Artan üretim maliyetleri nedeniyle çiftçilerin ciddi ekonomik sıkıntılar yaşadığını belirten Barut, özellikle hasat döneminde üreticinin beklediği desteği göremediğini savundu.
Tarım ve çiftçilerin sorunlarının araştırılması ve çözüm yollarının belirlenmesine ilişkin YENİ Parti Grubu'nun önergesi üzerine kürsüye çıkan Barut, üreticilerin her geçen gün daha ağır şartlarda üretim yapmak zorunda kaldığını dile getirdi.
"ÇİFTÇİNİN YÜZÜ GÜLMÜYOR"
Konuşmasında tarım sektörünün stratejik önemine dikkat çeken Ayhan Barut, şu ifadeleri kullandı:
"Tarım sektöründe sorunlar derinleşerek devam ediyor. Tüm dünyada stratejik öneme sahip olan tarım sektörü maalesef ülkemizde yeterince desteklenmiyor. Üretimin, çiftçinin ve buna bağlı sektörlerin para kazanamadığı ve zarar ettiği dönemleri yaşıyoruz. Yaz dönemindeyiz, bu dönem yaş sebze ve meyvelerin ve bazı tahıl ürünlerinin de hasat dönemidir. Eskiden hasat sezonunda çiftçilerimiz bayram yapardı, hasat sezonları çiftçilerimizin bayram günleri idi ancak ne yazık ki iktidarınız döneminde çiftçimiz bırakın bayram etmeyi, yüzü bile gülmez hâle geldi. Aksine, şu anda çiftçilerimizin içi parçalanıyor, gözlerinden de yaş yerine âdeta kan fışkırıyor."
"BU DÜZEN ÇİFTÇİNİN SONUNU GETİRİYOR"
Yüksek girdi maliyetlerine rağmen üreticinin ürününü maliyetinin altında satmak zorunda kaldığını ifade eden Barut, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:
“Çiftçilerimiz çok yüksek maliyetlerle, binbir zorluklarla ürettikleri ürün maliyetini kurtarmıyor ve zararına satıyorlar. Örneğin, geçen yıl 1 litre mazotu 50 liradan kullanan çiftçi maalesef bu sene mazotu 80 liraya kullanıyor. Yine, en önemli girdi olan gübrenin geçtiğimiz yıllarda kilosu 20 lira bandındaydı, bu sene 35-36 liraya kullandı. Yani özetle, çiftçinin ürününe kullandığı her girdinin artışı yüzde 50 ila 60 oldu ancak çiftçinin ürünü ya yerinde saydı hatta geriye gitti. Bunun en büyük nedeni, bu iktidarın enflasyonla mücadele etmek adına çiftçilerimizin ürünlerini bilinçli bir şekilde günah keçisi ilan edip kurban ettiklerini düşünüyorum. Enflasyonu düşürmek adına sektör sahipsiz. Çiftçilerin üretmiş oldukları ürünlerin fiyatlarını düşürerek maalesef bu tabloyu oluşturuyorsunuz ve ben bu sistemi kınıyorum değerli arkadaşlar. Daha yakın bir zamanda buğday hasadı yapıldı. Yağışların bol, verimlerinin iyi olduğu dönemde bile buğday üreticisi maalesef zarar etti. Neden zarar etti? Buğdayın 1 kilogramının fiyatı 16,5 liraydı, destekleme hariç 20 liraya satması gereken üretici 16,5 liraya Ofis fiyat açıklayınca ürünlerini maalesef Toprak Mahsulleri Ofisinin dışında tüccara 12 liradan satmak durumunda kaldı. Bugünkü oluşturulan TMO sistemi maalesef tüccar lehine işliyor. Neden? Çünkü şöyle: Buğday çiftçinin, ÇKS kayıtları çiftçinin, emek çiftçinin, masraf çiftçinin ama maalesef tondaki 4 bin lira kâr tüccarın. Bu nasıl oluyor? Toprak Mahsulleri Ofisi, yirmi bir ila kırk beş gün arasında bir ödeme süresi verince masrafa dayanamayan, borcunu ödemek zorunda kalan çiftçi ürününü tüccara satıyor, çiftçinin ÇKS kaydıyla. Yani tüccar çiftçiden 12 liraya alıyor, ofise 16,5 liraya devrediyor. Bu sistem doğru bir sistem değil, bu düzende çiftçinin sonunu getiriyor.”
"MISIR FİYATI EN AZ 17.5 LİRA OLMALI"
Çukurova'da mısır hasadının başladığını hatırlatan Barut, üreticilerin fiyat beklentisine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“Buğdayda yapılan yanlışları burada yapmayın. Buradan uyarıyoruz: Çiftçimiz şu anda mısır fiyatının açıklanmasını dört gözle ve endişeli bir şekilde bekliyor, deyim yerindeyse âdeta kara kara düşünüyor, çilesine de çare arıyor. Geçen yıl, mısırın fiyatını taban fiyat olarak Toprak Mahsulleri Ofisi 11 lira 30 kuruş açıklamıştı ama yüreği kan ağlayan bu çiftçimiz, geçen yıl da yine 10 liradan zor sattı. Bu sene üreticinin maliyeti mısırda 1 kilogramı yaklaşık 14 lira, eline geçmesi gereken fiyat ise 17,5 lira. Bu ancak çiftçiye nefes aldırır bir fiyat. Bakın, maliyetin 14 lira olduğu yerde fiyatın bunun altına gitmesi çiftçiyi mısır ekiminden uzaklaştıracaktır, gıda güvenliğimizi, gıda egemenliğimizi de riske atacaktır. Bu ülkenin 11-12 milyon ton civarında mısır tüketimi var, şu anda ürettiğimiz mısır 8 milyon ton civarında, aradaki farkı ise, 3 milyon tonu maalesef ithalat sevdalısı olan iktidarınız her yıl ithalat yaparak karşılıyor ama mısır da kendi kendimize yetecek potansiyele sahibiz. Bu aradaki 3 milyon tonu eğer yerli üreticimiz desteklenirse, dışarıdaki ülkelere verilen para kendi çiftçimize verilirse bu üretimi sağlarız, hatta daha fazlasını da üretiriz. Ama bunu yapıyor musunuz? Maalesef yapmıyorsunuz. Bunu yapmak yerine, ithalata konulan vergiyi, yüzde 130 olan vergiyi -tam hasat yaklaşmışken, hasadın yaklaştığı şu günlerde- maalesef 3 milyon ton için yüzde 5'e düşürerek ithalat yolunu açtınız. Bu da hasat döneminde çiftçiye yapılacak en büyük kötülüktür değerli arkadaşlar. Tüm bu nedenlerle sizlerin elinizi vicdanınıza götürmeye, ülke tarımımızın ve çiftçimizin lehine hareket etmeye ve desteklemeye davet ediyorum.”
Önerge Reddedildi
Genel Kurul'da yapılan görüşmelerin ardından YENİ Parti Grubu tarafından sunulan "tarımı ve çiftçiyi destekleyin" önergesi, AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.





