
İTİBAR KAYBINA UĞRATTI
Kamuoyuna “ekonomiye kaynak girişi” olarak sunulan bu uygulamanın gerçekte kaynağı belirsiz servetlerin sorgulanmadan sisteme sokulmasına, suç gelirlerinin meşrulaştırılmasına ve mali denetim mekanizmalarının etkisizleştirilmesine yol açacağını söyleyen Barut, “Devletin görevi; dürüst yurttaşı cezalandırıp kaynağı belirsiz serveti ödüllendirmek değildir. Defalarca çıkarılan varlık barışı düzenlemeleri sonucunda Türkiye; uluslararası mali şeffaflık, kara para ile mücadele ve vergi adaleti alanlarında ciddi itibar kaybına uğramıştır” dedi.

Kaynağı açıklanmayan para ve varlıkların hiçbir etkin inceleme yapılmadan ülkeye sokulabilmesinin; kara para aklama, vergi kaçakçılığı, yolsuzluk ve organize suç gelirleri açısından büyük risk yarattığına dikkat çeken Barut, “Bugün vergisini düzenli ödeyen milyonlarca yurttaş ekonomik yük altında ezilirken; servetinin kaynağını açıklayamayan kişi ve çevrelere ayrıcalık tanınması kabul edilemez. Bu yaklaşım hukuk devleti ilkesine, mali şeffaflığa ve vergi adaletine aykırıdır” diye konuştu.
ÜLKENİN İHTİYACI KAYIT DIŞILIĞI TEŞVİK EDEN AFLAR DEĞİLDİR
Türkiye’nin ihtiyacının kayıt dışılığı teşvik eden geçici aflar değil; güçlü kurumlar, bağımsız denetim mekanizmaları ve üretime dayalı sürdürülebilir ekonomik politikalar olduğunu vurgulayan Barut, “Kaynağı belirsiz servetin sorgusuz şekilde sisteme dahil edilmesine, kara para aklama riskini büyüten düzenlemelere, vergi adaletini bozan uygulamalara ve Türkiye’nin uluslararası itibarını zedeleyen politikalara karşı çıkmaya devam edeceğiz. Hukukun üstünlüğünü, şeffaflığı, hesap verebilirliği ve adil vergilendirmeyi savunmayı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.
KADIN CİNAYETLERİ...
Kadın cinayetleri, çocuk ve kadın istismarı ile şiddetin neden önüne geçilemediğine ilişkin bir soruyu yanıtlayan CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, şunları kaydetti:
“Türkiye’de kadın cinayetleri, çocuk istismarı ve kadına yönelik şiddet her geçen gün daha ağır bir toplumsal yara haline gelmektedir. Her gün yeni bir şiddet haberiyle sarsılan toplumumuzda kadınlar yaşam hakkı için mücadele ederken, çocuklar korunamadıkları bir düzene mahkûm edilmektedir.
Ne yazık ki yıllardır izlenen yanlış politikalar, cezasızlık algısı, hukukun etkisizleştirilmesi ve koruyucu mekanizmaların zayıflatılması nedeniyle şiddet olayları artmış; kadınlar ve çocuklar kendilerini güvende hissedemez hale gelmiştir. Özellikle AKP iktidarı döneminde kadınların kazanılmış haklarına yönelik saldırılar artmış, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasıyla mücadelede önemli bir geri adım atılmış, 6284 sayılı Kanun etkin uygulanmamış, şiddet failleri üzerindeki caydırıcılık zayıflamıştır.
Kadına ve çocuğa yönelik şiddet yalnızca bireysel değil; siyasi, hukuki ve toplumsal boyutları olan kamusal bir sorundur. Devletin görevi; şiddet gerçekleştikten sonra açıklama yapmak değil, şiddeti önleyici mekanizmaları etkin şekilde işletmektir.
Çözüm için yapılması gerekenler çok açıktır; İstanbul Sözleşmesi yeniden yürürlüğe alınmalıdır. 6284 sayılı Kanun eksiksiz ve tavizsiz uygulanmalıdır. Kadınların korunması için sığınma evleri, psikolojik destek merkezleri ve sosyal hizmet altyapısı güçlendirilmelidir. Çocuk istismarı davalarında cezasızlık algısına son verilmeli, yargı süreçleri hızlandırılmalıdır. Eğitim sisteminde toplumsal cinsiyet eşitliği, çocuk hakları ve şiddetle mücadele bilinci güçlendirilmelidir. Kolluk kuvvetleri ve kamu görevlileri için zorunlu farkındalık ve müdahale eğitimleri yaygınlaştırılmalıdır. Şiddeti meşrulaştıran dil ve politikalar terk edilmelidir.
Kadınların yaşam hakkı siyasetin konusu değil, insan hakları meselesidir. Bir kadının daha hayattan koparılmasına, bir çocuğun daha istismara uğramasına sessiz kalmayacağız. Biz başarana kadar eşitliği, özgürlüğü ve yaşam hakkını savunmaya; kadınların ve çocukların güven içinde yaşayacağı bir Türkiye için mücadele etmeye kararlılıkla devam edeceğiz.”
ÇUKUROVA’NIN BEREKETİ YANLIŞ POLİTİKALARLA TÜKETİLDİ
Bir dönemin “beyaz altın” diyarı olan, gelişmiş sanayisi ve tarımıyla ülkenin en bereketli kentlerinden biri kabul edilen Adana’nın; tarımın başkentinden işsizliğin ve yoksulluğun başkentine evrildiğini söyleyen Barut, şu ifadelere yer verdi:
“Bir zamanlar filmlere konu olan, bereketiyle ‘beyaz altın’ olarak anılan pamuğuyla, verimli topraklarıyla, güçlü sanayisiyle ve üretim kültürüyle Türkiye’nin en gelişmiş kentlerinden biri olan Adana bugün ne yazık ki işsizlik, yoksulluk ve derin ekonomik sorunlarla anılır hale getirilmiştir.
Türkiye’yi doyuran Çukurova’nın üretim gücü, yıllar içinde yanlış ekonomi politikaları, plansızlık, rant anlayışı ve üreticiyi yalnız bırakan yönetim anlayışı nedeniyle zayıflatılmıştır. Çiftçi artan maliyetler karşısında üretim yapamaz hale gelirken, sanayi yeterince desteklenmemiş, gençler işsizlik nedeniyle geleceğini başka şehirlerde aramak zorunda bırakılmıştır”
Bir dönem Türkiye’nin tarım ve sanayi başkentlerinden biri olan Adana’nın bugün yoksullukla, göçle ve işsizlikle anılmasının kader olmadığını ifade eden Barut, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu tablo yanlış yönetimin sonucudur. Oysa bu kentin toprağı bereketlidir, insanı çalışkandır, gençleri umut doludur. Üretim potansiyeli hâlâ çok büyüktür.
Tarımsal üretimin ve emeğiyle üreten çiftçinin desteklendiği, sanayicinin önünün açıldığı, gençlerin istihdama katıldığı, emekçinin hakkını aldığı bir anlayışla Adana yeniden Türkiye’nin parlayan yıldızı olacaktır.’’
Tarımı ithalata mahkûm edenler, üreticiyi borç yükü altında bırakanlar, bu bereketli toprakları yoksulluğa sürükleyenler kaybedecek. Adana kazanacak, çiftçi kazanacak, üreten emekçiler kazanacak, gençler kazanacak.
Bizler; Çukurova’nın yeniden üretimle, istihdamla, kalkınmayla ve umutla anılan bir bölge olması için mücadelemizi sürdüreceğiz. Çünkü biliyoruz ki bu kadim kent yeniden ayağa kalkacak, görkemli geçmişine duyulan özlem yerini yeniden gurura bırakacaktır.”
TESLİM OLMAYACAĞIZ
Barut, CHP’’ye “mutlak butlan” kararıyla ilgili olarak da, ‘‘Ne yaparlarsa yapsınlar, ne yapmaya çalışırlarsa çalışsınlar nafile, halkın iktidarını mutlaka kuracağız. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel'in ve partimizin dimdik yanındayız. Duruşumuz, tavrımız, yerimiz, hedefimiz belli; Teslim olmayacağız!’’ dedi.
Genel Başkan Özgür Özel'in çağrısıyla Milletvekillerinin Ankara’da Genel merkezde buluştuğunu kayededn Barut, ‘’Adana’daki tüm yol arkadaşlarımızı da İl örgütümüzde partimize, halk iradesine, demokrasi ve iktidar mücadelemize sahip çıkmaya çağırıyoruz'' diye konuştu.





