Korkarım, bu gidişle CHP de YENİ Parti de Adana’da belediye başkan adayı bulmakta zorlanacak.

Bu bir seçim tahmini değil, siyasi katılımın geleceğine ilişkin kaygı. Belediye başkanlığına talip olacak insanların, “Şehrime nasıl hizmet ederim?” sorusundan önce “Bu görevi üstlenirsem nasıl bir süreçle karşılaşırım?” diye düşünmesinden endişe duyuyorum.

19 Ekim 2026 tarihli haberlere göre, Çukurova Belediyesi’ne yönelik soruşturmada Emrah Kozay ve Soner Çetin’in de aralarında bulunduğu 44 kişi gözaltına alındı. Soruşturmanın ihale, doğrudan temin ve belediye ödemelerine ilişkin iddialar üzerinden yürütüldüğü bildirildi. Bunlar yargı sürecinde değerlendirilecek iddialardır; gözaltına alınmak, suçluluğun kesinleşmesi anlamına gelmez.

Kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığı elbette araştırılmalı. Usulsüzlük varsa ortaya çıkarılmalı, sorumluluğu belirlenenlerden hukuk önünde hesap sorulmalı. Hiçbir siyasi parti, hiçbir makam bu sorumluluğun dışında tutulmamalı.

Tam da bu nedenle soruyorum:

İhaleler, doğrudan teminler, belediye şirketlerinin harcamaları ve personel işlemleri bütün belediyelerde aynı ölçütlerle inceleniyor mu? Benzer nitelikteki iddialar aynı ciddiyetle ele alınıyor mu?

Bu soruları sormak, herhangi bir belediyede suç işlendiğini ileri sürmek değildir. Denetimin eşitliğine ilişkin açıklık istemektir. Kamuoyunun, siyasi parti ayrımı yapılmadan bütün belediyelerin aynı ölçütlerle denetlendiğini görebilmesi gerekir.

Bir belediyenin kapısındaki parti amblemi değişebilir. Kamu parasına karşı sorumluluğu değişmez.

Bir başkanın gözaltına alınması suçluluğunun kanıtı olmadığı gibi, hakkında operasyon haberi bulunmaması da yönetiminin kusursuz olduğunu göstermez. Belediyeleri hizmetleri, hesapları, şeffaflıkları ve denetim bulgularıyla değerlendirmeliyiz.

Benim asıl kaygım, bu süreçlerin siyasete katılmak isteyen insanlarda yaratabileceği çekince.

Mesleği, ailesi ve kurulu düzeni olan bir insan düşünün. Bilgisini, emeğini yaşadığı şehre vermek istiyor. Fakat adaylığı değerlendirirken projelerinden çok karşılaşabileceği süreçleri düşünmeye başlıyorsa, burada hepimizin üzerinde durması gereken bir sorun vardır.

Bu kaygı yaygınlaşırsa, yarın adaylık tekliflerine “Ben bu işe girmeyeyim” cevabını verenlerin sayısı artabilir. Bundan yalnızca CHP veya YENİ Parti zarar görmez. Adana da birikimli insanlarını, yeni fikirlerini ve seçmenin önüne çıkabilecek alternatiflerini kaybeder.

Elbette çözüm, seçilmişleri denetimden muaf tutmak değildir. Çözüm; denetimin eşit, süreçlerin adil, kamuoyuna yapılan açıklamaların özenli olmasıdır. İddia ile kanıtlanmış suç arasındaki ayrım korunmalıdır.

Herkesten hesap sorulabilsin. Herkes kendisini savunabilsin. Vatandaş da hukukun siyasi kimliğe göre değişmediğine güvenebilsin.

Talebim herhangi bir partiye ayrıcalık değil; bütün belediyeler için aynı ölçü, bütün insanlar için aynı hukuk.

Adana’da insanlar aday olmaktan çekinmesin; seçmen, önüne çıkan adaylar arasında özgürce tercih yapabilsin.