Hazırladığı teklif ile açık alanda çalışanların yaşam, sağlık ve çalışma hakkının daha güçlü şekilde güvence altına alınmasını amaçladıklarını belirten Barut, anayasal hakların etkin biçimde korunması gerektiğini söyledi.
Barut, “Özellikle açık alanlarda çalışan emekçilerimiz için, Anayasal güvence altındaki yaşam hakkı, çalışma hakkı, sağlıklı ve güvenli çalışma ortamı ile sağlık hakkının etkin biçimde korunmasını istiyoruz” dedi.
"Riskler Artıyor"
Kanun teklifinin gerekçesini paylaşan Barut, iklim krizinin yalnızca çevresel bir sorun olmaktan çıktığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Küresel iklim krizi, yalnızca çevresel bir sorun olmaktan çıkmış; çalışma yaşamını, halk sağlığını, gıda güvenliğini ve ekonomik yaşamı doğrudan etkileyen çok boyutlu bir krize dönüşmüştür. Artan sıcaklıklar, uzun süren sıcak hava dalgaları ve aşırı hava olayları özellikle açık alanda çalışan emekçiler açısından ciddi sağlık ve yaşam riskleri doğurmaktadır. Buna rağmen emekçilerin önemli bir bölümü yeterli koruyucu önlemlerden, düzenli sağlık hizmetlerinden ve etkin iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarından yararlanamamaktadır.”
"Sıcaklar Yaşam Hakkını Tehdit Ediyor"
Aşırı sıcakların iş sağlığı ve güvenliği açısından ciddi riskler oluşturduğunu ifade eden Barut, özellikle tarım işçileri, inşaat çalışanları, ormancılık ve belediye hizmetlerinde görev yapanların sıcak çarpması, böbrek hastalıkları, kalp-damar rahatsızlıkları ve iş kazalarıyla karşı karşıya kaldığını belirtti.
Barut açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Tarım işçileri başta olmak üzere inşaat, ormancılık, belediye hizmetleri ve benzeri sektörlerde çalışanlar yüksek sıcaklık nedeniyle sıcak çarpması, böbrek hastalıkları, kalp-damar rahatsızlıkları, iş kazaları ve ölümlerle karşı karşıya kalmaktadır. Mevcut 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenlere genel yükümlülükler getirmekle birlikte aşırı sıcaklar ve iklim değişikliğinin çalışma yaşamına etkilerine ilişkin açık hükümler içermemektedir. Bu durum uygulamada önemli belirsizliklere yol açmakta, çalışanların korunmasını büyük ölçüde işverenin takdirine bırakmaktadır. Yasa teklifimiz ile iklim krizinin çalışma yaşamına etkilerinin mevzuatta açık biçimde tanımlanması, açık alanda çalışanların aşırı sıcaklardan korunmasına yönelik asgari yükümlülüklerin belirlenmesi, çalışma sürelerinin bilimsel esaslara göre düzenlenmesi ve ayrıntılı uygulama esaslarının hazırlanması amaçlanmaktadır. Anayasa ile güvence altına alınan yaşam hakkı ile çalışma hakkı, sağlıklı ve güvenli çalışma ortamı ile sağlık hakkının etkin biçimde korunmasını hedefliyoruz.”
Kanun Teklifinde Neler Var?
Meclis'e sunulan teklif kapsamında, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nda değişiklik yapılması öngörülüyor.
Teklife göre işverenlerin;
- Aşırı sıcak ve sıcak hava dalgalarına karşı risk değerlendirmelerini güncellemesi,
- Çalışanlara yeterli temiz içme suyu sağlaması,
- Gölgelik veya serin dinlenme alanları oluşturması,
- Çalışma ve dinlenme sürelerini iklim koşullarına göre düzenlemesi,
- Gerekli koruyucu tedbirleri alması zorunlu hale getirilecek.
Ayrıca açık alanda yürütülen işlerde hava sıcaklığı ve meteorolojik verilere göre çalışma sürelerinin yeniden düzenlenmesi, riskli saatlerde çalışmanın durdurulması veya sınırlandırılması ile uygulamaya ilişkin esasların Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenmesi teklif ediliyor.
Teklifte, tarım, orman, inşaat ve belediye hizmetleri gibi sektörlerde çalışanların yaşamını tehdit edecek sıcaklık seviyelerinde çalışma saatlerinin serin saatlere kaydırılması, riskli saatlerde çalışmaların durdurulması, çalışanlara ilk yardım imkânı sağlanması ve ısı stresine yönelik eğitim verilmesi gibi yükümlülükler de yer alıyor.




