Süreçte üç kez kalbi duran hasta, başarılı müdahale sayesinde yeniden hayata döndü.
Prof. Dr. Adem İlkay Diken, kritik vakaya ilişkin süreci anlattı. Hastanın daha önce farklı sağlık kuruluşlarına karın ağrısı şikayetiyle başvurduğunu ancak net bir tanı konulamadığını belirten Diken, “Hastamızın merkezimizdeki genel cerrahi servisine yatışından dakikalar sonra durumu aniden kötüleşti ve kısa süreli dolaşımı durduğu için yoğun bakıma alındı. Zamanla yarıştığımız bu kritik tabloda hızlıca değerlendirme yaparak aort damarında yırtılma olduğunu tespit ettik ve hastamızı acil olarak ameliyata almaya karar verdik” dedi.
Hastanın müdahale sürecinde kalbinin ikinci kez durduğu ve tekrar çalıştırıldığı belirtildi. Ameliyat sırasında ise üçüncü kez kalbin durduğunu ifade eden Prof. Dr. Diken, “Hastamızın kalbini kalp masajı eşliğinde açtık ve tüm aort damarının boydan boya patladığını gördük. Bu tür durumlarda saniyeler bile hayati önem taşır. Hızlıca vücudu 15 dereceye kadar soğutup tüm vücut dolaşımını durdurarak yırtık olan aort segmentini değiştirdik. Bu büyük ve yüksek riskli operasyon sonrasında hastamız toparlanma sürecini de başarıyla atlattı ve hastanemizden yürüyerek taburcu oldu” diye konuştu.
Prof. Dr. Diken, bu tür vakalarda hızlı karar alma ve deneyimli ekip çalışmasının hayati rol oynadığını vurguladı.
Ameliyat sonrası süreçte dikkat edilmesi gerekenler
Ameliyat sonrası döneme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Diken, “Bu ölçekteki ameliyatlardan sonra hastalarda geçici bilinç bulanıklığı, hafıza kaybı görülebilir. Hastamızda da benzer bir tablo gözlemledik ancak süreç içerisinde beyin fonksiyonları toparlandı ve genel durumu düzeldi. Hastanın iyileşme sürecinde aile desteği de önemli rol oynar. Bu tür büyük ameliyatlarda psikolojik ve sosyal destek tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır” dedi.
Yaşam tarzına ilişkin uyarılarda da bulunan Diken, “Bu hastalıkla karşılaşmış bireyler için en kritik konuların başında sigara geliyor. Sigara, damar mukavemetini bozarak yırtılma riskini ciddi ölçüde artırır ve kesinlikle bırakılmalıdır. Bunun yanı sıra tansiyonun düzenli takibi hayati önem taşır. Hastalarımızdan sabah ve akşam ölçüm yapmalarını ve değerleri kayıt altına almalarını istiyoruz. Fiziksel aktivitelerde ise denge önemli. Ağır yük kaldırılmamalı ve yoğun efor gerektiren aktivitelerden uzak durulmalı; ancak tamamen hareketsiz bir yaşam da doğru değil. Kontrollü yürüyüşler ve hafif egzersizler yaşamın bir parçası olmalıdır” ifadelerini kullandı.
Genetik risk vurgusu
Aort hastalıklarının bazı durumlarda genetik geçiş gösterebildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Diken, “Bu tür vakalarda yalnızca hastayı değil, yakın çevresini de değerlendirmek gerekir. Hastamızın kardeşleri ve çocukları başta olmak üzere birinci derece yakınlarının kardiyolojik taramadan geçmesi erken teşhis açısından büyük önem taşır. Amacımız, aort damarındaki genişleme ya da zayıflamaları, yırtılma gerçekleşmeden önce tespit edebilmek ve gerekli müdahaleyi zamanında yapmaktır. Hastamızın iki kardeşinin de aort diseksiyonu nedeniyle hayatını kaybettiğini de hesaba katarsak, genetik yatkınlığın ne kadar önemli olduğunu idrak edebiliriz” dedi.
Gerçekleştirilen operasyonun teknik detaylarına da değinen Diken, “Aortun tamamını kapsayan yırtılma sebebiyle burayı yapay damar ile yeniledik. Bu yapay damar dayanıklı bir yapıdadır ve aynı bölgede yeniden yırtılma beklenmez. Ancak damarın değiştirilmeyen diğer bölümleri için risk tamamen ortadan kalkmış değildir. Bu nedenle hastalarımızın düzenli kontrollerini aksatmaması gerekir” diye konuştu.
Hastanın yakınları ise başarılı operasyon ve süreçte gösterilen özverili çalışma nedeniyle Prof. Dr. Adem İlkay Diken ile anestezi ekibine teşekkür etti.





