Akıncı’ya göre, Ankara bu süreçte savaş yerine diplomasiyi ve arabuluculuğu önceliyor.
Son dönemde ABD ile İran arasındaki ilişkilerde gerilimlerin yükseldiğini anlatan Akıncı, Amerika Birleşik Devletleri’nin bölgedeki askeri varlığını artırdığını, deniz ve hava gücünü yoğunlaştırdığını söyledi. Orta Doğu’da “gücün gösterilmesi” arayışının sürdüğünü ifade eden Akıncı, bu yaklaşımın yalnızca askeri değil aynı zamanda diplomatik kanalların da işletilmesini içerdiğini belirtti.
Akıncı, özellikle ABD’nin geçmişte farklı coğrafyalarda güç gösterme stratejilerini örnek vererek, bu yaklaşımın İran etrafında da yeniden görüldüğünü savundu. Basra Körfezi’ne üs konuşlandırılması, uçak gemileri ve savaş uçakları ile İran’a yönelik baskının arttığını söyleyen Akıncı, bölge ülkelerinin bu tür bir askeri zorlamayı desteklemediğini kaydetti.
Türkiye’nin Rolü: Diplomasi ve Barış
Doç. Dr. Akıncı, Türkiye’nin bölgede savaş istemediğini net bir şekilde ifade etti. Akıncı’ya göre, Türkiye sadece bir denge unsuru değil, aynı zamanda sorunların diplomasi yoluyla çözülmesinde arabulucu konumunda olabilecek bir aktör. Türkiye’nin temel tezlerinin dikkatle takip edilmesi gerektiğini söyleyen Akıncı, bölge ülkeleri ve İran’ın Ankara’dan yükselen barış çağrısına kulak vermesi gerektiğini vurguladı.
Akıncı, konuşmasını “Türkiye’nin temel duruşu çok nettir: bölgemizde bir savaş istemiyoruz. Bu işlerin masada çözülebileceğini biliyoruz ve diplomasinin sesinin, silahların sesinden daha güçlü olduğunu biliyoruz” sözleriyle tamamladı.
Arka Planda Bölgesel Diplomasi Çabaları
Küresel ve bölgesel diplomasi alanında da çabalar devam ediyor. İran ve ABD arasında olası görüşmeler için arabuluculuk girişimlerinde Türkiye dahil bazı bölge aktörlerinin rolü dikkat çekiyor; örneğin İstanbul’da taraflar arasında müzakereler yapılması gündeme geliyor.




