ancak bu küçük deneyimin hatırlattığı önemli bir mesele var: Seçim öncesinde kurulan iletişimin seçim sonrasında da sürmesi.

Elbette bir başkanın her telefonu o anda açması beklenemez. Fakat geri dönüşü sağlayan bir iletişim düzeni kurulabilir. İnsan, kendisine ulaşmak istediği yöneticinin sesini duyacağını, meselesini dinleyeceğini bilmek ister.

Benim aramam bir tebrik içindi. Yarın aynı telefonu bir sorununu anlatmak, destek istemek ya da önerisini paylaşmak için bir oda üyesi açacak. Mehmet Şahbaz ve yönetiminin ulaşılabilirlik konusundaki sınavı da tam burada başlayacak.

Adana Ticaret Odası’nda seçim sonuçları resmileşti. Mehmet Şahbaz Yönetim Kurulu Başkanı, Fatih İspir ise Meclis Başkanı oldu. Her iki isme ve çalışma arkadaşlarına başarılar diliyorum. Şimdi önlerinde, seçimle aldıkları sorumluluğun karşılığını hizmetle verecekleri bir dönem bulunuyor.

Bir seçimi kazanmak, üyelerden görev yapma yetkisi almaktır. O güveni kalıcı hâle getirmek ise her gün yeniden emek ister. Şahbaz yönetiminin başarısını, üyeleriyle kuracağı ilişkinin sürekliliği ve üreteceği hizmetlerin niteliği belirleyecek.

Bu nedenle yeni yönetimi değerlendirirken ilk bakacağımız yer, üyeyle temas olacak. Başkan ve yönetim kurulu ulaşılabilir olacak mı? Sektörlerin talepleri düzenli olarak dinlenecek mi? Odaya iletilen bir sorunun kim tarafından takip edildiği, hangi aşamaya geldiği ilgili üyeye bildirilecek mi?

Bu soruların cevapları, yeni dönemin nasıl ilerleyeceğini daha ilk aylardan gösterebilir.

Mehmet Şahbaz’ın önemli sorumluluklarından biri de yönetim kurulunun tamamını çalışmanın içine katmak. Görev dağılımı belli, sorumluluk alanları açık, yaptığı iş takip edilebilen bir ekip oluşturulmalı. Her yönetim kurulu üyesinin hangi meseleye yoğunlaştığı ve hangi çalışmaya katkı sunduğu görülebilmeli.

Çünkü başkanın temposu kadar ekibin çalışma kapasitesi de kurumun başarısını belirler. İşlerin birkaç kişinin omzunda toplandığı bir yapıda hizmet yavaşlar, farklı deneyimlerden yeterince yararlanılamaz. Şahbaz’ın yöneticilik becerisi, ekibinin birikimini ortak bir çalışma düzenine dönüştürebilmesinde kendini gösterecek.

Yeni yönetimden beklediğim ilk somut adımlardan biri, önceliklerini takvime bağlayarak açıklamasıdır. İlk yüz günde hangi ihtiyaçlar tespit edilecek? İlk yıl hangi hizmetler geliştirilecek? Üyeler çalışmaların sonuçlarını nasıl takip edecek?

Bu sorulara verilecek açık cevaplar, yönetimin kendi hedefleri üzerinden değerlendirilmesini sağlar. Kaç işletmeye yeni pazarlara ulaşması için destek verildiği, kaç üyenin sunulan hizmetlerden yararlandığı, hangi girişimin somut sonuç ürettiği bilinmeli. Toplantıların ve ziyaretlerin değeri de ortaya çıkardıkları faydayla anlaşılacaktır.

Finansmana erişim, tahsilat, maliyet yönetimi, nitelikli çalışan bulma ve pazara ulaşma gibi başlıkların çalışma programında somut karşılık bulmasını bekliyorum. ATO’nun yetkisi ve imkânları bellidir; ülke ekonomisinin bütün sorunlarını bir ticaret odasının çözmesini bekleyemeyiz. Ancak üyelerin ihtiyaçlarını doğru verilerle ortaya koymak, uygulanabilir öneriler geliştirmek ve ilgili kurumlar nezdinde takip etmek yönetimin sorumluluğundadır.

Şahbaz yönetiminin kapsayıcılığı da yakından izlenmeli. Seçim dönemindeki tercihler, üyelerin hizmete erişimini ya da görüşlerinin değerini belirlememeli. Farklı adayları destekleyen üyelerin deneyiminden yararlanabilmek, başkanın kurumu bir bütün olarak sahiplenebildiğini gösterecektir.

Sandıkta yarışanların, seçimden sonra aynı kurumun başarısı için birlikte çalışabilmesi önemlidir. Bu ortamın oluşmasında en büyük sorumluluk, yönetme yetkisini alan kadroya düşer.

Fatih İspir’in başkanlığındaki meclis de yeni dönemin önemli unsurlarından biri olacak. Meclisin gündemi güçlü, tartışmaları verimli ve denetim işlevi etkili olmalı. Yönetimin önerileri ayrıntılarıyla ele alınabilmeli; bütçe, projeler ve hizmetler hakkında sorular sorulabilmeli. Şahbaz yönetiminin bu sorulara yaklaşımı, eleştiriye ve ortak çalışmaya ne kadar açık olduğunu ortaya koyacaktır.

Kaynak kullanımının anlaşılır biçimde paylaşılması da güvenin temel şartlarından biridir. Üyeler, aidatlarıyla katkıda bulundukları kurumun bütçe önceliklerini bilmek ister. Hangi projeye neden kaynak ayrıldığı, beklenen faydanın ne olduğu ve ne ölçüde gerçekleştiği düzenli olarak anlatılmalı.

Adana adına yürütülecek ilişkilerde de aynı somutluk aranmalı. Belediyeler, üniversiteler, kamu kurumları ve diğer meslek kuruluşlarıyla yapılan görüşmelerin devamı gelmeli. Alınan kararların sorumluları ve takvimi belli olmalı. Şehir için açıklanan hedefler, düzenli biçimde takip edilen çalışmalara dönüşmeli.

Mehmet Şahbaz ve yönetimine çalışmalarını ortaya koymaları için fırsat tanımak gerekir. Bununla birlikte, yeni dönemin başında beklentileri açıkça ifade etmek de üyelerin ve kamuoyunun hakkıdır. Bugün dile getirilen bu beklentiler, yarın yapılacak değerlendirmelerin ölçüsünü oluşturacaktır.

Yazının başındaki telefon meselesine dönersem…

Bir yanıtsız arama, tek başına bir yönetimin nasıl çalışacağını anlatmaz. Zaman içinde kurulan iletişim, gösterilen ilgi ve yapılan geri dönüşler ise çok şey anlatır. Dilerim benim payıma düşen o küçük soru işareti de üyelerin beklentileri de yeni dönemde karşılığını bulur.

Seçim tamamlandı, yetki alındı. Şimdi Mehmet Şahbaz ve ekibinin önünde, üyelerinin işini kolaylaştıracak ve Adana ticaretine katkı sağlayacak çalışmalar üretme sorumluluğu var.

Dönem sonunda yönetimin karnesini belirleyecek soru açık: Şahbaz ve ekibi, aldıkları yetkiyle neyi başardı; üyelerinin hayatında neyi kolaylaştırdı?