Adana’da 28 yaşındaki sınıf öğretmeni Fatma Tan, 3 ay önce 5 yaşındaki oğlu Yamaç Bartu ve kız kardeşi Zozan Koç’u da yanına alıp, Ankara’ya doğdu yola çıktı. Tan, sis ve dolu nedeni ile görüş mesafesi azalınca; hızını düşürüp orta şeride geçti, ancak bu esnada hızla gelen Ö.K., lüks cipiyle onlara çarpıp, Tan’ın ölümüne; Koç’un da ağır yaralanmasına sebep oldu, ancak yine de serbest bırakıldı. 10 günlük yaşam savaşını kazanan Zozan Koç, “Bir kişinin de ağır yaralanmasına neden olan sürücünün hiç kusuru olmaması adil değil. Kaza raporlarına itiraz ettik. Adalet istiyorum” dedi. Ailenin avukatı ise, Ö.K.’nin kaza anındaki hız limitinin tespit dahi edilmediği gibi etkin bir soruşturma yürütülmediğini öne sürdü.

GÖRÜŞ MESAFESİ AZALDI

Sınıf öğretmeni olan Fatma Tan (28), boşandığı eşinden olan 5 yaşındaki oğlu Yamaç Bartu ve kız kardeşi Zozan Koç’u (20) da yanına alıp, 10 Nisan’da Adana’dan Ankara’ya doğru kendi aracıyla yola çıktı. Tan, Niğde-Ankara Otoyolu’nda ilerlerken, dolu ve sis nedeniyle görüş mesafesi azalınca; hızını düşürüp orta şeritte ilerlemeye başladı. Bu esnada arkadan lüks cipiyle seyir halinde olan Ö.K., Tan’ın kullandığı araca arkadan çarptı.

Boşanma Aşamasındaki Eşini Valilik Önünde Boğmaya Çalıştı Boşanma Aşamasındaki Eşini Valilik Önünde Boğmaya Çalıştı

ABLA ÖLDÜ; KARDEŞİ YARALI

Kontrolden çıkan araba, bariyerlere çarparak durabildi. Kazada Fatma Tan hayatını kaybetti; Zozan Koç ise ağır yaralandı. Cipi hurdaya dönmesine rağmen, kazadan yara dahi almadan kurtulan Ö.K., olayın ardından gözaltına alındı. Emniyetteki ifadesinde; “Seyir halindeyken, diğer araç her ne olduysa bir anda önümde yan şekilde durdu ve yola dik hale geldi. Her ne kadar frene bassam da mesafe yeterli olmadığı için duramayıp, araca yandan çarptım” dedi.

10 GÜNLÜK YAŞAM SAVAŞI

Ö.K., “Kazadan kaçınmak için yapabileceğim bir şey yoktu. Kazadan sonra aracımdan indim ve diğer araçtakilere ilk müdahaleyi yaptım. Kazada benim herhangi bir kastım veya kusurum yok” savunmasını yaptı. Bu ifadenin ardından Ö.K., soruşturmaya bakan savcının talimatıyla polis merkezinden serbest bırakıldı. Zozan Koç ise, yoğun bakımda 10 gün süren yaşam savaşını kazandı, ancak ablasının ölüm haberiyle bir kez daha yıkıldı.

‘TAKİP MESAFESİ’ BIRAKMADI

Tedavisinin ardından taburcu edilen Koç, iki çocuğuyla birlikte ailesinin evine gitti. Yaşadığı olayın hala şokunda olan Koç, “Bize çarpan araçsa çok yakındı. Aramızda 2 metre bile yoktu. Sis vardı ve bir metre ilerisi dahi gözükmüyordu. Arkadan selektör yakarak gelip, bizi sıkıştırıp, takip mesafesi bile bırakmadı. Ablam panikleyip, en sağ şeride geçmek isterken yağış nedeniyle araç kaydı. Cip sürücüsü takip mesafesi bırakmadığı için bize çarptı” dedi.

DİKKAT ÇEKEN KAZA RAPORU

Kaza sonrasında hazırlanan trafik raporunda; ölen ablasının, ‘aracın hızını, aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak' kuralını ihlal ettiği, diğer araç sürücüsünün kusurunun olmadığının yer aldığını anlatan Koç, kendi araçlarının hız kadranının 50 kilometrede kaldığını, diğer sürücünün hızıyla ilgili hiçbir bilgi ve kaydın olmadığını savundu.

ACILI KARDEŞ: ADALET İSTİYORUM

Koç, “Yoğun bakımda 10 gün kaldıktan sonra ailemin yanına geldim. Kendi ihtiyaçlarımı gideremiyorum. 2 çocuğum var, onlara bakamıyorum. 2 ay yürüyemedim. Şimdi yeni yeni ayağa kalkıyorum. Ortada bir ölü, bir de ağır yaralı var. Bu hale gelmemize sebep olan kişi bir gün bile içeride kalmadı. Onun tutuklanması, içimize bir nebze de olsa su serpecek. Bir kişinin ölümüne bir kişinin de ağır yaralanmasına neden olan sürücünün hiç kusuru olmaması adil değil. Kaza raporlarına itiraz ettik. Adalet istiyorum” dedi.

HIZ BEYANI ALINMADI

Ailenin avukatı Esem Yiğit, cip sürücüsü Ö.K.’nin, yağış ve yolun kaygan olmasına rağmen, gerekli hızla takip mesafesini korumadığını savundu. Yiğit, “Bir kazada sürücüye sorulması gereken ilk soru, hızının kaç olduğu. Fakat ne emniyet ne de savcılık ifadesinde, lüks aracın hızının kaç olduğu beyanı alınmamıştır. Bizim taleplerimize rağmen, ek ifade alınarak bu eksiklik giderilmemiştir” ifadesini kullandı.

FREN SİSTEMİ NİYE DEVREYE GİRMEDİ?

Yiğit, “Kaza sonrası aracın hızının tespiti açısında 3'lü bir heyetten rapor alınmasına ilişkin talebimize rağmen, basit bir kaza gibi tek bir bilirkişiden rapor aldırılmıştır. Lüks aracı üreten şirketin genel müdürlüğüne de yazı yazılarak, araçtaki otomatik frenleme sistemi aktif olmasına rağmen, niçin devreye girmediğine ilişkin müzekkere talebimiz, gözden geçirilmemiştir” yorumunu yaptı.

ETKİN BİR SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMEDİ

Devam eden soruşturmanın etkin yürütülmediğini söyleyen avukat Yiğit, “Bu eksikliklere rağmen soruşturma yürütülüyor. Bizim tek isteğimiz adil bir soruşturmanın yürütülmesidir. Bir kişinin ölüp, bir kişinin ağır yaralandığı bir kazada adli kontrol dahi verilmemesi, ne hukuken ne de vicdanen kabul edilemez. Adaletin yerine gelmesi, adil bir sürecin yönetilmesi ve sonunda da kazaya neden olan sürücünün en ağır cezayı alınmasını talep ediyoruz” dedi.

Muhabir: SONER KAN