eknolojinin gelişmesiyle giderek unutulan el dokumacılığını tek başına sürdüren Erikli, el emeğiyle namazlık üretirken mesleğin ekonomik getirisi olmadığı için sanatını çocuklarına dahi öğretemediğini söyledi.
Seyhan ilçesi Yenibey Mahallesi’ndeki iş yerinde tezgâhının başına geçen Erikli, farklı bir sektörde çalışırken tanıştığı dokuma sanatını zaman içerisinde kendi imkanlarıyla öğrendi. Herhangi bir ustadan eğitim almadan tezgâhını kuran Erikli, yaklaşık 20 yıldır geleneksel yöntemiyle üretim yapıyor.
Tezgâhı kendi imkanlarıyla kurdu
Dokuma sanatına nasıl başladığını anlatan Erikli, daha önce mezbahada çalıştığını belirterek şunları söyledi:
“Ben daha önce mezbahada çalışıyordum. Oradan çıkınca boş kaldım. Bu dokuma tezgahı bir arkadaşın orada gördüm. Neler kullandığına, ne yaptığına ve nasıl tahtalar gerektiğine baktım. Ben de gidip aynısını aldım, buraya getirip kurdum. Yavaş yavaş kendi çabamla öğrendim bana kimse öğretmedi. Ben bu meslekle 3 tane çocuk büyüttüm”
Günde 3 namazlık üretiyor
Erikli, ev hanımlarının sökülmüş iplikleri kendisine getirdiğini, bu ipleri geleneksel tezgâhta işleyerek namazlığa dönüştürdüğünü ifade etti. Üretimin yoğun fiziksel emek gerektirdiğini belirten Erikli, bir namazlığın yaklaşık 1,5-2 saatte tamamlandığını söyledi.
Erikli, çalışma koşullarını şöyle anlattı:
“Ayaklarımızı ve kollarımızı sürekli oynatıyoruz; yani öyle kolay bir şey değil, oldukça zor. Günde üç tane namazlık yapıyorum. Bir namazlığı 1,5-2 saatte bitiriyorum. Zaten maliyeti kurtarmadığı için çırağa gerek yok. Çırak olsa benim yevmiyem bile zor çıkar. Artık o kadar alışmışım ki istesem gözümü kapatıp yine dokurum”
“Ben bu mesleği bıraksam meslek tamamen yok olur”
Yaptığı işin ekonomik açıdan yeterli gelir sağlamadığını dile getiren Erikli, mesleğin geleceğinden endişe duyduğunu belirtti. Adana’da el dokuması yapan başka bir kişinin kalmadığını ifade eden Erikli, mesleği bırakması halinde bu geleneğin tamamen sona ereceğini söyledi.
Erikli, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kazancı kurtarmadığı ve geliri olmadığı için oğluma da öğretmiyorum. Benim bildiğim kadarıyla şu an Adana'da bu el dokuması mesleğini yapan sadece bir kişi kaldı. El dokuması yapan başka kimse yok. Ben bu işi bıraksam meslek tamamen yok olur. Kazandırmadığı için oğluma da öğretemiyorum. Ben bu mesleğe çok alıştığım için çalışmasam özleyeceğim. Bu iş olmasa insan gerçekten üzülür”
“Eski bir geleneği yaşatıyoruz”
Yaptığı işin yalnızca geçim kaynağı olmadığını, aynı zamanda geçmişten gelen bir geleneği yaşatmak anlamına geldiğini vurgulayan Erikli, ürettiği namazlıkların insanların ibadetlerinde kullanılmasının kendisi açısından manevi bir anlam taşıdığını söyledi.
Erikli, “Eski bir geleneği yaşatıyoruz” diyerek şu ifadeleri kullandı:
“Zaten bu mesleğin unutulmaması lazım. Bu işi bizim ecdadımız ve dedelerimiz yapıyordu. Biz bir ara boş kaldık ve ekmek parası çıksın diye bu işe başladık. Bunu yapmamız insanlarımızın namaz kılması açısından çok hayırlı bir şeydir. Biz de milletimiz namaz kılsın diye yapıyoruz. Böylece bizim de bir hayrımız dokunuyor”





