Açıklamada, yıkılan ve hasar gören okulların büyük bölümünün hâlâ tamamlanamadığı, konteyner sınıfların kalıcı hale geldiği ve eğitimde eşitsizliklerin derinleştiği vurgulandı.
“Eğitim Enkaz Altında: 6 Şubat Depremlerinin 3. Yılında Deprem Bölgesinde Eğitim Hâlâ Krizde” başlığıyla açıklanan rapor, Eğitim Sen Adana Şube binasında düzenlenen basın toplantısıyla duyuruldu. Toplantıya Eğitim Sen MYK Yöneticisi Özlem Tolu, KESK’e bağlı sendikaların yöneticileri ve çok sayıda eğitim emekçisi katıldı.
Basın toplantısının açılış konuşmasını Eğitim Sen Adana Şube Başkanı Cudi İmrek yaptı. Ardından söz alan Özlem Tolu, Eğitim Sen tarafından hazırlanan raporun ayrıntılarını kamuoyuyla paylaştı.
“Enkaz Altında Kalan Yalnızca Kentler Değil”
Özlem Tolu, 6 Şubat depremlerinin yaklaşık 14 milyon insanın yaşadığı 11 ili doğrudan etkilediğini, 50 binden fazla yurttaşın hayatını kaybettiğini hatırlattı. Yaşananların yalnızca bir doğal afet olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Tolu, şu ifadeleri kullandı:
“Bu felaket, bilime dayanmayan planlama, alınmayan önlemler ve kriz anındaki yetersiz müdahaleler nedeniyle büyük bir toplumsal yıkıma dönüştü. Enkaz altında kalan yalnızca kentler değil; liyakatsizlik, bilim ve tekniğe düşman anlayış oldu.”
“Üç Yılda Hiçbir Ders Çıkarılmadı”
Depremin ardından en temel beklentinin sorumluların hesap vermesi ve benzer felaketlerin önlenmesi olduğunu ifade eden Tolu, aradan geçen üç yılda bu yönde somut bir adım atılmadığını söyledi. Yeniden inşa sürecinin plansız ilerlediğini, beklenen İstanbul depremine karşı da ciddi bir hazırlık bulunmadığını dile getiren Tolu, İzmir ve Balıkesir’de yaşanan son depremlerin ihmalkârlığın sürdüğünü gösterdiğini belirtti.
11 İlde Yaklaşık 4 Milyon Öğrenci Etkilendi
Raporda yer alan verilere göre, deprem bölgesindeki 11 ilde yaklaşık 4 milyon öğrenci ve 200 bin öğretmen doğrudan etkilendi. Türkiye genelinde her 5 öğrenciden 1’inin ve öğretmenlerin yaklaşık beşte birinin deprem bölgesinde bulunduğu kaydedildi.
Eğitimin anayasal bir hak olduğunu vurgulayan Tolu, üç yıl geçmesine rağmen bu hakkın kamusal bir anlayışla ele alınmadığını belirtti. Yıkılan ya da hasar alan okul binalarının yalnızca üçte birinin tamamlanabildiğini, tamamlanan okullarda ise ciddi altyapı sorunlarının sürdüğünü söyledi.
Konteyner Sınıflar ve Güvensiz Ulaşım
Adıyaman, Kahramanmaraş, Hatay ve Malatya başta olmak üzere birçok ilde on binlerce öğrencinin hâlâ konteyner sınıflarda eğitim gördüğü belirtildi. Elektrik, su, ısınma, internet ve temizlik gibi temel ihtiyaçların karşılanamadığını ifade eden Tolu, okullara ulaşım yollarının da ciddi riskler barındırdığını dile getirdi.
“Bu koşullar eğitim hakkını fiilen ortadan kaldırmakta, eşitsizlikleri derinleştirmektedir.”
Adana’ya Özel Değerlendirme: Rakamlar Büyük, Sorunlar Derin
Raporda Adana’ya ilişkin çarpıcı veriler de yer aldı. 2025/26 eğitim-öğretim yılı itibarıyla kentte 1.546 eğitim kurumu, 34.860 öğretmen ve 496.218 öğrenci bulunduğu belirtildi. Ancak bu sayıların, Adana’da eğitimin yaşadığı yapısal sorunları gizleyemediği vurgulandı.
Depremde hasar alan 68 okul için alınan yıkım ve güçlendirme kararlarının kamuoyundan gizlendiği, bazı raporların değiştirilerek okulların “sağlam” gösterildiği ifade edildi.
Bitmeyen İnşaatlar, Hasarlı Okullar
Raporda örnek olarak şu okullara yer verildi:
-
Şambayadı Şehit İsmet Fatih Alagöz Ortaokulu: Ağır hasarlı, yıkım kararı bulunuyor.
-
Sıtkı Kulak Ortaokulu: Yıkıldı, molozlar kaldırıldı ancak yeni bina inşaatı başlamadı.
-
Ramazan Atıl Anadolu Lisesi: Orta hasarlı olmasına rağmen güçlendirme çalışmaları yaklaşık üç yıl gecikti ve tamamlanamadı.
-
Şehit Ebubekir Durmuş Ortaokulu ve Hacı Nazım Turgut İlkokulu: Orta hasarlı raporları değiştirilerek “sağlam” gösterildi, öğrenciler bir yıl boyunca riskli binalarda eğitim gördü.
Bu durumun, Adana İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün şeffaflıktan uzak tutumunu ve kaynak yönetimindeki yetersizlikleri ortaya koyduğu belirtildi.
İkili Eğitim ve Ders Saati Kaybı
Deprem sonrası başka okullara taşınan öğrencilerin dışlandığını ifade eden Tolu, ikili eğitim uygulamasıyla ders sürelerinin 40 dakikadan 30 dakikaya düşürüldüğünü söyledi. Bunun ortaöğretimde öğrenci başına yılda yaklaşık 360 ders saati kayıp anlamına geldiği vurgulandı. Bu kaybın, sınav odaklı eğitim sisteminde fırsat eşitsizliğini daha da artırdığına dikkat çekildi.
Yoksulluk, Temizlik ve Güvenlik Sorunları
Raporda, Adana’daki okullarda temizlik personeli eksikliği, güvenlik açıkları, ücretsiz yemek ve temiz su desteğinin bulunmaması da öne çıkan sorunlar arasında yer aldı. OECD ülkeleri içinde çocuk yoksulluğunun en yüksek olduğu ülkelerden biri olan Türkiye’de, öğrencilerin açlık ve yetersiz beslenmeyle eğitim görmek zorunda kaldığı ifade edildi.
Geçici Barınma Alanları Gettolaştı
Deprem sonrası geçici olarak kurulan barınma alanlarının denetimsiz şekilde gettolaştığına dikkat çekilen raporda, konteyner kentlerde asayiş, güvenlik ve çocukların korunmasına ilişkin ciddi riskler oluştuğu belirtildi. Kalıcı konut teslimlerinin altyapı ve okul yatırımlarıyla eş zamanlı yürütülmemesi nedeniyle, ailelerin çocuklarını kilometrelerce uzaktaki konteyner okullara göndermek zorunda kaldığı ifade edildi.
Öğrenme Yoksulluğu Derinleşiyor
Rapora göre, deprem bölgesinde özellikle ilkokul düzeyinde öğrenme yoksulluğu ciddi biçimde arttı. Deprem döneminde okula başlayan çocukların okuma-yazma ve temel matematik becerilerinin Türkiye ortalamasının kritik düzeyde gerisinde kaldığı tespit edildi.
Özel gereksinimli öğrenciler açısından ise tablonun çok daha ağır olduğu, Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinin yetersizliği ve rehabilitasyon süreçlerindeki aksaklıkların bu öğrencileri eğitimden tamamen kopma riskiyle karşı karşıya bıraktığı belirtildi.
Eğitim Emekçileri Bölgeden Ayrılıyor
Barınma ve yaşam koşullarının iyileştirilmemesi, deprem bölgesinde nitelikli öğretmen kaybına yol açtı. Deneyimli öğretmenlerin tayinlerle bölgeden ayrıldığı, okulların büyük ölçüde aday ya da ücretli öğretmenlerle ayakta kalmaya çalıştığı ifade edildi. Yüksek enflasyon koşullarında verilen tazminatların yetersizliği ise eğitim emekçileri arasında tükenmişlik duygusunu derinleştiriyor.
Genel Değerlendirme ve Talepler
Raporda, depremle birlikte eğitim hakkına erişimdeki eşitsizliklerin daha da arttığı, yüz binlerce çocuğun eğitim dışına itildiği belirtildi. Bağış adı altında alınan ücretler, geçici istihdam modelleri ve konteyner okulların kalıcı hale getirilmesi, kamusal eğitim anlayışının terk edildiğinin göstergesi olarak değerlendirildi.
Eğitim Sen, başlıca taleplerini şu şekilde sıraladı:
-
Konteyner okullar kapatılmalı, depreme dayanıklı kalıcı okul binaları yapılmalı.
-
Tüm öğrencilere ücretsiz yemek, temiz su, ulaşım ve dijital erişim sağlanmalı.
-
Eğitim emekçileri için kadrolu ve güvenceli istihdam hayata geçirilmeli.
-
MESEM uygulamalarına ve çocuk emeği sömürüsüne son verilmeli.
-
Cemaat ve vakıflarla yapılan tüm protokoller iptal edilmeli.
-
Kamu harcamalarında şeffaflık ve hesap verebilirlik sağlanmalı.
Eğitim Sen, deprem bölgesinde eğitimin normalleşmesi için kamusal, bilimsel ve eşitlikçi bir eğitim politikasının acilen hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.




