Engerek yılanın dişi mi?

Köpek dişi mi?

Sırtlan dişi mi?

Porsuk dişi mi?

Fildişi mi?

Ne desem bilemiyorum,

Çıkarına dokunduğunuz kişinin,

Size saldırırken gösterdiği dişin türü...

...

Hemen her insanın içinde en

İlkel mağara yaratığı vardır,

Ama ve sakın onu çıkartıp,

Size göstermesine asla fırsat vermeyin,

İçindeki o vahşi, ilkel insanı görmeyin,

Bırakın o kendi içindeki ilkellik,

Mağara insanıyla yaşamaya

Mutsuzluklar ülkesindeki yoluna

Acılar içinde devam etmesine izin verin,

İçindeki mağara yaratığını

Görmemek içinde sadece,

Kendinize yakın diğer insanlara,

Uzak durmakta çok yarar var...

...

Çok samimi söylüyorum,

O tarafını istemeden gördüğünüzde,

İnsandan tiksinirsiniz, iğrenirsiniz,

Kusarsınız, kendi insanlığınızdan,

Bile nefret edersiniz...

...

Çevrenizdeki bu tür küçük insanların,

İşi gücü daima sizi kıskanmaktır;

Tipinizi konuşmanızı çekemez,

Nezaketinizi ve kibarlığınıza kin besler,

Yaşama bakışınızı hoş karşılamaz,

Hayatınızdaki güzelliklerinizi kıskanır,

Mutluluğunuza kinlenir çekemez,

Başarılarınıza tahammül edemez,

Çevrenizde olumlu iletişiminizi kıskanır,

Sevilip sayılmanıza yüreği dayanmaz,

Ulaştığınız güzelliklere kinlenir,

Saldırmak için fırsat arar,

Önce dedikodu silahıyla saldırır,

Yaralayıp öldürmek ister,

Yetersiz kalınca başka yöntemlerle,

İçindeki mağara yaratığının dişleriyle,

Size zararı vermeye kalkar...

...

İster 10, 50, 100 yıllık arkadaşlığınızı,

Orada hemen noktalarsınız...

Bir anda her şeyi bitirir,

Sırtınızı dönüp gidersiniz içinizden de

Ölürse ölüsüne gitmem,

Ölürsem ölüme gelmesin dersiniz...

...

-Ben bu kişiyi yıllardır tanımamışım,

-Ne kadar saf, hatta salakmışım?

-Kendini nasıl gizlemişte,

-Farkına varmamışım dersiniz...

...

Bazı insanlar içindeki mağara yaratığını,

Onlarca yıl göstermeden, sinsice saklar,

Bazıları da bir ömür göstermez,

Bazıları çıkarına dokunduğunuz anda,

Hemen höykürür, bağırır-çağırır, üstünüze yürür,

İçindeki mağara yaratığı vahşi dişlerini,

Çelikten pençelerini açıp saldırır...

...

Hem de öyle sudan, incir çekirdeğini doldurmayan,

Basit nedenle sizi yok etmek ister ki,

Geri çekilip özür dilersiniz,

Yanlış yaptığınızı tekrarlarsınız,

Devamlı ve tekrarlayıp söylerseniz de,

Ama o mağara yaratığı üstünüz höykürerek,

Haykırarak ilkelliğinin tüm yöntemlerini

Kullanarak zarar vermek için saldırır...

...

Hemen her insan hayatının,

Bir döneminde en yakınındaki

Uygar sandığı, centilmen dediği,

Beyefendi ya da hanımefendi sandığı,

Kibarlığıyla kendini tanıtan,

Ama çıkarına dokunulduğunda,

İçindeki mağara yaratığını hemen,

Çıkartıp size acımasız ve vahşice saldıran,

En sevdiği, en güvendiği insanla karşılaşır...

...

Burada yapılması gereken tek şey var;

En yakınınızdaki kişinin içindeki

Mağara yaratığıyla karşılaşmak

İstemiyor, yılların dostluğunu kerhen sürdürüp,

Gittiği yere kadar götürmeyi istiyorsanız,

Formül şu; KENDİNİZE YAKIN,

İNSANLARA OLABİLDİĞİNCE

UZAK DURMANIZ YETERLİDİR...