Doğan, tarımsal üretimin kendine özgü yapısına uygun finansman modellerinin geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Çiftçinin ekimden hasada kadar yaptığı harcamaların son dönemde önemli ölçüde arttığına dikkat çeken Doğan, üreticinin mazot, gübre, tohum, ilaç, sulama, elektrik ve işçilik gibi temel giderleri ürününü satmadan aylar önce karşılamak zorunda kaldığını ifade etti. Bu durumun, kredi maliyetlerini doğrudan üretim kararlarının önemli bir unsuru haline getirdiğini kaydetti.
“Çiftçinin tarlasını ekebilmek için çok daha yüksek sermayeye ihtiyacı var”
Üreticinin kendi kaynaklarının artan maliyetler karşısında yetersiz kaldığını belirten Doğan, şöyle konuştu:
“Çiftçi bugün tarlasını ekebilmek için geçmiş yıllara göre çok daha yüksek bir sermayeye ihtiyaç duyuyor. Girdi fiyatları yükseldikçe üretim için gerekli para da artıyor. Üreticinin kendi imkanları yetmediğinde krediye yönelmesi gerekiyor ancak yüksek faiz oranları burada önemli bir yük oluşturuyor” dedi.
“Kredi maliyetleri üretici açısından halen yüksek”
Tarımsal üretimin diğer ticari faaliyetlerden farklı bir finansman yapısına sahip olduğunu belirten Doğan, kredi maliyetlerinin üretici üzerindeki etkisine dikkat çekti.
“Kredi maliyetleri üretici açısından halen yüksek”
Kredi maliyetlerinin çiftçi için yüksek olduğunu belirten Başkan Doğan, “Politika faizindeki seyre rağmen piyasada kredi maliyetleri üretici açısından halen yüksek. Tarımsal üretim diğer ticari faaliyetlerden farklı değerlendirilmelidir. Çiftçi bugün yaptığı harcamanın karşılığını çoğu üründe aylar sonra alabiliyor. Tarımda para her ay dönmüyor. Üretici önce harcama yapıyor, ardından ürününü yetiştiriyor ve hasattan sonra gelir elde ediyor. Dolayısıyla tarımsal kredilerin vadesi ve ödeme takvimi de bu yapıya uygun olmalıdır” ifadelerini kullandı.
“Finansman tutarları bugünkü üretim giderlerini karşılayamıyor”
Artan üretim maliyetlerinin çiftçilerin ihtiyaç duyduğu finansman miktarını da yükselttiğini belirten Doğan, mevcut kredi limitlerinin güncel giderler karşısında yetersiz kaldığını söyledi.
“Birkaç yıl önce belirlenen finansman tutarları bugünkü üretim giderleri karşısında aynı ihtiyacı karşılayamıyor. Kredi limitleri ürün, ekim alanı ve güncel maliyetler dikkate alınarak yeniden değerlendirilmeli, üreticiye kullandırılan kaynaklar, gerçek üretim maliyetleriyle uyumlu hale getirilmelidir” diye konuştu.
“İşletme sermayesi yetersiz kaldığında ekim alanı küçülebiliyor”
Yüksek faizlerin çiftçinin yalnızca günlük üretim faaliyetlerini değil, tarımsal yatırımlarını da etkilediğini vurgulayan Doğan, üreticilerin makine yenileme ve modern sulama gibi yatırımlarda daha temkinli hareket etmek zorunda kaldığını belirtti.
“Çiftçiler makine yenileme, modern sulama sistemlerine geçiş ve verimliliği artıracak yatırımlar konusunda daha temkinli davranmak zorunda kalıyor. Üretici bugün yatırım yapmaktan önce önündeki sezonu nasıl tamamlayacağını hesaplıyor. İşletme sermayesi yetersiz kaldığında ekim alanı küçülebiliyor, bazı girdilerin kullanımından vazgeçilebiliyor. Bunun sonucu da verim ve üretim üzerinde görülüyor” dedi.
“Tarımsal üretimin devamlılığı sağlanmalı”
Tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin gıda arzı açısından önem taşıdığına dikkat çeken Doğan, çiftçinin üretimden kopmaması için uygun maliyetli kredi imkanlarının güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Çiftçinin temel beklentisinin borç yükünü artırmak değil, üretimini sürdürebileceği ekonomik koşulların oluşturulması olduğunu vurgulayan Doğan, tarımın kendine özgü üretim takviminin dikkate alındığı finansman modellerinin hem üreticinin yükünü hafifleteceğini hem de üretimin devamlılığına katkı sağlayacağını kaydetti.




