Adana Alevi Platformu tarafından, Selman-ı Pak Kültür Merkezi önünde bir basın açılaması gerçekleştirildi. Platform Dönem Sözcüsü Cemal Yağmur, Mine Kırıkkanat'ın, CHP eski Genel Başlakanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Alevi kimliği üzerinden kullandığı “kılıç artığı” ifadesini kınadıklarını belirterek, ‘’Bu ifade; yalnızca bir kişiyi hedef alan nezaketsizlik ve hadsizlik değil ; aynı zamanda bu coğrafyanın acı hafızasına ve halklarına yönelmiş nefret dilini içeren, son derece tehlikeli bir söylemdir’’ dedi.
İnsanları kökeni, inancı, kimliği ya da geçmişi üzerinden aşağılayan bu dilin toplumsal barışı zehirleyen, ayrımcılığı körükleyen karanlık bir zihniyetin ürünü olduğunu söyleyen Yağmur, ‘’Alevi toplumu olarak çok iyi biliyoruz ki, nefret söylemi toplumları kutuplaştırır ve ardından telafisi zor yaralar açar. Bu nedenle hiçbir kişi, kurum ya da medya mensubu; geçmişin acılarını hakaret malzemesi yapamaz, siyasi polemik konusu haline getiremez’’ diye konuştu.
Basın özgürlüğünün hakaret etme, ayrımcılığı yayma ve nefret dili üretme özgürlüğü olmadığını belirten Dönem Sözcüsü Cemal Yağmur, şu ifadelere yer verdi:
‘’Gazetecilik; sorumluluk, etik ve toplumsal vicdan gerektirir. Mine Kırıkkanat söylediğin söz sıradan bir eleştiri değil bir kimliği bir inancı değil ve aynı zamanda bir insanı hedef alan ağır bir ifadedir.Kemal Kılıçdaroğlu için kullandığın kılıç artığı sözü, bu toprakların acı hafızasını kaşıyan,ayrımcılığı besleyen ve toplumsal yaraları derinleştiren bir dildir.
Bu söz, tarih boyunca katliamdan sağ çıkanlara yöneltilmiş bir yaftadır. Yani bir insanı, kökeni üzerinden aşağılamak, hayatta kalmış olmasını bile bir kusur gibi göstermek demektir. Bu sadece bir kişiye değil, aynı acıları yaşamış tüm halklara ve inançlara yöneltilmiş bir saygısızlıktır.
Biz Aleviler şunu açıkça söylüyoruz;Biz bu dili çok iyi tanıyoruz. Yüzyıllardır yaftalandık, ötekileştirildik, yok sayıldık, Ama her şeye rağmen inancımızdan, yolumuzdan ve insanlığımızdan vazgeçmedik. Şimdi senin sözlerin, o karanlık dili yeniden üretmekten başka bir anlam taşımıyor.
Buradan Cumhuriyet Gazetesi yönetimine açıkça çağrıda bulunuyoruz:
İnsan onurunu hedef alan seviyesizliğe izin vermemeli, bu nefret diline karşı açık tavır almalı ve bu kişi hakkında gereğini yapmalıdır.
Bizler, herkese inat, eşit yurttaşlık, laiklik, demokrasi ve kardeşlikten yana durmaya devam edeceğiz.
Kimden gelirse gelsin; nefret diline, ayrımcılığa ve halkları birbirine düşman etmeye çalışan anlayışa karşı susmayacağız.
AKP iktidarı, başta CHP olmak üzere, muhalefeti bölmek ve parçalamak istemektedir. Bu tehlikenin farkında olmamak için ya saf, ya da kötü niyetli olmak gerekir. Ortada böyle bir gerçeklik var iken, parti içinde meydana gelen çatlak, yarılma, çatışma, kavga her geçen gün önü alınamaz hale gelmiştir. Bir taraftan mevcut CHP yönetimini iktidarın ağzı ile suçlayan bir kesim, diğer yanda eski yönetimi darbeci, iktidar yanlısı, olarak nitelendiren bir kesim. Bu her iki kesim arasında kalan, her türlü hakarete uğrayan ve nefret söylemlerine maruz bırakılan Aleviler.
Bir partinin, parti içi çekişmelerine, insanların etnik ve inanç kimliği alet edilemez. Kişilerin inanç ve kimliklerine yönelik hakaret ve nefret dili ile, siyaset yapılamaz. Bunu yapanları da şiddetle kınıyoruz.
Alevi canlara ve Alevileri anlamsız ve suni bir kavganın aparatı yapmak isteyenlere çağrımızdır; Bizler, iktidarın ekmeğine yağ, bal sürenler olmayacağız. Demokrasi kavgasını bırakıp, kendi içimizde anlamsız bir kavgaya girmeyecek veya böyle bir kavganın tarafı olmayacağız.
Alevi kurumları olarak, halkımıza ve başta CHP olmak üzere, bütün siyasetlere çağrımızdır; Gerici, faşist, şeriatçı ve emperyalist ablukaya karşı sorumlu davranmak zorundayız. ‘’




