GÜÇLÜ SAHİPLENME

Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın tutukluluğunun 200. gününde gerçekleştirlen mitinge ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özsoy, halkın Büyükşehir Beleldiye Başkanı Zeydan Karalar’a, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin’e ve Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar’a güçlü bir şekilde sahip çıktığını vurguladı.

AÇIK BİR İTİRAZ

Özsoy, “Büyükşehir Belediye Başkanımız Zeydan Karalar’ın tutukluluğunun 200. günü nedeniyle düzenlenen mitingde Adanalı hemşehrilerimiz, seçtikleri belediye başkanlarını görevlerinin başında görmek istediklerini bir kez daha net biçimde ortaya koymuştur. Bu buluşma, uzun tutukluluk sürelerine açık bir itirazdır” dedi.

ADALET VE DEMOKRASİ TALEBİ

Meydanda toplanan binlerce kişinin tepkisinin yalnızca belediye başkanlarına yönelik hukuksuz uygulamalara değil, ülkedeki adaletsiz hukuk sistemine ve demokrasiye yönelik haksızlıklara karşı da olduğunu ifade eden Özsoy, “Bu itiraz topyekûn bir adalet ve demokrasi talebidir. Adanalılar artık bu ülkenin evrensel standartlarda demokrasi ve hukuk devleti ilkeleriyle yönetilmesini istemektedir” diye konuştu.

Belediye başkanlarına yönelik davaların hukukun siyasallaştırılmasının bir sonucu olduğunu savunan Özsoy, adil ve bağımsız yargılama çağrısında bulundu.

Büyükşehir’den Eğitime Güçlü Destek: Eğitmenler İçin 3 Günlük Program
Büyükşehir’den Eğitime Güçlü Destek: Eğitmenler İçin 3 Günlük Program
İçeriği Görüntüle

Çukurova Metropol Yazarı Murat Yıldız’a konuşan Özsoy, iktidarın emekli politikasını da sert sözlerle eleştirdi

Emeklilik meselesinin artık yalnızca bir sosyal güvenlik başlığı olmaktan çıktığını belirten Özsoy, yaşanan tablonun gelir dağılımı adaletsizliğinin en açık göstergesi olduğunu söyledi.

Emeklilerin yıllarca çalışıp, üreten, prim ödeyen; devletine yük değil, hakkını alması gereken yurttaş olduğunu vurgulayan Özsoy, şu ifadelere uyer verdi:

‘‘Ancak gelinen noktada emekliler, bırakın insanca yaşamayı, temel ihtiyaçlarını karşılamaktan bile uzak bir gelire mahkûm edilmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak şunu açıkça söylüyoruz; Bir ülkede emekli açsa, o ülkede ekonomi büyümüyor demektir; sadece belli bir kesim zenginleşiyordur. Bugün Türkiye’de yaşanan da budur. Ücretler, maaşlar ve emekli aylıkları baskılanırken; kira, gıda, enerji ve sağlık giderleri hızla artıyor. Bu tabloda kaybeden emeğiyle yaşayan milyonlar, kazanan ise en tepede bir avuç ayrıcalıklı kesim oluyor. Emeklinin sorunu sadece ‘maaş az’ sorunu değildir. Emeklinin sorunu; adaletsiz vergi sistemi, yüksek enflasyon ve bozuk gelir paylaşımıdır. Bugün gelir adaletsizliği derinleştiği için emekli pazara çıkmadan hesap yapıyor, ilaca para yetiştiremiyor, torununa harçlık veremiyor, evinin kirasını ödeyemiyor. Bu, sosyal devlet açısından kabul edilemez bir durumdur. CHP’nin yaklaşımı nettir; Emekliyi sadakaya muhtaç etmeyen, hakkını teslim eden bir düzeni savunuyoruz. Emeklilerin aylıkları gerçek hayat pahalılığı karşısında korunmalı, alım gücü yeniden ayağa kaldırılmalıdır. Emeklilik, bir ömür emeğin karşılığıdır; yoksullukla cezalandırılacak bir dönem değildir. Ayrıca altını çizmek isterim: Bugün emekli maaşını artırmak ‘popülizm’ değildir; adaletin gereğidir. Çünkü kaynak var. Sorun kaynak yokluğu değil, kaynakların kim için kullanıldığıdır. Biz, ülkenin kaynaklarının bir avuç insana değil, bu ülkenin emeklisine, işçisine, çiftçisine, memuruna, yani halka dönmesini savunuyoruz.’’

İNSANCA YAŞANACAK BİR TÜRKİYE MÜMKÜN

Emeklilerin insanca yaşadığı bir Türkiye’nin mümkün olduğunu kaydeden Özsoy, ‘’Bunun için yapılması gereken bellidir; Gelir dağılımını düzeltmek, adil bir vergi sistemi kurmak, enflasyonu kalıcı şekilde düşürmek ve sosyal devlet ilkesini yeniden ayağa kaldırmak. CHP’nin emekli politikası da tam olarak bu anlayış üzerine kuruludur. Biz Çukurova’da sahada şunu görüyoruz: Emekliler artık geçim değil, hayatta kalma mücadelesi veriyor. Bu düzen değişmek zorunda. CHP olarak biz, emekliyi görmezden gelen değil, emekliyi baş tacı eden bir anlayışla yol yürüyoruz. Çünkü bu ülkenin emeklisi, bu ülkenin onurudur.''diye konuştu.

TOPLUMUN ADALET DUYGUSUNA DARBE VURULDU

Yerine kayyum atanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in yargılandığı “kent uzlaşısı” davasında 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmasını da değerlendiren Özsoy, ‘‘Esenyurt’un seçilmiş Belediye Başkanı Sayın Ahmet Özer hakkında verilen mahkûmiyet kararı, hukuk devleti ilkesine ve toplumun adalet duygusuna ağır bir darbe vurmuştur’’dedi.

Bu kararın yalnızca bir kişiye yönelik bir yargılama süreci olmadığını savunan Özsoy, ‘‘Bu karar aynı zamanda seçilmiş iradeye ve demokratik yerel yönetime dönük bir müdahale niteliği taşımaktadır. Bu mahkumiyet Siyasal iktidarın hiçbir konuda demokratikleşme gibi bir niyeti olmadığını, demokrasi kaygısı olmadığını göstermektedir. Türkiye’nin ihtiyacı; siyasi rekabeti yargı eliyle dizayn etmek değil, adaletin tarafsızlığına güven duyulan bir düzeni güçlendirmektir’’ifadesine yer verdi.

Kaynak: Haber Merkezi