Akıncı, teklifin bir af düzenlemesi olmadığını belirterek, Türkiye'nin yaklaşık 50 yıllık terörle mücadele sürecinin hukuki ve kurumsal bir zemine taşınmasını amaçladığını söyledi.
"Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında hazırlanan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde görüşülecek.
Türkiye'nin terörle mücadelede tarihi bir dönemeçten geçtiğini belirten Akıncı, "Türkiye'nin terörle mücadele kapsamında son 50 yılı içerisinde bir kırılma anı, çok önemli tarihi günlerden geçiyoruz. Çerçeve yasa tasarısı meclise sunuldu. Bu süreç, güvenlik politikalarının hukuki zemine taşınması açısından önemli bir aşamayı temsil ediyor" dedi.
"Bu yasa teklifi kesinlikle bir af kanunu değil"
Teklifin kamuoyunda yanlış anlaşılmaması gerektiğini vurgulayan Akıncı, "Bu yasa teklifi kesinlikle bir af kanunu değil veya herhangi bir kesime yönelik hazırlanmış bir düzenleme de değil. Türkiye'nin yaklaşık 50 yıldır terörle mücadele kapsamında yürüttüğü güvenlik politikalarının hukuksal zemine dönüştürülmesi ve bunun sonucunda toplumsal ile milli bütünleşmenin sağlanmasına yönelik bir adım olarak görülmesi gerekiyor" diye konuştu.
"Silahlı mücadelede önemli başarı sağlandı"
Türkiye'nin 1984 yılından bu yana terörle mücadelede önemli mesafe aldığını ifade eden Akıncı, özellikle son yıllarda gerçekleştirilen sınır ötesi operasyonlar, yerli savunma sanayisindeki gelişmeler, İHA ve SİHA teknolojileri ile istihbarat kapasitesindeki artış sayesinde örgütün hareket alanının büyük ölçüde daraltıldığını belirtti.
Akıncı, "Devlet artık bugün şunu söylüyor; silahlı mücadelede önemli başarı sağlandı. Bundan sonraki süreçte bu başarıyı hukuki ve kurumsal düzenlemelerle kalıcı hale getirmemiz gerekiyor" ifadelerini kullandı.
"PKK'nın tamamen feshi ve silahsızlanması öngörülüyor"
Teklif kapsamında örgütün tamamen feshedilmesinin öngörüldüğünü belirten Akıncı, "PKK-KCK yalnızca silah bırakacağını açıklamıştı. Ancak bu düzenleme kapsamında bütün örgütsel yapının sonlandırılması, tüm silahların teslim edilmesi ve mühimmatın devlete ulaştırılması gerekiyor. Ayrıca bu sürecin güvenlik kurumlarınca doğrulanması öngörülüyor. İlk kez silahsızlanmanın teyidi tamamen devlet kurumlarına bırakılıyor" dedi.
"Yalnızca dağ kadrosuna yönelik bir düzenleme değil"
Düzenlemenin yalnızca silahlı örgüt mensuplarını kapsamadığını dile getiren Akıncı, "Teklif; örgüt kurucuları, yöneticileri, üyeleri, örgüte yardım edenler, propaganda suçu işleyenler ve örgütün finansmanında görev alanları da belirli şartlar altında kapsıyor. Dolayısıyla yalnızca dağ kadrosuna yönelik bir düzenleme olarak değerlendirilmemeli" ifadelerini kullandı.
"Ağır suçlar kapsam dışında tutuluyor"
Doç. Dr. Berat Akıncı, teklif kapsamında bazı suçların istisna tutulduğuna da dikkat çekerek, "Kasten adam öldürme suçunu işleyenler ile müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan hüküm giyenler bu düzenlemenin dışında bırakılıyor. Bu yönüyle kamuoyunda oluşabilecek cezasızlık algısının ve adalet duygusunun zedelenmesinin önüne geçilmeye çalışılıyor" diye konuştu.
Sürecin TBMM çatısı altında yürütülmesinin önemine dikkat çeken Akıncı, düzenlemenin uzun vadede başarılı olabilmesi için geniş bir siyasi uzlaşının gerekli olduğunu ifade etti.
"Türkiye'nin dış politikadaki hareket alanı genişleyebilir"
Teklifin yalnızca iç güvenlik açısından değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Akıncı, düzenlemenin Türkiye'nin dış politikasına da etkileri olabileceğini söyledi.
Akıncı, "Türkiye bu yasayla birlikte hem içeride birlik ve bütünlüğünü güçlendirecek hem de bölgesel aktörlere güçlü bir mesaj vermiş olacak. Kendi terör sorununu çözmüş bir Türkiye'nin dış politika başta olmak üzere bölgesel ve küresel meselelerde daha etkin rol üstlenebilmesi mümkün olacaktır" ifadelerini kullandı.
Çerçeve yasa teklifinde neler var?
Teklife göre, örgütün fiili varlığının sona erdiğinin ve kontrolündeki tüm silah ile mühimmatın teslim edildiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi ve bu tespitin Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararıyla Resmi Gazete'de yayımlanması halinde belirli hükümlülerin cezalarının infazının ertelenebilmesi öngörülüyor.
Düzenlemede, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen kasten öldürme suçundan mahkûm olanlar ile 1 Haziran 2005'ten önce işlenen suçlar nedeniyle müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanlar kapsam dışında tutuluyor.
Toplam 15 yıl veya daha az hapis cezası alanların infazının 5 yıl, 15 yıldan fazla hapis ya da müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanların infazının ise 10 yıl süreyle infaz hâkimi kararıyla ertelenmesi öngörülüyor. Erteleme süresi içerisinde terör suçlarından birinin işlenmesi durumunda infaz hâkimi tarafından erteleme kararının kaldırılması ve cezanın infazına devam edilmesi hükme bağlanıyor.
Kanunun uygulanmasının takibi ve koordinasyonu amacıyla Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında bir kurul oluşturulması planlanıyor. Kurulda Adalet, Dışişleri, İçişleri ve Milli Savunma Bakanları ile Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, MİT Başkanı ve MGK Genel Sekreteri yer alacak.
Kurulun, örgütün tasfiyesine ilişkin gelişmeleri değerlendirmesi ve gerekli görmesi halinde adli, idari ve yasal düzenleme taleplerinde bulunması öngörülüyor. Ayrıca infazı ertelenen kişilerle ilgili süreçlerin takip edilmesi ve belirli sürelerin geçmesinin ardından soruşturma ve mahkûmiyetlerden kaynaklanan hak yoksunluklarının kaldırılması için ilgili yargı mercilerinden talepte bulunulabilmesi düzenleniyor.
MGK kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasından önce işlenmiş ve kanun kapsamına giren suçlar nedeniyle bu tarihten sonra başlatılacak soruşturmaların ise Kurul'un iznine bağlı olması öngörülüyor.
Örgüt mensupları tarafından teslim edilen veya beyan edilen silah, mühimmat, araç, gereç, patlayıcı madde ve diğer malzemeler kayıt altına alınacak. Uygulamanın usul ve esasları, güvenlik kurumlarının görüşü alınarak İçişleri ve Milli Savunma Bakanlıklarınca belirlenecek.
Düzenlemeden yararlanmak isteyenlerin ise MGK kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasının ardından 6 ay içerisinde bulundukları yerdeki Cumhuriyet başsavcılığına veya kurul tarafından görevlendirilecek kurumlara ya da Türkiye'nin dış temsilciliklerine yazılı başvuruda bulunması gerekecek.





