Türk-İş’e bağlı Sendikaların Genel Başkanları, Genel Başkan Yardımcıları ve Türk-İş Bölge Başkanlarının katılımı ile gerçekleşen Başkanlar kurulunda ülke gündemi ve çalışma hayatının önemli konuları ele alınarak değerlendirildi.

Başkan Kurulu toplantısına katılan Türk-İş 4. Bölge Başkanı Edip Gülnar, kurulun sonuç bildirgesini Adana kamuoyu ile paylaştı.
Vergi sistemindeki adaletsizliğin ücretlilerin üzerindeki yükünü artırdığını söyleyen Adana 4. Bölge Başkanı Edip Gülnar, şunları söyledi:
“Türkiye’de gelir dağılımındaki adaletsizlik giderek belirginleşirken, ücretlilerin, dar gelirli kesimlerin ve emeklilerin satın alma gücü gerilemektedir. Çalışanların önemli bir bölümü temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanmakta, asgari ücret yaygın ücrete dönüşmektedir. Vergi sistemindeki adaletsizlik de ücretlilerin üzerindeki yükü artırmaktadır. Çalışanlar, yılın başında aldıkları ücretin net tutarını vergi dilimleri nedeniyle yılın ilerleyen aylarında alamamakta, ücret artışı olmadığı hâlde daha fazla vergi ödemektedir. Örneğin; 2026 yılında aylık brüt 82.575 TL, yani brüt asgari ücretin 2,5 katı ücret geliri elde eden bir çalışanın kümülatif vergi matrahı üzerinden yapılan hesaplamada çalışan, yılın ilk iki ayında yüzde 15’lik, Mart ayında yüzde 20’lik, Haziran ayında ise yüzde 27’lik vergi dilimine ulaşmakta olup eline geçen net ücret bu oranda azalmaktadır. Ekonomik ve sosyal politikalar adil gelir dağılımı ve insanca yaşam temelinde şekillendirilmeli; çalışanların alım gücü korunmalıdır. Vergi dilimleri ücretlileri mağdur etmeyecek şekilde düzenlenmeli ve az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmasını esas alan adil bir vergi sistemi hayata geçirilmelidir.
Otoyol ve köprülerin özelleştirme kapsam ve programına alınması yalnızca çalışanların iş ve gelir güvencesini ilgilendiren bir konu değildir. Karayolları; ulaşım sistemi, ekonomik hayat, kamu güvenliği ve afetlere müdahale kapasitesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Karayolları Genel Müdürlüğünün sorumluluğundaki otoyol, köprü ve bağlantı yolları ile bakım ve işletme tesisleri, kamu hizmetinin sürekliliği anlayışı içinde değerlendirilmelidir.
Bakım, onarım ve işletmede kâr önceliği kamu hizmetinin önüne geçmemeli; yol güvenliği ve hizmet kalitesi tasarruf yapılacak bir alan olarak görülmemelidir. Kamuya ait otoyol ve köprülerin değeri yalnızca bugün elde edilecek ihale bedeliyle ölçülemez. Gelecekte sağlayacağı gelir, toplumsal değer ve ülkenin uzun vadeli ulaşım ihtiyaçları birlikte değerlendirilmelidir. TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu olarak; otoyol ve köprülerin özelleştirilmesine karşı olduğumuzu, bunun yalnızca bağlı sendikamız YOL-İŞ’in ve Karayolu işçilerinin değil, kamu hizmetinin, vatandaşın ulaşım hakkının ve Türkiye’nin geleceğinin meselesi olduğunu bir kez daha ifade ediyoruz.
Yüksek enflasyon nedeniyle ücret artışları kısa sürede anlamını yitirmekte, çalışanların gerçek satın alma gücü gerilemektedir. Ücret politikalarında yalnızca rakamsal artışlar değil, çalışanların gerçek satın alma gücü ve yaşam maliyetleri dikkate alınmalıdır. Ücretlilerin alım gücünü koruyacak ve insan onuruna yakışır bir yaşam standardı sağlayacak ekonomik ve sosyal politikalar uygulanmalıdır.
Sendikal örgütlenmenin önündeki yasal ve uygulamadan kaynaklanan sorunlar devam etmektedir. İşçilerin sendikaya üye oldukları için işten çıkarılmasının önüne geçilmeli; baskı, tehdit ve sendikasızlaştırma uygulamalarına karşı etkili ve caydırıcı tedbirler alınmalıdır.
Toplu iş sözleşmesi, yetki ve işkolu uyuşmazlıklarında yaşanan uzun yargı süreçleri ile grev hakkına ilişkin sınırlamalar giderilmeli; çalışma mevzuatı ILO normlarıyla uyumlu hâle getirilerek sendikal hak ve özgürlükler etkin biçimde korunmalıdır.
İş kazaları ve meslek hastalıkları çalışma hayatının önemli sorunları arasında yer almaktadır. Hiçbir ekonomik gerekçe, işçinin yaşam ve sağlık hakkından daha önemli değildir. İşverenlerin yasal yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesi sağlanmalı, denetimler güçlendirilmeli ve gerekli önlemlerin maliyet gerekçesiyle ertelenmesinin önüne geçilmelidir. İş sağlığı ve güvenliği, tasarruf yapılacak bir alan değildir.
696 sayılı KHK kapsamında kadroya geçirilen işçilerin ücret, ikramiye, sosyal haklar, çalışma koşulları, tayin, pozisyon değişikliği, meslek kodları ve diğer özlük haklarına ilişkin sorunları tamamen çözülememiştir.
Aynı kamu hizmetini yerine getiren işçiler arasındaki farklı uygulamalar sona erdirilmeli, bu işçilerin tüm özlük haklarına ilişkin sorunları giderilerek diğer kamu işçileriyle eşit haklardan yararlanmaları sağlanmalıdır. Emekli olan işçilerin yerine yeni işçi alımları yapılmalıdır.
Taşeron çalışma; güvencesizlik, eşitsizlik ve hak kayıplarına neden olmaya devam etmektedir. 696 sayılı KHK ile önemli sayıda taşeron işçinin kadroya geçirilmiş olması önemli bir adım olmakla birlikte, başta Kamu İktisadi Teşebbüsleri olmak üzere, kapsam dışında kalan işçilerin sorunları sürmektedir. Kamuda taşeron istihdamına son verilmeli, kapsam dışında kalan işçiler ayrım yapılmaksızın kadroya alınmalı ve eşit işe eşit ücret ilkesi hayata geçirilmelidir.
Uzun yıllar çalışma hayatında alın teri döken emeklilerin gelirleri, insan onuruna yakışır bir yaşam sürdürebilecek düzeye çıkarılmalıdır. Emekli aylıklarının satın alma gücü korunmalı, ekonomik ve sosyal yaşam koşulları iyileştirilmeli ve geçmiş dönemlerde ortaya çıkan hak kayıpları giderilmelidir. En düşük emekli aylığı, prim ödeme gün sayısı esas alınarak belirlenmeli ve asgari ücretin altında olmamalıdır.”




