Araştırmacı gazeteci Uğur Mumcu anısına düzenlenen, Adalet ve Demokrasi Haftası nedeniyle açıklama yapan Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Adana Şuba Başkanı İsa Kayadan, ‘‘31 Ocak 1990 akşamı evinin önünde iki kahpe kurşunla katledilen Kurucu Genel Başkanımız Prof. Dr. Muammer Aksoy’un, 3 yıl sonra da 24 Ocak 1993 sabahı otomobiline konulan bomba ile alçakça paramparça edilen Kalpaksız Kuvvacımız Uğur Mumcu’nun yaşamdan koparılmaları, batı emperyalizminin ülkemizi güdümünde tutma amaçlı 90’lı yıllar seri aydın cinayetlerini başlatan kanlı eylemleridir’’dedi.

Amerikancı 12 Mart 1971 faşizminin demokrasiyi rafa kaldırıp özgürlükçü 1961 Anayasasını budamasıyla girilen Kemalist Cumhuriyet’ten kopma yolculuğunun ABD başkanı Carter’in girişimi ve Kenan Evren Cuntası’nın 12 Eylül 1980 faşist darbesiyle sürdürüldüğünü savunan Kayadan, ‘’Antidemokratik 1982 Anayasası ve darbe hukuku ile sosyal yaşam, toplumsal örgütlenme, basın özgürlüğü, üniversite özerkliği ve kültür-sanat ortamı baskı altına alınarak bugünlerin zemini oluşturulmuş, süreçte ülkemiz önce neoliberal soygun düzenine, ardından da 2000’li yılların emperyal destekli Siyasal İslam çıkmazına mahkum edilmiştir’’ifadesine yer verdi.

Kurucu üyeleri Doç. Dr. Bahriye Üçok, Çetin Emeç, Turan Dursun, Musa Anter cinayetlerinin ardından Mumcu’nun da öldürülmesinin toplumda büyük infial yarattığını anımsatan Kayadan, şöyle devam etti:

‘‘ Yüz binler Ankara’ya aktı. Yetkililer bu suikastın mutlaka çözüleceği sözünü verdilerse de duvardaki o tuğla bir türlü çekil(e)medi. Çekil(e)medi çünkü; Uğur Mumcu da hocası Muammer Aksoy gibi Aramco’dan PKK’ya pek çok hain çarka çomak sokmuş, emperyalistlerle dinci ve bölücü uşaklarını ziyadesiyle huzursuz etmişti. Sonuç olarak, o hain tuğla o menhus duvarı ayakta tutmaya devam ediyor hâlâ.

Muammer Aksoy ve Uğur Mumcu yürekli Kemalist Devrimciler, kararlı Laik Cumhuriyetçiler, sözlerine güvenilen saygın toplum önderleri ve gerçek aydınlar oldukları için yok edildiler. Bu nedenle yapılması gereken, sadece katlediliş yıl dönümlerinde kırmızı karanfiller ve nutuklarla anmak değil, uğruna can verdikleri düşüncelerini, değerlerini, hedeflerini savunmak ve kitleselleşmelerini sağlamak, Uğur Mumcu’nun ‘Laiklik ilkesini savunmak için Atatürk gibi yürekli, Atatürk gibi inançlı olmak gerekir. İzinden gittiklerini söyleyenler gibi ürkek, kararsız ve inançsız değil.’diyen sesine kulak vermektir.

Emperyal tertipler bunlarla bitmedi bilindiği gibi. Jandarma Genel Komutanımız Orgeneral Eşref Bitlis’i, Genel Başkan Yardımcımız Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı’yı, üyemiz Necip Hablemitoğlu’nu, Diyarbakır Emniyet Müdürümüz Ali Gaffar Okkan’ı da katleden aynı karanlık odaklar eş zamanlı olarak, CIA marifetiyle örgütledikleri F Tipi Cemaat (artık FETÖ deniyor) yapılanmasını güçlendirip yaygınlaştırdılar. Hareketin başına getirdikleri, milyarlarca dolar kaynağa ulaşmasını ve dünyanın dört bir yanında okullar açmasını kolaylaştırdıkları İzmir Kestane Pazarı’nın sümüklü vaizini “Dinler arası diyalog” palavrasıyla Papayla bile görüştürerek parlattılar, adeta siyasi kıble konumuna getirdiler. İktidar tarafından da yıllarca desteklenip devlette kadrolaşmasına olanak sağlanan ve ne istediyse verilen bu Muhterem Hoca Efendi Hizmet Hareketi nin nelere neden olduğu ise herhalde herkesin malumudur. Hal bu iken, yine emperyalizm işbirlikçisi diğer tarikat ve cemaatlerle iş tutulduğu da, Irak’tan Libya ve Suriye’ye bölgemizde yaşananlar bağlamında ülkemizin içine düşürüldüğü durum da ortadadır.

Sözün özü; Batı emperyalizmi 100 yıllık Laik Türkiye Cumhuriyeti’ni din devletine dönüştürerek parçalama hedefine bu kez BOP ile yürüyor ve artık niyetini ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın ağzından açık açık dillendirmekten de çekinmiyor.

Öyleyse her yurttaşımız, Atatürk’ün 20 Ekim 1927 tarihinde 6 gündür okumakta olduğu Nutuk’un son sayfasındaki ‘Bugün ulaştığımız sonuç, asırlardan beri çekilen millî felâketlerin yarattığı uyanıklığın eseri ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir.

Bu sonucu, Türk gençliğine emanet ediyorum.’ sözlerini ve devamında ‘Ey Türk İstikbalinin Evladı, İşte bu ahval ve şerait için de dahi vazifen Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!’ diyerek verdiği görevi daima aklında tutmak zorundadır.

Birlik Vakfı Genç Birlikten Fatih Kocaispir’e Ziyaret
Birlik Vakfı Genç Birlikten Fatih Kocaispir’e Ziyaret
İçeriği Görüntüle

Türk Ulusu, değişmez önderinin bu kutsal emanetine mutlaka sahip çıkacak, verdiği görevi her ahval ve şeraitte yapacak, katledilen evlatlarının hesabını da soracak, tüm emperyal tuzakları da bozacak ve Cumhuriyetini ilelebet payidar kılacaktır.

Atatürkçü Düşünce Derneği olarak, Kemalizm’in namus sesini bir sis çanı gibi yurdumuz semalarına asarak Yeniden Atatürk Cumhuriyeti’ne ulaşma azim ve kararımızla başta Muammer Aksoy ve Uğur Mumcu olmak üzere bütün devrim şehitlerimizi minnet ve şükranla anıyor, aziz hatıraları önünde tazimle eğiliyoruz.’’

Haber Merkezi

Kaynak: Haber Merkezi