ÜRETİMDEN ÇEKİLDİKLERİNDE YERLERİNİ KİM ALACAK?
Başkan Tayakısı,’’Tarım ve Orman Bakanlığı ile Çiftçi Kayıt Sistemi verilerine göre Türkiye'de kayıtlı çiftçi yaş ortalaması yaklaşık 58-59'dur. Üreticimizin önemli bir bölümü 65 yaş üzerindedir. Bu tablo, tarımda ciddi bir kuşak yenilenmesi sorunu yaşandığını göstermektedir. Bu, önümüzdeki yıllarda mevcut çiftçilerin önemli bir bölümünün yaş nedeniyle üretimden çekilebileceği, onların yerini alacak yeterli sayıda genç üreticinin bulunmayabileceği anlamına gelir’’ dedi.
KİŞİSEL BİR TERCİH OLARAK AÇIKLANAMAZ
Gençlerin tarımdan uzaklaşmasının yalnızca kişisel tercihlerle açıklanamayacağına dikkat çeken Başkan Ahencan Tayakısı,’’ Neoliberal politikalar sonucunda tarımın giderek daha fazla piyasa koşullarına bırakılması, gelir güvencesinin ortadan kalkması, kamusal destek kurumlarının zayıflaması ve üretim risklerinin çiftçinin üzerine yüklenmesi, gençler açısından tarımı güvencesiz bir geçim alanı haline getirmiştir’’ diye konuştu.
Yaşlanmanın yalnızca demografik bir konu olmadığının altını çizen ZMO Adana Şube Başkanı Ahencan Tayakısı, ‘‘Tarımsal bilgi ve tecrübenin yeni kuşaklara aktarılamaması, kırsal nüfusun azalması, köylerde sosyal yaşamın zayıflaması ve tarımsal üretimin giderek daha az sayıda büyük işletmenin elinde toplanması gibi sonuçlar doğurabilir’’ ifadesine yer verdi
KIRSALDA İMKANLARIN SINIRLI OLMASI OLUMSUZ ETKİ YAPIYOR
Gençleri tarıma çekmek için yalnızca hibe vermenin de yeterli olmayacağına da dikkat çeken Tayakısı, şöyle devam etti:
‘‘Gençlerin düzenli gelir elde edebilmesi, sosyal güvenceye kavuşması, uygun koşullarda arazi ve krediye erişebilmesi, kırsalda eğitim, sağlık, internet ve sosyal yaşam imkanlarının geliştirilmesi gerekir. Kırsaldaki sosyal imkanların sınırlı olması aile kurma süreçlerini de olumsuz etkilemektedir. Genç kadınların köyde yaşamayı ve köye gelin gitmeyi istememesi, genç erkeklerin de evlenmekte güçlük çekmesine ve kırsaldan uzaklaşmasına yol açabilmektedir. Bu durum kırsal nüfusun yaşlanmasını ve köylerin boşalmasını hızlandırmaktadır. Genç, tarımı geleceği belirsiz ve sürekli zarar edilen bir faaliyet olarak görüyorsa ve kırsalda kendisi ile ailesi için nitelikli bir yaşam kuramayacağını düşünüyorsa köyde kalmasını bekleyemeyiz.’’
Ziraat Mühendislerinin işsizlik oranlarıyla ilgili bir soruyu da yanıtlayan Başkan Tayakısı, şu ifadelere yer verdi:
‘‘Ziraat mühendislerine özgü, düzenli olarak yayımlanan ve doğrudan “işsizlik oranı” adı verilen kapsamlı bir resmi seri bulunmamaktadır. TÜİK genel işsizlik verilerini sektörlere, yaş gruplarına ve eğitim düzeyine göre açıklamakta; ancak her meslek için ayrı bir işsizlik oranı yayımlamamaktadır.
Bununla birlikte TÜİK’in Yükseköğretim İstihdam Göstergeleri kapsamında bölümlere göre kayıtlı istihdam oranları bulunmaktadır. Ziraat mühendisliği mezunlarının kayıtlı istihdam oranı son yıllara ait tabloların birinde yüzde 83 civarında görünmektedir. Ancak bu oran “mezunların yüzde 17’si işsizdir” şeklinde yorumlanamaz. Çünkü kayıtlı istihdam dışında kalanlar arasında iş aramayanlar, eğitimine devam edenler, kayıt dışı çalışanlar, emekliler veya yurt dışında bulunanlar da olabilir.
Ayrıca kayıtlı istihdam oranı, kişinin kendi alanında çalıştığını göstermez. Bir ziraat mühendisinin farklı bir sektörde veya mesleki niteliğinin altında bir işte çalışması da istihdam olarak kayda geçer.
Ziraat mühendislerinin işsizliği, tarım politikalarındaki dönüşümden de bağımsız değildir. Tarımsal kamu kuruluşlarının kapatılması, küçültülmesi veya özelleştirilmesi; kamunun üretim, yayım, araştırma, denetim ve planlama alanlarındaki istihdam kapasitesini azaltmıştır. Tarımın kamusal bir hizmet alanından daha fazla özel şirketlerin faaliyet alanına dönüşmesi, ziraat mühendislerinin mesleki istihdam imkanlarını da daraltmıştır.
Bu nedenle ziraat mühendislerinin gerçek işsizlik, eksik istihdam ve alan dışı çalışma düzeyini belirlemek için TÜİK, YÖK, SGK ve meslek odalarının birlikte ayrıntılı ve düzenli veri üretmesi gerekir.’’




