PAZARLIK GÜCÜNÜN EN DÜŞÜK OLDUĞU ANDA SATMAK ZORUNDA KALIYOR

Başkan Tayakısı, Çukurova Metropol yazarı Murat Yıldız’a konuştu. Üretici fiyatıyla tüketici fiyatının aynı şey olmadığını vurgulayan Tayakısı, ‘‘Bir ürünün pazarda ya da markette pahalı olması, çiftçinin o üründen yüksek gelir elde ettiği anlamına gelmiyor. Çiftçi çoğu zaman ürününü hasat döneminde, pazarlık gücünün en düşük olduğu anda satmak zorunda kalıyor. Tüketici ise aynı ürünü taşıma, depolama, paketleme, fire, komisyon ve perakende giderleri eklendikten sonra satın alıyor’’ dedi.

BU YAPI ÇİFTÇİNİN SÖZ HAKKINI AZALTIYOR

Tarla ile market ya da çarşı-pazardaki fiyat farkını yalnızca nakliye veya aracılık maliyetleriyle açıklamanın yeterli olmadığını ifade eden Başkan Ahencan Tayakısı, ‘‘Tarımsal ürün piyasalarında üretici çok sayıda, küçük ölçekli ve dağınıkken; alıcılar, büyük tüccarlar, zincir marketler ve işleme sanayisi daha örgütlü ve güçlü durumdadır. Bu yapı, fiyat oluşumunda çiftçinin söz hakkını azaltmaktadır’’ diye konuştu.

TARIMDA ÖZEL ŞİRKETLERİN AĞIRLIĞI ARTIRILDI

Bu durumun 1980 sonrasında uygulanan neoliberal tarım politikalarından bağımsız düşünülemeyeceğini vurgulayan Tayakısı, ‘‘Bu dönemde devletin tarımsal girdi ve ürün piyasalarındaki düzenleyici rolü azaltılmış, tarımsal kamu iktisadi teşebbüsleri özelleştirilmiş veya işlevsizleştirilmiş, üretici destekleri piyasa koşullarına bırakılmıştır. Gübre, yem, şeker, süt, et, tütün ve tarımsal girdi alanlarında faaliyet gösteren kamu kuruluşlarının özelleştirilmesi, hem çiftçinin uygun fiyatlı girdiye erişimini zorlaştırmış hem de tarımsal piyasalarda özel şirketlerin ağırlığını artırmıştır’’ ifadesine yer verdi.

TMO’NUN ROLÜ ZAYIFLATILDI

Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) piyasayı düzenleyici rolünün zayıflamasının da bu sürecin önemli bir parçası olduğunu söyleyen Tayakısı, ‘‘TMO’nun hasat döneminden önce maliyetleri ve makul bir çiftçi gelirini dikkate alan alım fiyatları açıklaması, yeterli miktarda ürün alması ve ödemeleri zamanında yapması gerekir. TMO piyasaya geç girdiğinde, sınırlı miktarda alım yaptığında veya fiyatı özel alıcıların üzerinde belirleyemediğinde çiftçi tüccarın sunduğu fiyatı kabul etmek zorunda kalmaktadır’’ dedi.

Gübre, mazot, tohum, ilaç, elektrik, sulama ve işçilik maliyetlerinin sürekli yükseldiğine dikkat çeken ZMO Adana Şube Başkanı Ahencan Tayakısı, şöyle devam etti:

‘‘Tarımsal girdilerin önemli bir bölümünün özel şirketlerin ve ulusötesi firmaların kontrolünde olması, çiftçinin maliyetler üzerindeki denetimini daha da azaltıyor. Dolayısıyla hem üretim hem de ürünün tüketiciye ulaştırılması pahalılaşıyor.

Özellikle yaş sebze ve meyvede soğuk hava deposu, paketleme tesisi ve üretici örgütlenmesi yetersizse çiftçi ürününü bekletemiyor. Ürün birkaç gün içinde bozulacağı için önüne konulan fiyatı kabul etmek veya ürünü tarlada bırakmak zorunda kalabiliyor. Aynı ürün daha sonra piyasada azaldığında tüketici fiyatı yükseliyor. Yani çiftçinin zarar etmesiyle tüketicinin pahalı ürün alması aynı anda gerçekleşebiliyor.’’

DEVLETİN DÜZENLEYİCİ ROLÜ GÜÇLENDİRİLMELİ

Bu sorunun çözümünün yalnızca fiyat denetimi olmadığını belirten Tayakısı, ‘‘Üretim planlamasının güçlendirilmesi, çiftçinin kooperatifler aracılığıyla pazara çıkması, TMO ve diğer kamu kurumlarının gerektiğinde etkin ve zamanında alım yapması, soğuk zincir ve depolama altyapısının geliştirilmesi, sözleşmeli üretimin çiftçiyi koruyacak biçimde düzenlenmesi ve zincirin her aşamasındaki fiyat ile kâr marjlarının şeffaflaştırılması gerekir. Devletin tarım piyasalarındaki düzenleyici rolünün yeniden güçlendirilmesi gerekmektedir’’ dedi.

ÇUKUROVA ÇİFTÇİSİ BELİRSİZLİKLE KARŞI KARŞIYA

Çukurova çiftçisinin içinde bulunduğu durumla ilgili değerlendirmelerde bulunan ZMO Adana Şube Başkanı Ahencan Tayakısı, ‘‘Çukurova, Türkiye’nin en verimli ovalarından biridir. Toprak yapısı, iklimi, sulama imkânları ve bir yılda birden fazla ürün yetiştirilebilmesi bakımından çok önemli avantajlara sahiptir. Buna rağmen bugün Çukurova çiftçisi ciddi bir belirsizlik sorunuyla karşı karşıyadır’’ dedi.

ÇİFTÇİ YÜKSEK FİYATTAN ALMAK ZORUNDA KALIYOR

Mazot, gübre, tohum, tarım ilacı, sulama, elektrik ve işçilik giderleri hızla yükselirken ürün fiyatlarının aynı ölçüde artmadığına dikkat çeken Tayakısı, ‘‘Çiftçi ekim yaparken ürününü hangi fiyattan satacağını bilmiyor fakat kullanacağı girdileri güncel ve yüksek fiyatlardan almak zorunda kalıyor. Hasat zamanı geldiğinde ise borçlarını ödemek için ürününü hemen satması gerekiyor. Bu durum, özellikle küçük ve orta ölçekli çiftçileri tüccara ve girdi bayilerine bağımlı hale getiriyor’’ diye konuştu.

ÖZELLEŞTİRMELER ÇİFTÇİYİ KORUMASIZ HALE GETİRDİ

CHP’den İstifalar Sürüyor
CHP’den İstifalar Sürüyor
İçeriği Görüntüle

Çukurova çiftçisinin yaşadığı sorunların yalnızca son birkaç yıldaki enflasyonla açıklanamayacağının altını çizen Tayakısı, 1980’lerden itibaren uygulanan neoliberal politikalar sonucunda devletin tarımsal üretimi planlayan, çiftçiye girdi sağlayan ve ürün piyasalarını düzenleyen kurumların büyük ölçüde tasfiye edildiğini veya zayıflatıldığını belirterek, ‘‘Tarımsal KİT’lerin özelleştirilmesi ve kooperatiflerin piyasadaki etkinliğinin azalması, çiftçiyi özel girdi şirketleri, bankalar, tüccarlar ve sanayi kuruluşları karşısında daha korumasız hale getirmiştir’’ ifadesine yer verdi.

ZAMANINDA YAPILMAYAN ALIMLAR TÜCCARIN PAZARLIK GÜCÜNÜ ARTIRDI

Çukurova’da geçmişte Çukobirlik gibi kooperatiflerin ve TMO gibi kamu kurumlarının ürün piyasalarında daha güçlü bir ağırlığı bulunduğunu söyleyen Tayakısı, bu kurumların etkisinin azalmasıyla birlikte çiftçinin ürününü satarken giderek daha fazla özel alıcılara bağımlı hale geldiğini ifade etti.

Tayakısı, özellikle mısır ve buğday gibi ürünlerde TMO’nun zamanında, yeterli miktarda ve maliyetleri karşılayan bir fiyatla alım yapmamasının tüccarların pazarlık gücünü artırdığına dikkat çekti.

SORUN ÜLKENİN GIDA GÜVENCESİ SORUNUDUR

Çukurova’da kuraklık, aşırı sıcaklıklar, don, düzensiz yağış ve sulama sorunlarının da üretim riskini artırdığını vurgulayan ZMO Adana Şube Başkanı Ahencan Tayakısı, şöyle devam etti:

‘‘2025 yılında Türkiye genelinde tahıl ve meyve üretiminde yaşanan azalmalar, iklim koşullarının tarımsal üretim üzerinde ne kadar ciddi sonuçlar doğurabileceğini göstermektedir.

Çiftçi artık yalnızca ‘Ne kadar ürün elde ederim?’ diye düşünmüyor; ‘Ürünü satabilir miyim, maliyetimi çıkarabilir miyim ve borcumu ödeyebilir miyim?’ diye düşünüyor. Tarımın bu kadar verimli bir bölgede bile sürdürülebilir olmaktan çıkmaya başlaması, yalnızca çiftçinin değil, Türkiye’nin gıda güvencesinin sorunudur.’’

Kaynak: Haber Merkezi