Festival kapsamında bugün Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda “Canavar” ve “Varlık” filmlerinin dünya prömiyerleri gerçekleştirilirken, Ulusal Kısa Film Yarışması seçkileri de izleyiciyle buluşuyor.

Altın Koza’da Sinema Şöleni Sürüyor! 2

Festivalin önceki gününde iki Oscar ödüllü yönetmen Asghar Farhadi, düzenlenen Masterclass etkinliğinde sinemaseverlerle bir araya geldi. Farhadi’ye Yaşam Boyu Başarı Ödülü’nün takdim edildiği festivalde ayrıca “Günyüzü” ve “Bir Arada Yalnız” filmlerinin ekipli gösterimleri ile söyleşileri gerçekleştirildi.

Festivalde bugün iki filmin dünya prömiyeri

Esas 01 Burda AVM CinemaPink salonlarında devam eden festivalin bugünkü programında, Tunç Şahin’in yönettiği “Canavar” saat 17.30’da, Muzaffer Mehmet Çağlar’ın “Varlık” filmi ise saat 20.30’da dünya prömiyerini yapıyor.

Ulusal Belgesel Film Yarışması kapsamında Mümün Barış’ın “Bay Okan”, Sibel Kayhan’ın “Mor Menekşeli Kadınlar” ve Gamze Yeltan’ın “Sıcak Bir Göz: Mehmet Güreli” filmleri de jüri ve izleyicilerin karşısına çıkıyor. Genç sinemacıların çalışmalarının yer aldığı Ulusal Kısa Film Yarışması seçkileri ise 17.45 ve 20.15 seanslarında gösteriliyor.

Tarım İşçilerinin 2026 Yevmiyesi Belli Oldu!
Tarım İşçilerinin 2026 Yevmiyesi Belli Oldu!
İçeriği Görüntüle

Çukurova Altın Koza Akademi kapsamında ise “Pelikülden Dijitale Film Restorasyonu - Drakula İstanbul’da” söyleşisi ile “Edebiyat ve Sinema Arasında Hikaye Anlatıcılığı” paneli düzenleniyor. Programda ayrıca Cüneyt Cebenoyan Çocuk ve Sinema Buluşmaları ile Dünya Sineması seçkisinden “Biz Uzaylıyız” ve “Kefaret” filmleri yer alıyor.

Farhadi: “Gerçeklik tek değildir; kalbimiz ve hayâl gücümüz sinemanın şifresidir”

Festival kapsamında sinema yazarı Esin Küçüktepepınar’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen Asghar Farhadi Ustalık Sınıfı, yoğun katılımla yapıldı.

Belli bir konsept ya da tema üzerinden senaryo yazmadığını anlatan Farhadi, kendisini etkileyen bir imajın veya belirsiz bir duygunun peşinden gittiğini belirterek, “‘Beni bu şey neden etkiledi?’ sorusunu sorarak cevabı arar, kafamda başta hiç belli olmayan bir yolda senaryoyu oluştururum” dedi.

Festivalde Türkiye prömiyeri yapılan “Kesişen Hayatlar” (Parallel Tales, 2026) filminin yapım sürecine de değinen Farhadi, filmin ilk olarak ABD’de yüksek bütçeyle çekilmesinin planlandığını anlattı. Üç yıl boyunca Amerika’da yaşadığını, New York’ta çekim mekânlarının belirlendiğini ve büyük bütçeler ayrıldığını belirten yönetmen, bir gece kalbinin kendisine “Bu filmi burada yapmamalısın” dediğini ifade etti.

Gece yarısı projeyi iptal ettiğini belirten Farhadi, film yapımında asıl önemli olanın başarı ya da yarışmak değil, yapım sürecinden keyif almak olduğunu vurguladı.

“Bir Ayrılık” (A Separation, 2011) filmi üzerinden ödüllere odaklanmanın yanlışlığına da değinen usta yönetmen, senaryo aşamasında asistanlarının filmin yurt dışında anlaşılmayacağını düşündüklerini, hatta alt yazısının dahi hazırlanmadığını anlattı. Filmin buna rağmen 100’den fazla ödül kazandığını hatırlatan Farhadi, sinemanın bir yarış alanı olmadığını ve filmlerin sonuç için değil, içten gelen duygularla yapılması gerektiğini söyledi.

Gerçeklik ve algı arasındaki ilişkiye de değinen Farhadi, insanların eksik parçaları kendi geçmişleri ve hayal güçleriyle tamamladığını ifade etti. Metroda çocuklarıyla ilgilenmeyen ve çevreyi rahatsız eden bir babaya yönelik algının, babanın eşini yeni kaybettiğinin öğrenilmesiyle tamamen değişebileceğini anlatan Farhadi, medyanın ve belgesellerin de kurgulanmış görüntüler sunduğunu dile getirerek “Hayal gücü olmayan insan aşık bile olamaz” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

“Günyüzü”nde kadınların hikâyesi anlatıldı

Festivalin Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması bölümünde yönetmen Banu Sıvacı’nın “Günyüzü” filmi de ekip katılımıyla gösterildi. Gösterimin ardından düzenlenen söyleşiye yönetmen Banu Sıvacı, yapımcı Orkun Huylu, görüntü yönetmeni Yusuf Aslanyürek, besteci Canset Özgecan ile oyuncular Selva Erdener, Süleyman Kadim Kabaali ve Asena Hotamış katıldı.

Yönetmen Banu Sıvacı, sinemadaki alışılmış anlatıların dışına çıkarak orta yaş üstü bir kadını merkeze alan bir hikâye oluşturmak istediğini belirterek, “Erkekler arası iktidar savaşı yerine, toplumda ve sinemada görünmeyen kadınların inatçı arayışını anlatmak istedim. Hikâye tek bir olaya değil, çocukluğumdan beri dinlediğim acıların ve coğrafyanın damıtılmış hâline dayanıyor. İsmet karakteriyle de taşrada sadece uzaklara bakıp kederlenen değil, neşeyle ayakta kalmaya çalışan yeni nesli yansıtmaya çalıştım” dedi.

Filmde ilk kez sinema başrolü üstlenen opera sanatçısı Selva Erdener ise, “Oyunculuk hayatım boyunca mesleğimin en önemli parçası oldu, böyle güçlü bir hikâyede ve ekiple yer almaktan gurur duyuyorum” ifadelerini kullandı.

Adanalı oyuncu Süleyman Kabaali de mandalarla gerçekleştirilen zorlu çekimlerdeki cesaretini çocukluğunda hayvanlarla iç içe büyümesine bağlayarak, “İnandığınız zaman her şey bir araya gelip yardımcı oluyor, bugün baksanız 'Nasıl yaptım?' diyorum ama o zaman işe olan inançla başardık” dedi.

Görüntü yönetmeni Yusuf Aslanyürek, mandalarla gerçekleştirilen dört günlük çekim sürecine ilişkin detayları paylaşırken, yapımcı Orkun Huylu ise filmin çekildiği Okundullu Köyü halkı ile yerel yönetimin yapım sürecine önemli bir kolektif destek sunduğunu ifade etti.

“Bir Arada Yalnız” filminin söyleşisi gerçekleştirildi

Festivalin bir diğer yarışma filmi Ali Vatansever imzalı “Bir Arada Yalnız” oldu. Gösterimin ardından yönetmen Ali Vatansever, oyuncular Onur Gözeten ve Esra Kızıldoğan, yapımcılar Oya Özden Özdemir, Selin Vatansever ve Aytun Aktan Bahçeci, kostüm tasarımcısı Mecra Yazıcı ile yardımcı yönetmen Dalya Keleş’in katılımıyla söyleşi düzenlendi.

Filmin çıkış noktasının gazetede okuduğu çaresizlik temalı bir haber ile Covid döneminde yaşanan kişisel ve toplumsal kayıplar olduğunu belirten yönetmen Ali Vatansever, “Koca bir medeniyeti ölümden kaçarak inşa ediyoruz; oysa ölümün doğallığını ve çaresizlikle yüzleşmeyi konuşmak istedim. Sanal gerçeklik (VR) katmanını da tüm dünyaların birleştiği meditatif bir alan olarak kurguladık” dedi.

Başrol oyuncusu Onur Gözeten, rolü için fiziksel olarak büyük bir değişim geçirdiğini belirterek, “Her gün o rolle uyanmak, onkologlar ve onkoloji anneleriyle görüşmek bu kimyayı oluşturmamızı sağladı” dedi.

Anne karakterini canlandıran Esra Kızıldoğan ise, “Bir terapist eşliğinde hazırlandık; zor sahnelerde tüm ekip yanımızdaydı, bir aradaydık ve yalnız değildik. Mekânın ve o kasvetli manzaranın da oyunculuğuma çok büyük yardımı oldu” ifadelerini kullandı.

Filmde aynı zamanda hekim olan yapımcı ve oyuncu Aytun Aktan Bahçeci, 30 yıllık mesleki birikimini beyazperdeye taşıdığını ve çalışmayı bir gösterimden çok bir “terapi hali” olarak gördüğünü belirtti. Yapımcı Oya Özden Özdemir, uzun süren finansman sürecinin ardından sette yakaladıkları mutluluğa dikkat çekerken, kostüm tasarımcısı Mecra Yazıcı, “Karakterlerin dönüştüğü duyguyu kostümlere taşıdık, duvar kâğıdındaki desenleri montlara yansıtarak kendi içimizde bir oyun kurduk” açıklamasında bulundu. Yardımcı yönetmen Dalya Keleş de öğrenciyken dahil olduğu ekipte ekrandaki duygusal dengenin kendisinde hayranlık uyandırdığını ifade etti.

Sinema eleştirmenliği ve dijitalleşme konuşuldu

Çukurova Altın Koza Akademi kapsamında “Eleştiri mi, Etkileşim mi? İçerik Çağında Sinema Yazarlığı” paneli de düzenlendi. Esas 01 Burda AVM CinemaPink Salon 4’te gerçekleştirilen panele Gözde Hatunoğlu, Ece Vitrinel, Ekrem Buğra Büte, Olkan Özyurt ve Şenay Aydemir konuşmacı olarak katıldı. Panelde dijitalleşen medya düzeninin sinema eleştirmenliğine etkisi ve sosyal medya etkileşimlerinin eleştiri kültüründe oluşturduğu dönüşüm ele alındı.

Gözde Hatunoğlu, dijital yayıncılığın etkisiyle derinlikli sinema yazılarının yerini hızlı tüketilen ve tıklanma kaygısı taşıyan metinlere bırakmasının eleştiri kurumunu zayıflattığına dikkat çekti. Ece Vitrinel ise sosyal medyadaki hızlı yorumların izleyiciye pratik bir fikir verdiğini, ancak filmlerin estetik ve sinematografik bağlamını değerlendirmede yetersiz kaldığını belirtti.

Ekrem Buğra Büte, sosyal medya algoritmalarının oluşturduğu baskıya değinirken, Olkan Özyurt basılı mecraların daralmasıyla sinema yazarlarının dijital alanlara yöneldiğini aktardı. Şenay Aydemir ise sinema eleştirisinin pazarlama unsuruna dönüşme riskine dikkat çekti.

Festivalde yarın iki prömiyer daha var

  1. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde yarın Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması kapsamında Nuri Cihan Özdoğan’ın “Ölü Köpekler Isırmaz” filmi saat 17.30’da, Miraç Atabey’in “Moda Evlilik” filmi ise saat 20.30’da izleyiciyle buluşacak.

Çukurova Altın Koza Akademi’de “Yapay Zeka Çağında Fikri Sınai Mülkiyet Hakları” ve “Yapay Zekâ ve Sinemanın Geleceği” panelleri düzenlenecek. Saat 17.30’da ise “Hiçbiryerde 25. Yıl Özel Söyleşisi” gerçekleştirilecek.

Festival programında ayrıca Öğrenci Kısa Film Yarışması seçkileri, “Kağıdın Sesi”, “Bay Okan” ve “Sıcak Bir Göz: Mehmet Güreli” belgeselleri ile NASA Mühendisi Aisha Bowe ve ABD Konsolosluğu katılımcılarının yer alacağı “Uzayda Hayatta Kalmak: Hollywood Senaryoları vs. NASA Gerçekleri” paneli bulunuyor. Dünya Sineması seçkisinde ise “Apollo 13”, “Düşlediğimiz Bahçe” ve “İsyan” filmleri gösterilecek.

  1. Adana Altın Koza Film Festivali, 26 Eylül-4 Ekim 2026 tarihleri arasında sinemaseverleri ağırlamaya devam ediyor.

Kaynak: BÜLTEN