Çukurova’nın Türkiye’nin önemli narenciye üretim merkezlerinden biri olduğuna dikkat çeken Şevkin, limon, mandalina, portakal ve greyfurt üretimiyle geçimini sağlayan binlerce üreticinin artan maliyetler, ürün fiyatlarındaki belirsizlik, pazarlama ve depolama sorunları ile ihracattaki sıkıntılar nedeniyle üretimden kopma noktasına geldiğini ifade etti.

Dalında Çürüyen Narenciyeden Çarpıcı Tablo! Şevkin Üretici Üretimden Kopuyor 2

Üreticinin mazot, gübre, ilaç, elektrik, sulama, işçilik, ambalaj ve nakliye gibi hemen her kalemde artan maliyetlerle karşı karşıya kaldığını belirten Şevkin, hasat döneminde ürünün hangi fiyattan satılacağının dahi öngörülemediğini vurguladı.

“Mazotundan gübresine, ilacından elektriğine, sulamasından işçiliğine, ambalajından nakliyesine kadar her kalemde maliyet artışı yaşayan üretici, hasat zamanı ürününü kaç liraya satacağını bilemiyor. Üreticinin alın terinin karşılığını alamadığı bir sistem sürdürülebilir değildir” diyen Dr. Şevkin, narenciye üreticisinin yalnız bırakılmaması gerektiğini söyledi.

“ÜRÜN DALDA KALIRKEN ÜRETİCİ BORCA BATIYOR”

Narenciyede en önemli sorunlardan birinin hasat döneminde yeterli ve öngörülebilir pazar bulunamaması olduğunu belirten Şevkin, ürünün dalında kalmasının yalnızca o yılın gelir kaybına yol açmadığını, üreticinin gelecek sezon için ihtiyaç duyduğu finansmanı da sağlayamamasına neden olduğunu kaydetti.

Dr. Şevkin, “Üretici ürününü yetiştiriyor, masrafını yapıyor, borçlanıyor; ancak hasat geldiğinde alıcı bulamıyor ya da ürününü maliyetinin altında satmak zorunda kalıyor. Bir başka ifadeyle üretici hem üretirken hem de ürününü satarken kaybediyor. Bu tabloya seyirci kalınamaz” diye konuştu.

NARENCİYENİN GELECEĞİ İÇİN ÜRETİMDEN İHRACATA KADAR YENİ BİR POLİTİKA ŞART

Narenciye sektörünün yalnızca tarladaki üretim aşamasıyla değerlendirilemeyeceğini ifade eden Şevkin, üretimden hasada, paketlemeden soğuk zincire, depolamadan ihracata kadar tüm sürecin birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.

İhracatın narenciye üreticisinin ayakta kalabilmesi açısından yaşamsal öneme sahip olduğunu belirten Şevkin, dış pazarlardaki bitki sağlığı ve kalıntı standartları, lojistik maliyetleri, sınır kapılarındaki süreçler ve ihracat politikalarının üreticinin gelirini doğrudan etkilediğini söyledi.

“Çukurova’da yetişen narenciye yalnızca iç piyasaya mahkûm edilemez. Türkiye’nin mevcut ihracat pazarlarını koruması, yeni pazarlar oluşturması ve üreticinin dış pazara erişimini kolaylaştırması gerekiyor. İhracatçı ile üretici arasındaki ilişkide üreticinin pazarlık gücünü artıracak mekanizmalar kurulmalıdır” ifadelerini kullandı.

“SOĞUK HAVA DEPOLARI VE İŞLEME TESİSLERİ YETERSİZ”

Hasat döneminde ürünün değer kaybetmemesi için depolama, paketleme, işleme ve soğuk zincir altyapısının güçlendirilmesi gerektiğine işaret eden Şevkin, kooperatifler ile üretici birliklerinin de daha etkin hale getirilmesi gerektiğini belirtti.

Şevkin, “Üretici hasat ettiği ürünü aynı gün elinden çıkarmak zorunda bırakılmamalıdır. Depolama imkânı olmayan üretici, fiyat ne olursa olsun ürününü satmak zorunda kalıyor. Bu durum aracının ve alıcının pazarlık gücünü artırırken üreticinin emeğinin karşılığını alamamasına neden oluyor” dedi.

İKLİM KRİZİ NARENCİYE ÜRETİCİSİNİN YÜKÜNÜ AĞIRLAŞTIRIYOR

İklim değişikliğinin tarımsal üretimde yeni ve ciddi riskler oluşturduğuna dikkat çeken Dr. Şevkin; aşırı sıcaklar, kuraklık, düzensiz yağışlar, zirai don, dolu ve aşırı yağış gibi olayların narenciye bahçelerinde verim ve kalite kayıplarına neden olabildiğini ifade etti.

Tarımsal sigorta sisteminin de üreticinin karşı karşıya kaldığı riskleri gerçek anlamda karşılayacak şekilde güçlendirilmesi gerektiğini belirten Şevkin, “İklim değişiyor, riskler büyüyor. Buna karşı üreticiyi yalnızca hasar meydana geldikten sonra desteklemek yeterli değildir. Sulamadan sigortaya, hastalık ve zararlılarla mücadeleden iklim dirençli üretim tekniklerine kadar kapsamlı bir politika oluşturulmalıdır” dedi.

“ÇUKUROVA NARENCİYESİ STRATEJİK BİR DEĞERDİR”

Çukurova narenciyesinin yalnızca üreticilerin geçim kaynağı olmadığını belirten Şevkin, sektörün bölgesel ekonomi, istihdam, gıda arzı ve Türkiye’nin ihracat kapasitesi açısından da stratejik önem taşıdığını vurguladı.

Şevkin, Meclis Araştırması açılarak narenciye sektörünün tüm sorunlarının kapsamlı biçimde ele alınmasını istedi.

Adana’nın Tarihi Parkında Değişim Başlıyor!
Adana’nın Tarihi Parkında Değişim Başlıyor!
İçeriği Görüntüle

ÜRETİCİNİN BORÇ YÜKÜ HAFİFLETİLMELİ

Üreticilerin Ziraat Bankası, Tarım Kredi Kooperatifleri ve diğer finans kuruluşlarına olan borçlarının da araştırılması gerektiğini belirten Şevkin, yüksek finansman maliyetlerinin üreticinin üretim kapasitesini doğrudan etkilediğini söyledi.

Şevkin, “Çiftçiyi borçlandırarak üretime devam etmeye zorlayamazsınız. Üreticinin borç yükünü hafifletecek, uygun koşullu finansman sağlayacak ve üretimi sürdürülebilir hale getirecek mekanizmalar oluşturulmalıdır” ifadelerini kullandı.

“NARENCİYEDE DEVLET POLİTİKASI OLUŞTURULMALI”

Meclis Araştırması kapsamında; Çukurova’daki üretim alanlarının ve üretici sayısındaki değişimden ürün bazında maliyetlere, üretici ve tüketici fiyatları arasındaki farktan ürünün dalında kalma nedenlerine, ihracat sorunlarından depolama altyapısına, kooperatiflerden tarımsal desteklere, iklim risklerinden üreticinin borçluluk durumuna kadar çok sayıda başlığın araştırılması gerektiğini belirten Şevkin şöyle konuştu:

“Narenciye üreticisinin sorunu yalnızca hasat döneminde hatırlanarak çözülemez. Üretimden pazarlamaya, depolamadan ihracata kadar bütün zinciri kapsayan uzun vadeli bir devlet politikası oluşturulmalıdır. Üreticinin ne ekeceğini, ne kadara mal edeceğini ve ürününü hangi koşullarda satacağını öngörebildiği bir sistem kurulmalıdır.”

LOJİSTİK MALİYETLERİNE DİKKAT ÇEKTİ!

Dr. Şevkin, üreticinin sürdürülebilir gelir elde etmesini sağlayacak destekleme mekanizmalarının oluşturulması, ürünün değerinin altında satılmasını önleyecek müdahale ve pazarlama mekanizmalarının geliştirilmesi, kooperatiflerin güçlendirilmesi, soğuk hava deposu ve işleme tesislerinin artırılması, ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesi ve lojistik maliyetlerinin azaltılması gerektiğini vurguladı.

“Çukurova’nın bereketli topraklarını ve narenciye bahçelerini korumak istiyorsak önce üreticiyi korumak zorundayız. Üreticiyi üretimden koparırsanız yalnızca bir çiftçiyi değil; tarımı, istihdamı, gıda güvencesini ve ihracat kapasitesini kaybedersiniz. Bu nedenle narenciye üreticisinin sorunlarını Meclis çatısı altında bütün yönleriyle araştırmak ve kalıcı çözüm yollarını ortaya koymak zorundayız” diyen Şevkin, Meclis Araştırması açılması çağrısında bulundu.

Kaynak: BÜLTEN