Barut, açıklanan rakamların saha gerçekleri ve bilimsel analizlerle örtüşmediğini savundu.

TÜİK’in son verilerine göre, büyükbaş hayvan sayısı bir önceki yıla göre yüzde 4,3 artarak 17 milyon 709 bine, küçükbaş hayvan sayısı ise yüzde 5,4 artarak 57 milyon 874 bine yükseldi. Ancak Barut, bu artış oranlarının zooteknik projeksiyon mantığıyla incelendiğinde yaş grupları arasındaki geçişlerde ciddi tutarsızlıklar içerdiğini ileri sürdü.

İki Gecede 4 İş Yerini Soydular! Biri 38, Diğeri 30 Suç Kaydıyla Yakalandı
İki Gecede 4 İş Yerini Soydular! Biri 38, Diğeri 30 Suç Kaydıyla Yakalandı
İçeriği Görüntüle

Barut, konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye’de Büyükbaş hayvan sayısı bir önceki yıla göre %4,3 artarak 17 milyon 709 bin baş oldu. Küçükbaş hayvan sayısı da bir önceki yıla göre %5,4 artarak 57 milyon 874 bin olarak açıklandı. Ancak TÜİK verileri zooteknik projeksiyon mantığıyla incelendiğinde, yaş grupları arasındaki geçişlerde kritik tutarsızlıklar tespit edilmiştir. Rakamlar arasında biyolojik akışa ve sürü demografisine ters düşen ciddi tutarsızlıklar bulunmaktadır”

Barut, hayvan sayılarındaki artışın biyolojik süreçlerle uyumlu olmadığını savunarak şunları kaydetti:

“Bir önceki yılın genç hayvanları, bir sonraki yıl yaşlandıklarında sayıları azalmak yerine artıyor görünüyor. Sanki yoktan var olmuş gibi; Ölüm ve kesim oranlarına rağmen, hayvan sayısında biyolojik olarak imkansız ‘hayalet’ artışlar görülmektedir. Bu sonuçlar bilimsel, nesnel ve sahadaki gerçeklik açısından asla normal değildir. Biyolojik gerçekler ışığında ortaya konan zooteknik kural açısından, bir önceki yılın 0-1 yaş grubu, bir sonraki yılın 1-2 yaş grubunu oluşturur. Bu süreçte sayı doğal olarak azalmalıdır. Sayı ancak çok yüksek miktarda ithalat yapılırsa artabilir. Açıklanan resmi verilerde ise büyük bir çelişki görülüyor. Bir yıl önce doğan hayvanlar büyüdüğünde sayıları azalması gerekirken 227 bin baş artmış görünüyor. Doğal seyrinde bu hayvanların ölenleri, kesilenleri olması gerekirken aksine üzerine bu kadar artış normal değil. 2024'teki dişi buzağılar 2025'te düve olduğunda sayıları 401 bin artmıştır. Bu durum erkek sığırlardaki çelişkiden daha vahimdir. Türkiye 2024-2025 döneminde 1 yaş civarında 630 bin adet canlı hayvan ithal etti mi? Eğer bu devasa ithalat yapılmadıysa, bu hayvanlar 'yoktan var olmuş' görünmektedir. Aynı vahim çelişkiler küçükbaş grubu için de geçerli. Toklu ve şişek grubunda yaklaşık 410 bin hayvan artışı eşyanın tabiatına aykırıdır. Yaş aralığı gözetildiğinde, küçükbaş sürüsünde hastalık ve kesim nedeniyle normalde yüzde 10-20 oranlarında azalma olması gerekirken, sürü yaşlandıkça sayı artıyor. Bunu akıl almıyor.”

Verilerdeki çelişkilerin açıklanması gerektiğini belirten Barut, olası nedenlere ilişkin de değerlendirmede bulundu:

“Peki bunlar nasıl oluyor? Ya kayıt dışı giriş yapılarak, 2024 yılında var olan ancak sisteme kayıtlı olmayan yaklaşık 1 milyon hayvan, 2025 sayımında aniden sisteme dahil edilmiştir. Ya da 2024 yılı verileri olduğundan çok daha düşük gösterilmiş veya bu yılın verileri mükerrer sayımlarla şişirilmiştir. Gerçekçi ve tutarlı, bilimsel yöntemlerle doğrulanmış veriler olmadan sürdürülebilir bir tarımsal üretim olmaz. Tarım politikaları, sadece veri tabanı girişlerine değil, doğrulanmış ve biyolojik olarak tutarlı saha verilerine dayanmalıdır. Algı oyunlarını bırakın, bitkisel ve tarımsal üretimde kanayan yaraları sarın, besici ve üreticinin derdine derman olun!”

Kaynak: BÜLTEN