Panelde, deprem riskleri, Adana’nın yapı stoku ve aktif fay hatları masaya yatırıldı. Etkinlikte Prof. Dr. Abdulazim Yıldız, Prof. Dr. Ahmet Beycioğlu, Prof. Dr. Barış Binici, Prof. Dr. Mustafa Laman ve Prof. Dr. Ulvi Can Ünlügenç de sunum yaptı.
Deprem alanındaki çalışmalarıyla bilinen Prof. Dr. Süleyman Pampal da panelde olası afetler ve riskli bölgeler hakkında değerlendirmelerde bulundu. İHA muhabirine konuşan Prof. Dr. Pampal, 6 Şubat depremlerinin Adana ve Kozan’daki etkilerine dikkat çekti.
6 Şubat’ta Adana’da yaklaşık 500 can kaybı yaşandığını hatırlatan Pampal, yaşanan depremlerin merkezinin Adana olmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Adana'nın depremi değildi. Bu deprem, Kahramanmaraş merkezliydi. Birinci depremde Doğu Anadolu Fayı'nın, ikinci depremde ise Çardak Fayı'nın kırılmasıyla oluşan biri 04.17'de, ikincisi 13.24'te meydana gelen 7,8 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerde can kaybı ortaya çıktı. Hem Adana hem Kozan için bu kayıpları konuştuk, büyük acılar yaşadık.”
“Tehlike oldukça yüksek”
Bölgedeki aktif faylara işaret eden Prof. Dr. Pampal, Adana ve çevresindeki yerleşimlerin ciddi deprem riski altında olduğunu vurguladı. Pampal, özellikle Kozan ve çevresindeki fay hatlarına dikkat çekerek şunları söyledi:
“Bu bölgenin yakın tehlike kaynakları var. Adana'nın ilçeleriyle özellikle kuzeydoğu kesiminde yer alan Kozan, Feke, Saimbeyli, Aladağ. Biraz daha doğuda Kadirli, Sumbas, Ceyhan ve Osmaniye, aktif faylara daha yakın yerleşim alanlarıdır. Bu fayların pek çoğu 7'ye kadar deprem üretme potansiyeline sahip. Kozan'a özelde gelecek olursak, Kozan'ın kuzeyinde ve kuzeydoğusunda Akçaluşağı Fayı, Bozdoğanuşağı Fayı, yaz çalışmalarımda belirlediğim Gezitdağ Fayı ve Yardibi Fayı gibi aktif faylar var. Bu faylar 6 ve üzeri büyüklükte deprem üretme potansiyeline sahip. Tarihi geçmişe bakınca 1269'da bu bölgede yıkıcı bir deprem yaşandığını görüyoruz. Adana'nın kuzeydoğu kesimindeki yerleşim alanlarında, Kozan dâhil, tehlike maalesef söz konusu ve oldukça yüksek.”
İstanbul için Marmara uyarısı
İstanbul açısından en büyük riskin Marmara Denizi içerisindeki kırılmamış fay parçası olduğunu belirten Pampal, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü:
“İstanbul'la ilgili baştan itibaren benim görüşüm şu. Kuzey Anadolu Fayı'nın kuzey kolu, İstanbul'un Avrupa yakasının güneyinden, kıyıya paralel şekilde Silivri açıklarından Tekirdağ ve Ganos'a kadar uzanır. 1912'de Ganos Fayı kırıldı ve 7,3'lük deprem üretti. Sonra doğuya doğru kırılmalar devam etti. 2009 ve 2011'de 5,5 ve 5,9'luk depremler oldu. 23 Nisan 2024'te 6,2'lik deprem İstanbul'a iyice yaklaştı. 1766'da İstanbul'u yıkan iki deprem de bu fay üzerinde gerçekleşti. Bu fayın doğuya doğru, Büyükçekmece açıklarından Eminönü'ne kadar olan kesiminde kırılmamış bir parça var. Bu yaklaşık 30-35 kilometre civarında. Deniz altında olduğu için net konuşamıyoruz ama bu parça kırılmadı ve kırılacak.”
“7’ye yakın büyüklükte deprem”
İstanbul için daha önce yaptığı uyarıları hatırlatan Prof. Dr. Pampal, olası depremin büyüklüğüne ilişkin şu değerlendirmede bulundu:
“Ben 23 Nisan'dan sonra 6,5-7,0 arasında bir deprem daha olacak demiştim. Aynı fikirdeyim. 7'ye yakın büyüklükte bir depremi İstanbul maalesef yaşayacak. Bu fay kırılacak ve süreç tamamlanmış olacak. Son yıllarda Amerika'da, New York Times'a kadar konu oldu. Nature dergisinde bilimsel makaleler yayımlandı. İstanbul'un deprem tehlikesi oldukça yüksek ve yakın. Çünkü tekrarlanma süresi dolmuş görünüyor.”
Güney kol için de risk sürüyor
Kuzey Anadolu Fayı’nın güney kolunun da tehlike oluşturduğunu ifade eden Pampal, sözlerini şu uyarıyla tamamladı:
“Kuzey Anadolu Fayı'nın güney kolu üzerinde de yıkıcı deprem beklentisi var. İznik-Gemlik-Pamukova arasında uzanan fay, 1065'ten sonra kırılmamış. 1065'te 7 büyüklüğünde deprem üretmiş ve İznik'in bir kısmını sular altına gömmüş. Bu fayın 7-7,5 arası deprem üretme potansiyeli var. Kırılması hâlinde İstanbul'u, Bursa'yı, İznik'i ve Orhangazi'yi etkileyecektir. Marmara depremleri maalesef bekleniyor, tehlike yüksek. Riskleri azaltmaktan başka çare yok.”




