Toros Dağları'nın 1.600 rakımlı Avcıpınarı ve Beypınarı yaylalarında karakovanlarının başından ayrılmayan Demirboğa, yaklaşık 30 yıldır doğal yöntemlerle bal üretimi yapıyor.
Saimbeyli'ne bağlı Avcıpınarı ve Beypınarı Yaylası'nda arılarıyla iç içe yaşayan Demirboğa, çocukluk yıllarında başlayan arı sevgisinin yıllar geçmesine rağmen hiç azalmadığını belirtti. Emekli olduktan sonra zamanının büyük bölümünü yaylada geçirdiğini ifade eden Demirboğa, her gün karakovanlarını kontrol ederek doğanın ritmine uyumlu bir yaşam sürdürüyor.
Yaylada oğul veren arıları kendi elleriyle karakovanlara yerleştiren Demirboğa, üretimin tamamen doğal koşullarda gerçekleştiğini söyledi. Karakovanlarda hazır petek kullanılmadığını, arıların peteklerini tamamen kendi emekleriyle oluşturduğunu dile getiren Demirboğa, bölgenin doğal yapısının üretilen bala eşsiz bir aroma kazandırdığını vurguladı.
Çocukluk hayalini emeklilikte gerçekleştirdiğini ifade eden Hayfi Demirboğa, 'Çocukluğumdan beri arıya meraklıydım. Babamın da arıları vardı. 1989 yılında görev yaptığım dönemde maaşımın yarısından fazlasını vererek bir amcadan ilk karakovanımı aldım. O günden bugüne arılara olan sevgim hiç bitmedi. Yaklaşık 30 yıldır karakovan balı üretiyorum' dedi.
Üretim yaptığı Avcıpınarı Yaylası'nın bin 600 rakımda yer aldığını anlatan Demirboğa, bölgenin doğal yapısının balın kalitesini belirleyen en önemli unsur olduğunu kaydederek 'Burada katran ve ardıç ağaçları bulunuyor. Arılar bu bitkilerin aromasını bala taşıyor. Karakovanda petek tamamen arının kendi emeğiyle oluşuyor. Hazır petek kullanılmıyor. Şeker verme şansımız da yok. Bu nedenle tamamen doğal bir üretim yapılıyor' diye konuştu.
Yılda yalnızca bir kez bal hasadı yaptığını kaydeden Demirboğa, 'Tek sağım yapıyorum. Böylece baldaki su oranı en düşük seviyeye iniyor ve aroması daha yoğun oluyor. Piyasada çok farklı ballar var ama kimse benim bal sattığımı göremez özellikle şeker ve kanser hastaları tercih ediyor' ifadelerini kullandı.





