Kara kazanlarda işlenen turunç, hem reçel hem de ekşi sos olarak ekonomiye kazandırılıyor.

Narenciye üretiminin önemli merkezlerinden biri olan Adana’da, portakala benzeyen görünümüyle dikkat çeken turunç meyvesi, dalından koparıldığında tüketilmediği için çoğu zaman değer görmüyor. Kozan ilçesine bağlı Acarmantaş Mahallesi’nde girişimci kadınların öncülüğünde yeniden hayat bulan turunç, kabuklarından reçel, iç kısmından ise ekşi sos yapılarak ekonomik değere dönüştürülüyor.

Turunç hasadıyla birlikte üretime başlayan kadınlar, meyvenin kabuklarını kendi geliştirdikleri çamaşır kazanı düzeneğiyle rendeleyerek temizliyor. Kabuklar tek tek soyulup haşlandıktan sonra acısının çıkması için 4 gün boyunca suda bekletiliyor. Ardından iplerle dizilen turunç kabukları, odun ateşinde kara kazanlarda saatlerce kaynatılarak reçele dönüşüyor. Uzun ve zahmetli bir sürecin ardından ortaya çıkan ürünler, bölgenin öne çıkan lezzetleri arasında yer alıyor.

İmece usulü üretim

İmece yöntemiyle üretim yapan kadınlardan Gülsüm Pazarcı, turunç reçelinin ekonomik değerine dikkat çekerek,
“Tarlada kilosu 5 TL olan turunç, kazana girince 200-300 TL arasında alıcı buluyor. Kabuğundan reçel, posasından ekşi yapıyoruz. Ekşinin fiyatı da 300 TL. Çok fazla emeği var” dedi.

Ömer Çelik’ten Adana’daki Sel Görüntülerine Sert Tepki
Ömer Çelik’ten Adana’daki Sel Görüntülerine Sert Tepki
İçeriği Görüntüle

Üreticilerden Özlem Dinler ise kadın dayanışmasının önemine vurgu yaparak,
“Biz Çukurova'nın girişimci kadınlarıyız. Yöresel ürünler yapıyoruz. Turunç tarlada para etmiyor, biz de kadınlar olarak değerlendirdik. İmece usulüyle birbirimize destek oluyor, turunç reçeli ve ekşisi üretiyoruz. Reçelimiz bölgede 200-300 TL arasında satılıyor. Posasından yapılan ekşi ise ziyan olmuyor, tansiyon ve şeker hastalarına iyi geldiği için yoğun talep görüyor. Hiçbir şeyi boşa gitmiyor. Bu mesai 5 gün sürüyor” diye konuştu.

Çamaşır kazanından pratik bir sistem geliştirdiklerini anlatan Dinler, rendeleme işleminin ardından haşlama yaptıklarını ve acının gitmesi için sabah akşam suyunu değiştirdiklerini belirterek,
“İpe dizdikten sonra 2 gün bekletiliyor, ardından 3 saat kara kazanda odun ateşinde pişirilip kavanozlara alınıyor ve vakumlanıyor. Yılda yaklaşık 5 ton üretim yapıyoruz. Sosyal medya üzerinden Türkiye'nin her yerinden talepler alıyoruz. Evimize, işimize ve ev ekonomimize katkı sağlıyoruz” ifadelerini kullandı.

Turunç reçeli yapımına destek veren Gülizar Dinler de emeğin mutluluğa dönüştüğünü belirterek,
“Turunç dalında para etmiyor ama rende işi çok zor. Bu yüzden bu makineyi icat ettiler. Biz de yardım ediyoruz. Televizyon başında vakit geçirmek yerine hem ülkemizin ekonomisine hem ev ekonomisine katkı sunuyoruz. Para kazandıkça mutlu oluyoruz. Emek çok, mutlu kadın, mutlu aile, mutlu Kozan diye düşünüyoruz” şeklinde konuştu.

Kaynak: İHA