Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na soru ve Meclis Araştırması önergeleri sunan Barut, uygulamaya tepki gösterdi.
Barut, taşınmaz alım satım işlemlerinde vatandaşlara ek vergi ve ceza yükü bindirilmesinin sosyal devlet ilkesi ve vergi adaleti açısından kabul edilemez olduğunu belirterek, “Taşınmaz alım satım işlemlerinde vatandaşların üzerine ek vergi ve ceza yükü bindirilmesi sosyal devlet ilkesi ve vergi adaleti bakımından kabul edilemez. Bu adeta bütçe açığı artarken iktidarın kamu gelirlerini artırmak için tahsilat politikasına dönüşüyor” dedi.
“EKSİK BEYAN, YÜKSEK VERGİ”
Soru ve Meclis Araştırması önergelerinin ayrıntılarını paylaşan Barut, son dönemde Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından taşınmaz alım-satım işlemlerine ilişkin çok sayıda yurttaşa “eksik beyan” gerekçesiyle tebligat gönderildiğini ve ek vergi ile cezai işlem uygulandığını aktardı.
Barut, “Özellikle tapuda belediye rayiç bedelinin üzerinde satış bedeli beyan edilmiş olmasına rağmen, idarenin 'gerçek piyasa değeri daha yüksektir' gerekçesiyle ek tarhiyat yapması kamuoyunda ciddi bir tartışmaya yol açmıştır” diye konuştu.
“TAKDİR YETKİSİ BELİRSİZLEŞİYOR”
Vergi hukukunda temel ilkenin mükellefin yükümlülüğünü açık, öngörülebilir ve objektif kriterlere göre bilmesi olduğunu ifade eden Barut, şu değerlendirmede bulundu:
“Oysa mevcut uygulamada vatandaş hem rayiç bedelin altında beyan yapması halinde cezayla karşılaşmakta, hem de rayiç bedelin üzerinde yaptığı beyan idarece yeterli görülmeyerek yeniden değer tespitine tabi tutulmaktadır. Bu durum, idarenin takdir yetkisinin sınırlarının belirsizleştiği ve mükellef aleyhine genişletildiği yönünde kaygılara neden olmaktadır.”
“TAHSİLAT POLİTİKASINA DÖNÜŞTÜ”
Ekonomik krizin etkilerine de değinen Ayhan Barut, şunları kaydetti:
“Özellikle ekonomik krizin derinleştiği, konut fiyatlarının ve kredi faizlerinin tarihi seviyelere ulaştığı bir dönemde, ev alıp satan vatandaşların üzerine ek vergi ve ceza yükü bindirilmesi sosyal devlet ilkesi ve vergi adaleti bakımından sorgulanmaktadır. Bütçe açığının arttığı bir süreçte bu uygulamanın kamu gelirlerini artırmaya dönük bir tahsilat politikasına dönüşüp dönüşmediği hususu da kamuoyunun yanıt beklediği önemli bir sorudur. Vergilendirmede belirlilik, eşitlik ve hukuki güvenlik ilkeleri gereği; idarenin hangi kriterlere göre gerçek satış bedelini tespit ettiği, bu işlemlerin hangi objektif veri setine dayandığı ve uygulamanın sınırlarının ne olduğu açıklığa kavuşturulmalıdır.”
7 Soruluk Önerge
Barut, Meclis Araştırma önergesinin yanı sıra Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde şu sorulara cevap istedi:
1- Son 3 yıl içinde taşınmaz satış bedelinin düşük beyan edildiği gerekçesiyle kaç kişiye tebligat gönderilmiştir?
2- Bu tebligatlar hangi kriterlere göre düzenlenmektedir? İdare, “gerçek satış bedelini” hangi yöntemle tespit etmektedir?
3- Belediyelerce belirlenen rayiç bedelin üzerinde beyan yapılmış olmasına rağmen ek vergi ve ceza uygulanan işlem sayısı kaçtır?
4- İdare tarafından esas alınan “piyasa değeri” hangi kurumsal veri veya ekspertiz raporuna dayanmaktadır?
5- Aynı bölgede benzer nitelikteki taşınmazlar arasında farklı değer tespiti yapılmasının önüne geçmek için standart bir değerleme sistemi bulunmakta mıdır?
6- Bu uygulama nedeniyle uzlaşmaya giden mükellef sayısı ve tahsil edilen ek vergi tutarı ne kadardır?
7- Vergi hukukunda belirlilik ve hukuki güvenlik ilkeleri gözetilerek, tapu harcı ve gelir vergisi uygulamasında objektif ve şeffaf bir değerleme sistemi oluşturulmasına yönelik bir çalışma var mıdır?




