Eğitim Sen Adana Şubesi, İnsan Hakları Derneği Adana Şubesi ve Adana Alevi Platformu tarafından düzenlenen etkinlik, Selman-ı Pak Kültür Merkezi’nde yoğun katılımla yapıldı.

Panelde anadilin pedagojik, psikolojik ve kültürel boyutları ele alındı. Eğitim hakkı, kimlik inşası, travma, kültürel hafıza ve inanç bağlamında yürütülen tartışmalarda, katılımcılar salondan Kürtçe sorular yöneltti; programın sonunda Kürtçe bir şiir okundu.

Panelin moderatörlüğünü Eğitim Sen Adana Şube Başkanı Cudi İmrek üstlendi. Konuşmacılar arasında Psikolojik Danışman Mehmet Şirin Zorkol, Prof. Dr. Leyla Işıl Ünal ve Araştırmacı Mehmet Seydalioğlu yer aldı. Açılış konuşmalarını ise İnsan Hakları Derneği Adana Şube Başkanı Av. Yasemin Dora Şeker ile Adana Alevi Platformu adına Cemal Yağmur yaptı.

Ceyhan’da Dev İftar! Cumhuriyet Meydanı’nda Binler Aynı Sofrada
Ceyhan’da Dev İftar! Cumhuriyet Meydanı’nda Binler Aynı Sofrada
İçeriği Görüntüle

Adana’da Anadili Panelinde Dikkat Çeken Mesaj Dil Yoksa Gelecek Yok2

“Anadil Yalnızca Bir İletişim Aracı Değildir”

Panelin açılışında konuşan İHD Adana Şube Başkanı Av. Yasemin Dora Şeker, 21 Şubat’ın tarihsel arka planını hatırlatarak 1952’de Dakka Üniversitesi öğrencilerinin Bengalce için verdiği mücadeleyi anımsattı. Anadilin yalnızca bir iletişim aracı değil; kimliğin, kültürün ve toplumsal hafızanın taşıyıcısı olduğunu vurgulayan Şeker, dünya genelinde yaklaşık 7 bin dil konuşulduğunu ve bunlardan 2 bin 500’ünün yok olma tehlikesi altında bulunduğunu ifade etti.

Şeker, anadilinde eğitimin özellikle devletleşmemiş halklar açısından temel bir hak olduğuna dikkat çekerek, tekçi ulus-devlet politikalarının resmi dil dışındaki dilleri kamusal alandan dışladığını söyledi. Kürtçenin kamusal alanda kullanımında karşılaşılan idari engellere, kültürel etkinlik yasaklarına ve cezaevlerine gönderilen Kürtçe yayınlara el konulmasına değinen Şeker, anadilinde eğitimin anayasal güvenceye kavuşturulması gerektiğini belirtti.

Uluslararası sözleşmelerde yer alan dil, kültür ve kimlik haklarına ilişkin çekincelerin kaldırılması çağrısı yapan Şeker, “Herkesin kendi anadiliyle eğitim alma ve dünya ile iletişim kurma hakkı ivedilikle hayata geçirilmelidir” dedi.

“Dil; İnancımızın ve Hafızamızın Taşıyıcısıdır”

Adana Alevi Platformu adına konuşan Cemal Yağmur ise anadilin toplumsal hafızanın temel unsuru olduğunu vurguladı. “Dilini kaybeden bir toplum köklerini kaybeder” diyen Yağmur, anadilin anneden öğrenilen ilk ses, ilk güven ve ilk aidiyet deneyimi olduğunu ifade etti.

Yağmur, dilin yalnızca kelimelerden ibaret olmadığını; inancın, tarihin, acıların ve sevinçlerin taşıyıcısı olduğunu belirterek, “Anadili savunmak, yaşamı savunmaktır” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

“Anadili Meselesi Pedagojik Olduğu Kadar Demokratik Bir Meseledir”

Moderatör Cudi İmrek açılış konuşmasında, anadilin insanın dünyayla kurduğu ilk bağ olduğunu belirtti. Anadili meselesinin yalnızca pedagojik değil; psikolojik, kültürel ve toplumsal bir mesele olduğunu söyleyen İmrek, panelin amacının polemik üretmek değil, ortak bir düşünme zemini oluşturmak olduğunu kaydetti.

Prof. Dr. Leyla Işıl Ünal ise konuşmasında anadilinde eğitimin yalnızca teknik bir çeviri meselesi olmadığını vurguladı. “Biz tercüme istemiyoruz; eşitlik istiyoruz” diyen Ünal, anadilinde eğitimin kolektif bir hak olduğuna dikkat çekti. Eğitim sisteminin çoğu zaman egemen ideolojinin yeniden üretim alanı haline geldiğini ifade eden Ünal, gerçek bir eğitim hakkının ancak kültürel çoğulculuğu ve eşit yurttaşlığı esas alan bir yaklaşımla mümkün olacağını söyledi.

Ünal, “Anadili savunmak yalnızca pedagojik bir talep değildir; varoluşsal bir taleptir” diyerek, demokratik bir toplum için herkesin kendi diliyle eşit özne olarak yer alabildiği bir eğitim sisteminin zorunlu olduğunu dile getirdi.

“Anadili Savunmak, Kimliksel Kayboluşa Karşı Durmaktır”

Psikolojik Danışman Mehmet Şirin Zorkol ise konuyu kimlik ve travma perspektifinden ele aldı. Okul dilinin çocuğun anadilini değersizleştirmesi durumunda kimliksel kırılmalar yaşandığını belirten Zorkol, anadile yönelik aşağılayıcı tutumların çocuklarda özgüven kaybına ve içselleştirilmiş değersizlik duygusuna yol açtığını söyledi.

Zeka testlerinin ve ölçme-değerlendirme sistemlerinin tek dil üzerinden uygulanmasının adil olmadığını ifade eden Zorkol, anlama dili ile düşünce dili arasındaki kopukluğun çocukların akademik performansını doğrudan etkilediğini belirtti. “Anadili savunmak, bir varoluşu savunmaktır” diyen Zorkol, meselenin yalnızca eğitim dili değil, kimliksel bütünlük meselesi olduğunu vurguladı.

“Dil, Kültür ve İnanç Ayrılmaz Bir Bütündür”

Araştırmacı Mehmet Seydalioğlu ise dil, kültür ve inanç arasındaki ilişkiyi ele aldı. Dilin yalnızca iletişim değil, bir dünya görüşünün taşıyıcısı olduğunu belirten Seydalioğlu, ritüellerin, mitolojik anlatıların ve kutsal kabul edilen değerlerin dil aracılığıyla kuşaktan kuşağa aktarıldığını söyledi.

Alevi inanç sistemindeki sözlü kültür ve şiirsel anlatım geleneğine değinen Seydalioğlu, anadilin kaybının yalnızca kelimelerin değil, bir hafızanın ve inanç dünyasının kaybı anlamına geldiğini ifade etti. “Anadilimizi korumazsak hafızamızı koruyamayız” diyen Seydalioğlu, anadilin geleceğin de teminatı olduğunu belirtti.

Yaklaşık iki saat süren panel, soru-cevap bölümüyle sona erdi. Katılımcıların Kürtçe sorular yönelttiği ve program sonunda Kürtçe şiir okunduğu etkinlikte, anadilin korunmasının eşitlik, hafıza ve varoluşla doğrudan bağlantılı olduğu yönünde ortak vurgu yapıldı.

Kaynak: BÜLTEN