Buğday üretiminden çiftçi borçlarına, tarımsal desteklerden ithalata kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulunan Barut, uygulanan politikaların tarım sektörünü çıkmaza sürüklediğini savundu.
Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin geneli üzerine CHP Grubu adına söz alan Barut, ekonomik ve siyasi krizin toplumun tüm kesimlerini etkilediğini belirterek tarımın stratejik önemine vurgu yaptı.
“Önceliğimiz Gıda Egemenliğidir”
Konuşmasında gıda güvenliğinin milli bir mesele olduğuna dikkat çeken Barut, şu ifadeleri kullandı:
"Bu krizin ve adaletsiz ekonomik düzenin, insanlığın beslenmesinden huzuruna kadar her şeyi yıkıp geçtiği bir dönemi yaşıyoruz. Aslında birincil önceliğimiz ve aslında sorumluluğumuz, millî beka da sayılan gıda egemenliğimizi güvence altına almak, üreticimizi ve tüketicimizi korumak, tarım alanlarının ve su kaynaklarımızın doğru kullanımıyla üretimin sürdürülebilirliğini sağlamaktır. Mazot ve gübre gibi en önemli temel girdiler hem ülkemizdeki ekonomik kriz hem dünya çapındaki kriz nedeniyle bu dönemde en büyük sorun hâline gelmiştir."
Buğday Fiyatlarına Tepki
Tarımsal üretim ve çiftçilerin yaşadığı sorunların çözülmesi gerektiğini ifade eden Barut, açıklanan buğday alım fiyatlarının üreticilerin beklentilerinin altında kaldığını öne sürdü.
Barut, konuşmasında şunları söyledi:
"Çiftçilerimizin içerisinde bulunduğu ve yaşadığı sorunları çözmek, onları konuşmak, onların sorunlarına çare bulmak gerekirken maalesef tarımla ilgisi olan, olmayan konularla dolu torba kanunu burada görüşüyoruz. Mesela, buğday konusu. Buğdayda daha yeni Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından çiftçilerimizin beklentisi altında bir fiyat açıklandı yani 16,5 lira. Bu 16,5 liralık fiyat, geçtiğimiz yılki 13,5 lirayla baz alırsanız yüzde 22 civarında bir artış demek. Oysaki tarımda nereden baksanız yüzde 50'leri bulan bir enflasyon var."
Barut, destekleme hesaplamaları ve verimlilik rakamları üzerinden yapılan değerlendirmelerin üreticiler açısından yanıltıcı sonuçlar ortaya çıkardığını da savundu.
“112 Milyon Ton Buğday İthal Edildi”
Türkiye'nin buğday üretimindeki gerilemeye dikkat çeken Barut, ekim alanlarının yıllar içinde ciddi oranda azaldığını belirtti.
"Türkiye'deki ekim alanlarının yüzde 40'ı buğday ekimi alanlarıdır. 2002 yılında 93 milyon dekar ekili alan bugün 70 milyon dekara gerilemiştir. Tüm AKP iktidarı döneminde 112 milyon ton buğday ithal edilmiş, 31 milyar dolar parayı yurt dışına vererek ithalat yapılmıştır. Bugün bu 31 milyar dolar buğday üreticisine, kendi yerli üreticimize verilmiş olsaydı bugün üreticilerimizin durumu daha da iyi olurdu."
Barut, nüfus artışına rağmen buğday ihtiyacına ilişkin açıklanan rakamların da yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Çiftçi Borçlarına Dikkat Çekti
Tarım sektöründe yaşanan sorunların temelinde uygulanan ekonomik ve siyasi politikaların bulunduğunu öne süren Barut, çiftçilerin artan maliyetler nedeniyle krediye bağımlı hale geldiğini söyledi.
"2004 yılında çiftçilerimizin bankalara borcu 4,5 milyar TL iken 2025 yılı sonu itibarıyla çiftçinin borcu 1 trilyon 300 milyar liraya dayanmıştır. Çiftçi artık üretim yapabilmek için kamu politikalarına değil, kamu bankaları ile özel bankaların kredilerine ve onların mekanizmalarına bağımlı hâle gelmiştir."
Artan mazot, gübre, tohum ve yem maliyetlerinin üreticiler üzerindeki yükü büyüttüğünü ifade eden Barut, yüksek faiz oranlarının da çiftçilerin borçlarını çevirmesini zorlaştırdığını dile getirdi.
“Tarımını Hor Gören Yarını Zor Görür”
Meclis Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada tarım sektörüne daha fazla destek verilmesi gerektiğini belirten Barut, AK Parti sıralarına dönerek şu çağrıda bulundu:
"Çiftçinin sesini, feryadını duyun. Nedir sizin bu çiftçiyle alıp veremediğiniz? Çiftçi olmazsa kimse olmaz, çiftçi olmazsa aç kalırız. Tarımını hor gören, yarını zor görür."
Tarımsal Destekler Gündemde
Tarım Kanunu'nda yer alan destekleme hükümlerine de değinen Barut, yıllar içerisinde çiftçilere verilmesi gereken desteklerin tam olarak karşılanmadığını savundu.
"Verilere göre 2007 ile 2026 döneminde tarıma verilmesi gereken tüm desteğin -bu Tarım Kanunu 2006 yılında çıkarıldı- 2 trilyon 671 milyar olması gerekirken fiilen ödenen destek şu anda 686 milyar lirada kalmıştır. Çiftçiye verilmesi gereken bu kaynağın yaklaşık yüzde 74'ü ödenmemiştir yani bu iktidarın çiftçiye 1 trilyon 986 milyar borcu var."
Barut, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için yerli üreticinin desteklenmesi gerektiğini belirterek konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
"İthalat sorununun yanı sıra tarımsal girdilerin küresel piyasalara aşırı bağımlı hâle gelmesi büyük sorundur. Yerli üreticiyi destekleyin, tarımı destekleyin, o da ülkemizi doyursun."





