Tarım emekçilerinin insanca yaşam ve güvenceli çalışma koşullarına kavuşması gerektiğini belirten Barut, iktidarı gerekli adımları atmaya çağırdı.
Tarım sektörünün ülkenin gıda güvenliği açısından stratejik önem taşıdığına dikkat çeken Barut, üretimin arkasındaki en büyük gücün çiftçiler ve tarım işçileri olduğunu vurguladı.
"Toprak Çatlar, Çatlamaz İşçinin Yüreği"
Mevsimlik tarım işçilerinin ağır çalışma koşullarına değinen Barut, Meclis Genel Kurulu'ndaki konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
"Bizler 'Emek en yüce değerdir' ilkesiyle çalışıyor, herkes için daha yaşanabilir bir memleket istiyoruz. Tarım ve tarım işçileri denilince akla ilk önce bereketli Çukurova toprakları gelir. Çukurova'nın sarı sıcağında, yakıcı güneşin altında çatlar toprak ama çatlamaz çiftçinin ve emekçinin yüreği. Kavurucu güneşin altında, kimi zaman 45 dereceyi aşan sıcaklarda çiftçi de tarım işçisi de alın teriyle sular toprağı çünkü bereket yalnızca toprağın ve suyun değil emeğin, mücadelenin ve umudun eseridir. Üretmek yalnızca ekonomik bir faaliyet değil yaşamı var eden büyük bir gayrettir. Bu memlekette yetişen ve tarladan halkın sofrasına ulaşan her lokmada, her üründe, ülkemizin geleceğinde ve gıda egemenliğimizde çiftçilerimizin ve tarım emekçilerimizin çok büyük bir emeği ve alın teri var."
"Tarım İşçilerinin Tek İsteği İnsanca Yaşamaktır"
Tarım işçilerinin yılın dört mevsimi zor şartlar altında üretim yaptığını belirten Barut, çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini ifade etti.
Barut, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
"Dört mevsim boyunca toprağın sesine kulak verir, tohumu umutla buluşturur, fideyi büyütür ve hasadı gerçekleştirirler. AKP iktidarı tarımı ve üreticiyi desteklemese de az çok soframıza ne geliyorsa her şeyin sebebi üretici ve tarım işçisinin emeğidir. Çiftçimiz ve tarım işçilerimiz yalnızca tarımsal bir üretim değil yaşama da değer katar, geleceği de yaratır ancak ne yazık ki bugün bu büyük emeğin karşılığını hiç alamıyorlar. Mevsimlik tarım işçileri çoğu zaman aileleriyle birlikte çadırlarda yaşamak durumunda kalıyorlar. Temiz suya erişimde aynı zamanda elektrik, kanalizasyon ve hijyen koşullarının da yetersiz kaldığı alanlarda yaşam mücadelesi veriyorlar. Çocuklar eğitimden uzak kalıyor, okula da düzenli devam edemiyorlar; tarlada çalışmak zorunda bırakılıyorlar. Sağlık hizmetlerine erişimde ise maalesef bu da güçleşiyor ve güvenli sağlık hizmetleri alamıyorlar. Sosyal yaşamdan ve kültürel etkinliklerden de oldukça uzaktalar. Tarım işçilerinin isteği tektir, o da insanca yaşamaktır; insana yakışır ücret, güvenli çalışma koşulları, sosyal güvence, kayıtlı istihdam, iş sağlığı ve güvenlik önlemleriyle kadınların korunması, çocukların da eğitimden kopmaması, insanca barınma alanları, temiz içme suyu, elektrik, sağlık hizmetleri ve güvenli ulaşım en temel haklarıdır. Bugün yapılması gereken, tarım emekçilerinin sesini daha güçlü duyurmak ve onlarla birlikte mücadele etmek, onların sorunlarını sürekli gündemde tutmak ve bu Meclis vasıtasıyla onlara kalıcı çözüm üretmektir."
Ayhan Barut, tarım işçilerinin insana yakışır yaşam koşullarına kavuşabilmesi için sosyal güvencenin güçlendirilmesi, güvenli çalışma ortamlarının sağlanması ve temel yaşam hizmetlerine erişimin iyileştirilmesi gerektiğini belirterek, konunun takipçisi olmaya devam edeceklerini ifade etti.




