ÇÖZÜM VAR
İmar planlarının güncellenme süreçlerinin uzun sürmesi, kurumlar arası koordinasyon eksikliği, farklı kamu kuruluşlarından alınması gereken görüş ve onayların zaman almasının da ruhsat süreçlerini yavaşlattığını söyleyen Gülcan, “Ayrıca deprem sonrası mevzuatta yapılan değişiklikler ve denetimlerin artması da bazı bölgelerde işlemlerin uzamasına neden olabiliyor. Çözüm için dijital ruhsat sistemlerinin yaygınlaştırılması, kurumlar arasında veri paylaşımının güçlendirilmesi ve süreçlerin belirli sürelerle sınırlandırılması gerekiyor.” dedi.
KONUT FİYATLARINA YANSIYOR
Ruhsat bekleyen projelerde zaman kaybının doğrudan maliyet artışı anlamına geldiğine de dikkat çeken AYAMDER Başkanı Tamer Gülcan, “İnşaat sektörü yüksek enflasyon ve sürekli değişen girdi fiyatlarıyla çalıştığı için birkaç aylık gecikme bile proje bütçelerini önemli ölçüde etkileyebiliyor. Finansman maliyetleri, işçilik giderleri ve malzeme fiyatlarındaki artışlar yatırımcıların yükünü artırırken, konut fiyatlarına da yansıyor.” ifadelerine yer verdi.
DEPREM BÖLGESİNDE GÜVENLİ YAPI FAZLASIYLA ÖNEMLİDİR
Adana’nın deprem riski taşıyan kentlerden biri olması nedeniyle güvenli yapı üretiminin büyük önem taşıdığını belirten Gülcan, teknik anlamda güvenli konut üretiminin önünde ciddi bir mühendislik engeli bulunmadığını ifade etti. Ancak artan inşaat maliyetleri, arsa fiyatları, finansmana erişim güçlükleri ve bazı bölgelerdeki imar sorunlarının süreci zorlaştırdığını vurgulayan Gülcan, özellikle kentsel dönüşüm projelerinde mülkiyet anlaşmazlıkları ve ekonomik koşullar nedeniyle istenen hızın yakalanamadığını söyledi.
Gülcan, buna rağmen güncel deprem yönetmeliklerine uygun projelerin hayata geçirilmesiyle daha güvenli bir yapı stokunun oluşturulmasının mümkün olduğunu kaydetti.
KALİFİYE ELEMAN SIKINTISI YAŞANIYOR
Sektörde kalifiye eleman sıkıntısı olduğunu ifade eden Gülcan, “Sektörün en çok dile getirdiği sorunlardan biri kalifiye eleman eksikliği. Usta, kalıpçı, demirci, kaynakçı, operatör ve teknik personel bulmak giderek zorlaşıyor. Gençlerin mesleki eğitime ilgisinin azalması ve bazı deneyimli çalışanların farklı sektörlere yönelmesi bu açığı büyütüyor. Mesleki eğitim programlarının güçlendirilmesi ve sektörün cazibesini artıracak düzenlemelerin yapılması gerekiyor.” dedi.
İnşaat sektörünün başlıca sorunlarını da şöyle sıraladı:
“Yüksek finansman maliyetleri ve krediye erişim zorlukları, inşaat malzemelerindeki fiyat dalgalanmaları, arsa maliyetlerinin yükselmesi, ruhsat ve izin süreçlerinin uzunluğu, kalifiye iş gücü eksikliği, kentsel dönüşüm projelerindeki hukuki ve ekonomik sorunlar, talep daralması ve konut alım gücündeki düşüş... Bu sorunlar sektörün üretim kapasitesini ve yatırım iştahını doğrudan etkiliyor.
İnşaat sektörü yalnızca konut üreten bir alan değil, aynı zamanda yüzlerce alt sektörü besleyen ve ekonomiye önemli katkı sağlayan stratejik bir sektör. Özellikle deprem gerçeğiyle yaşayan Türkiye’de güvenli yapılaşma ve kentsel dönüşüm çalışmalarının hızlandırılması büyük önem taşıyor. Kamu, yerel yönetimler ve sektör temsilcilerinin ortak akılla hareket etmesi; ruhsat süreçlerinin hızlandırılması, finansman imkânlarının artırılması ve nitelikli iş gücünün yetiştirilmesi hâlinde sektör daha güçlü bir büyüme ivmesi yakalayabilir.”





