Kamuoyunda "hobi bahçeleri düzenlemesi" olarak bilinen yasa teklifinin tarım sektörünün temel sorunlarına çözüm üretmediğini savunan Şevkin, üreticilerin ekonomik kriz, kuraklık, zirai don ve sel gibi afetler nedeniyle yaşadığı mağduriyetlerin görmezden gelindiğini ifade etti.
"ÇİFTÇİ TARIMDAN UZAKLAŞIYOR, KÖYLÜ KENTLERE GÖÇ EDİYOR"
Türkiye'de tarımsal üretimin her geçen gün daha büyük sorunlarla karşı karşıya kaldığını belirten Dr. Şevkin, tarım sektöründeki gerilemeyi çeşitli verilerle değerlendirdi.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği verilerine göre 2023 yılında 5 milyon 162 bin olan çiftçi sayısının bugün 2,7 milyonun altına düştüğünü vurgulayan Dr. Şevkin, genç nüfusun tarımdan uzaklaştığını, üreticilerin ise artan borç yükü altında kaldığını söyledi.
Tarım sektöründe yaş ortalamasının 58'e yükseldiğine dikkat çeken Şevkin, genç işsizliğin yüzde 33 seviyelerine ulaştığı bir dönemde üreticilerin desteklenmesi gerekirken kırsaldan kentlere göçün hızlandığını belirtti. Şevkin, köylülerin kentlerde işsizlik ve güvencesiz çalışma koşullarıyla karşı karşıya bırakıldığını kaydetti.
"ÇİFTÇİYE VERİLMESİ GEREKEN DESTEK DÖRTTE BİRE DÜŞTÜ"
Tarım Kanunu'nun 21'inci maddesine göre Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'nın yüzde 1'inin çiftçiye destek olarak verilmesi gerektiğini hatırlatan Dr. Şevkin, mevcut destek oranının yüzde 0,25 seviyelerine kadar gerilediğini ifade etti.
Özelleştirmeler sonrasında tarımsal kamu kuruluşlarının boşalttığı alanların yerli ve yabancı büyük şirketler tarafından doldurulduğunu savunan Şevkin, küçük üreticilerin sistemli şekilde üretimden uzaklaştırıldığını ileri sürdü.
"ÇUKUROVA'DA SU VAR AMA ÇİFTÇİ SUYA ULAŞAMIYOR"
Konuşmasında sulama ve su yönetimi konularına da geniş yer veren Dr. Müzeyyen Şevkin, Türkiye'nin önemli tarım merkezlerinden biri olan Çukurova'da yaşanan sulama sorunlarının üreticileri zor durumda bıraktığını söyledi.
Kuraklığın etkilerinin son yıllarda daha belirgin hissedildiğini belirten Şevkin, Seyhan ve Ceyhan nehirleri ile çok sayıda baraj gölüne sahip olmasına rağmen bölgede uygulanan kademeli ve kısıtlı sulama nedeniyle özellikle sulama şebekelerinin son noktalarında bulunan çiftçilerin suya erişemediğini ve ciddi ürün kayıpları yaşadığını dile getirdi.
"YEDİGÖZE-İMAMOĞLU PROJESİ BİTSEYDİ ÇİFTÇİ BU KADAR MAĞDUR OLMAYACAKTI"
Yıllardır tamamlanamayan Yedigöze-İmamoğlu Kapalı Basınçlı Sulama Sistemi Projesi'nin bölge tarımı açısından büyük önem taşıdığını belirten Şevkin, projenin tamamlanması durumunda hem su tasarrufu sağlanacağını hem de üreticilerin yaşadığı sorunların önemli ölçüde azalacağını ifade etti.
Devlet Su İşleri tarafından Adana için planlanan yeraltı barajlarının da ödenek yetersizliği nedeniyle hayata geçirilemediğini söyleyen Şevkin, kaynakların öncelikle üretim ve tarıma yönlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Dr. Şevkin, “Bu yıl yoğun yağış oldu ancak yeraltı barajları hayata geçirilemediği için sular aktı biz baktık” diye konuştu.
"ÇİFTÇİNİN SÖZ SAHİBİ OLMADIĞI SULAMA YÖNETİMİ SÜRDÜRÜLEMEZ"
Sulama birliklerinde üreticilerin karar alma süreçlerinden uzaklaştırıldığını öne süren Şevkin, geçmişte çiftçilerin temsil edildiği demokratik yapının ortadan kaldırıldığını söyledi.
Sulama ücretleri belirlenirken çiftçilerin görüşlerinin alınmadığını ifade eden Şevkin, üreticilerin daha fazla ödeme yapmasına rağmen daha düşük hizmet aldığını belirterek sulama birliklerinde yeniden demokratik ve katılımcı bir yönetim anlayışının benimsenmesi gerektiğini kaydetti.
"TÜRKİYE'NİN İHTİYACI CEZALAR DEĞİL, ÜRETİMİ DESTEKLEYEN TARIM POLİTİKALARIDIR"
Orman alanları, meralar, sulak alanlar ve su havzalarının yapılaşma, madencilik ve sanayi faaliyetleri nedeniyle hızla yok olduğunu savunan Dr. Şevkin, tarım arazilerini korumakla görevli kurulların işlevsiz hale getirildiğini öne sürdü.
İktidarın tarımın temel sorunlarını çözmek yerine hobi bahçeleri üzerinden cezaları artırmaya yöneldiğini belirten Şevkin, "Bu Meclis'in görevi üreticiyi, tarım topraklarını, su kaynaklarını ve toplumun gıda güvenliğini korumaktır" dedi.
Türkiye'nin ihtiyacının yasaklar ve cezalar olmadığını vurgulayan Şevkin, üretimi destekleyen, çiftçiyi koruyan ve doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımını esas alan bütüncül tarım politikalarının hayata geçirilmesi gerektiğini belirterek, kanun teklifindeki tartışmalı hükümlerin yeniden değerlendirilmesini istedi.




