Kanun tekliflerinin ülkenin asli meseleleri yerine kurum içi düzenlemelere odaklandığını ifade eden Kısacık, yükseköğretimde yaşanan nitelik kaybına dikkat çekti.
"Diploma Var, Meslek Yok. Ünvan Var, Yetkinlik Yok"
Üniversitelerin hayatın içinden uzaklaştığını savunan Kısacık, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
"Yükseköğretim kan ağlıyor, geriye gidiyor. Verilerle de geriye gidiyor. Ama biz yükseköğretimin gerçek sorunlarına gözümüzü de kulağımızı da kapatıyoruz. Üniversite sayımız arttı ama dünya üniversite sıralamalarında geriye düşüyoruz. Üniversiteler mezun veriyor ama meslek sahibi insan yetiştiremiyor. Diplomalar çoğalıyor ama bilgili, nitelikli ve yetişmiş birey sayısı azalıyor."
Akademik kadroların önemli bölümünün yeterli saha deneyimine sahip olmadan eğitim verdiğini belirten Kısacık, şunları söyledi:
"Üniversitelerimiz öyle bir noktaya geldi ki diploma var, meslek yok. Ünvan var, yetkinlik ve yeterlilik yok. Hayatında bir bina dahi inşa etmemiş kişiler inşaat mühendisliği alanında, bir işletmede çalışmamış akademisyenler işletme alanında, hiç şirket kurmamış öğretim üyeleri ise girişimcilik alanında profesör olarak ders veriyor. Böylelikle sadece teorik bilgiyle yetişmiş, sahada karşılığı olmayan bir mezunlar ordusu oluşuyor."
"Güçlü Türkiye'nin Yolu Güçlü Üniversitelerden Geçer"
Özel sektörün nitelikli personel bulmakta zorlandığını ifade eden Kısacık, öğrencilerin mesleki deneyimi sahada kazandığını belirterek üniversitelerin sektörle daha güçlü iş birlikleri kurması gerektiğini dile getirdi.
Konuşmasında şu değerlendirmelerde bulundu:
"Üniversite öğretimi eğitimin altın bileziği olarak kabul edilir ülkemizde. Ama şu anda pek çok sektöre nitelikli eleman yetiştiren bölümlerden öğrencilerimiz bomboş bir şekilde mezun oluyor. öğrenciler işletmelerde, sahada pişiyor. Yani şantiyede pişiyor, fabrikada pişiyor, ziraat mühendisi tarlada pişiyor."
Üniversitelerin yalnızca akademik yayın üreten kurumlar olmaması gerektiğini vurgulayan Kısacık, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Üniversitelerimizin gelişmişlik düzeyinde sadece akademik yükseltmelerde dikkate alınan çalışma sayısı değil; üretilen patentlerin, kurulan şirketlerin, geliştirilen teknolojilerin, çözülen toplumsal problemlerin, tarım ve sanayi gibi ülkemizin önemli sektörlerine sağlanan katkının esas alınması gereklidir."
Kısacık, güçlü bir Türkiye'nin ancak bilgi üreten, üretime katkı sağlayan ve nitelikli insan kaynağı yetiştiren üniversitelerle mümkün olacağını ifade etti.




