Adana 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ilk duruşmasında mahkeme, sanığın tutukluluk halinin devamına hükmederken, duruşmayı 12 Kasım 2026 tarihine erteledi.
İddiaya göre Dilan Öztürk, psikolojik ve fiziksel şiddet gördüğünü öne sürdüğü iş insanı Ali K.'den yaklaşık üç yıl önce boşandı. Boşanmanın ardından eski eşi hakkında tehdit iddiasıyla uzaklaştırma kararı aldıran Öztürk, tehditlerin sona ermesi üzerine bu kararı uzatmadı.
Olay, 26 Mart'ta çocukları A.K. (5) ile Ş.K.'yi (7) okula götürmek üzere evden çıktığı sırada meydana geldi. İddiaya göre sabah saatlerinde çocuklarını görmek istediğini söyleyen Ali K., bir süre sonra apartmandan çıkan Dilan Öztürk'ün önünü keserek tabancayla ateş açtı. Bacaklarından yaralanan Öztürk'e daha sonra otomobilini sürdüğü öne sürülen Ali K., çevrede bulunan kişilerin müdahalesi üzerine olay yerinden kaçtı.
Olayın ardından Çukurova İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne giderek teslim olan Ali K.'nin ifadesinde, "Çocuklarımın gözleri önünde kazayla oldu. Benim yaralama gibi bir düşüncem yoktu" dediği öğrenildi.
28 Yıla Kadar Hapis İstemi
Soruşturmanın tamamlanmasının ardından hazırlanan iddianameyi kabul eden Adana 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi, tutuklu sanık Ali K.'nın "boşandığı eşe karşı kasten öldürmeye teşebbüs", "ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma, taşıma veya bulundurma" ve "silahla tehdit" suçlarından 28 yıla kadar hapis istemiyle yargılanmasına karar verdi.
"Tetiğe kimin bastığını hatırlamıyorum"
Duruşmada savunma yapan sanık Ali K., olayın anlatıldığı şekilde gerçekleşmediğini öne sürerek şu ifadeleri kullandı:
"Dilan, benim elime müdahale ederken tabanca ateş aldı. Tetiğe kimin bastığını hatırlamıyorum. Dilan'ın nasıl yaralandığını fark etmedim. Yaşadığım sinir krizi nedeniyle toprağa doğru iki el ateş ettim. Sonrasında aracıma binerek olay yerinden uzaklaştım. Tabancayı da araçtan dışarı attım. Dilan'a yönelik 'Senin kafana sıkacağım' ifadesini kullanmadım. Suçlamaları kabul etmiyorum. Tahliyemi ve beraatımı talep ederim."
Dilan Öztürk ise sanığın beyanlarının gerçeği yansıtmadığını ifade etti.
Mahkemeden Tutukluluğun Devamı Kararı
İlk duruşmanın ardından Adana 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek davayı 12 Kasım 2026 tarihine erteledi.
"Şans eseri buradayım"
Duruşma sonrası basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Dilan Öztürk, şu ifadeleri kullandı:
"Bugün burada tamamen şans eseri hayatta kalan ve benim gibi hayatta kalamayan ya da hayatta kalabilmek için mücadele eden tüm kadınların sesi olmak için bulunuyorum. Mahkemeden beklediğimiz sonucu kısmen de olsa aldık. Ben burada intikam peşinde değil, adalet arayan bir anne olarak yer aldım. Artık çocuklarımla birlikte huzur, sağlık ve mutluluk içinde yaşamak istiyorum. Ancak ne onların yaşadığı travmaların önüne geçebiliyorum ne de bir anne olarak onları bu acılardan tamamen koruyabiliyorum."
Sanığın hak ettiği cezayı almasını istediğini belirten Öztürk, açıklamasını şu sözlerle sürdürdü:
"Bu, gerçekten anne olabilmiş tüm annelerin en büyük çıkmazlarından biridir. İçeride sanık, çocuklarım üzerinde hiçbir etkisi, ilgisi ve şefkati olmadığı halde, onları gerekçe göstererek indirim almaya çalıştı. Ancak adaletimiz ve mahkeme bu durumu göz ardı etmedi; sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Dilerim adalet hak ettiği şekilde yerini bulur. En büyük temennim ise bundan sonra hiçbir kadının, hiçbir insanın ölüm korkusuyla yaşamak zorunda kalmamasıdır."
"Adalet yerini bulana kadar mücadeleyi bırakmayacağız"
Dilan Öztürk'ün avukatı Şirin Şeyma Bulut ise duruşmanın ardından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
**"Duruşma, beklediğimiz şekilde ilerledi. Sanık, olayın istemeden ve kastı olmadan gerçekleştiğini, kazara yaşandığını öne sürdü. Ancak gerek kamera kayıtları gerekse görgü tanıklarının ifadeleri, bunun kasten gerçekleştirilen bir eylem olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Dosyadaki eksiklikler giderilip tüm deliller toplandığında bu durum çok daha net bir şekilde ortaya çıkacaktır. Müvekkilim, üç yıl süren bir cehennemin içinden şans eseri kurtulmuş bir kadın. Dilan da yalnızca boşandığı, Medeni Kanun'un kendisine tanıdığı hakkı kullandığı ve kendisine yeni bir hayat kurduğu için, bunu kabullenemeyen bir erkek tarafından öldürülmek istendi. Sanık hayatına istediği gibi devam ederken, Dilan'ın kendi hayatını sürdürmesine tahammül edilmedi. Dilan için adalet yerini bulana kadar da bu mücadeleyi bırakmayacağız."




