Kısacık, özellikle Millî Parklar Kanunu üzerinden yürütülen tartışmaların bu yaklaşımın en somut örneklerinden biri olduğunu vurguladı.
Kısacık, devletin elinde bulunan ve toplumun ortak mirası olan varlıkların birer birer satışa çıkarılmasının bir ekonomi politikası veya kalkınma vizyonu olarak sunulamayacağını ifade ederek şunları söyledi:
“Daha önce köprü ve otoyol gelirlerinin özelleştirilmesini tartıştık. Geçen hafta Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kamuya ait varlıkların özelleştirilmesi ve bazı kamu varlıklarının satışa çıkarılması konusunda yetki isteyen kanun teklifi komisyondan geçti. Şimdi ise millî parkların özel sektöre açılmasını görüşüyoruz. Adeta devletin elinde ne varsa, milletin ortak malı ne kaldıysa hepsi birer birer satış ihalesine konuluyor. İktidar kötü ekonomi yönetiminin açtığı yaraları bir şeyleri satmak, özelleştirmek veya milletin emeğiyle oluşturulan fonları plansızca kullanarak sarmaya çalışıyor. İşsizlik Fonu örneğinde olduğu gibi. İşsiz vatandaşlarımızın alın teriyle oluşturulan İşsizlik Fonu var. İktidar hem fondan devlet desteğini azaltmanın hem de fondaki parayı kullanarak bazı istisnaları o fondan karşılamanın hesaplarını yapıyor. Tüm bu uygulamalar da yetmiyor, ardından vergi, ceza, harç artışları getiriliyor. Bu bir ekonomi politikası, bir kalkınma vizyonu değildir. Bu açıkça bir talan düzenidir.”
Kısacık, TBMM’nin gerçek gündeminden uzaklaştığını da belirterek, “İşsizlik, yüksek enflasyon, yoksulluk ve bölgesel güvenlik riskleri ülkenin temel gündemidir. Ama TBMM’nin gündemi millî parkları özelleştirmek, köprü ve otoyol gelirlerini özelleştirmek, fonları amacı dışında kullanmak, vergi ve ceza artırmak!” dedi.
Kamu varlıklarının satış yoluyla bütçe açığını kapatamayacağını vurgulayan Kısacık, şöyle konuştu:
“Kamu varlıklarını özelleştirerek ya da satarak ancak günü kurtarırsınız. Devletin malını satmak kolaydır; zor olan üretmek, planlamak ve yönetmektir. Gerçek ekonomi politikası, millî varlıkları koruyarak büyümektir, kamu yararını önceleyerek yatırım yapmaktır. Ekonomide yapısal reform yapmadan, üretimi artırmadan, sanayiyi güçlendirmeden, tarımı ayağa kaldırmadan sadece kamu varlıklarını özelleştirerek veya satarak bütçe açığını kapatamazsınız. Milletin malını gelir tablosu olarak görmekten ve ülkenin doğal mirasını ticari envanter gibi değerlendirmekten vazgeçin.”





