ÖYLE BİR ŞANSIMIZ YOKTU

YENİ Partili Ayhan Barut, “Halk iradesine siyasallaşan yargı eliyle darbe vuranlar, adaleti adeta katledenler, demokrasiyi yok etmek isteyenler; kuruluşun ve kurtuluşun partisini butlan kararlarıyla başka bir yere yedeklemek istediler. Değişim talebiyle başlayan sürecin sonunda butlan dayatmasıyla karşılaşılan süreçte, halkımızı ve ülkemizi çaresiz bırakma, seçeneksiz koyma şansı zaten yoktu” ifadesine yer verdi.

HALK DESTEĞİYLE BAŞARACAĞIZ

YENİ Parti’nin, ülkenin ve halkın aydınlık yarınları için bir mücadele mevzisi olarak ele alınması, dayanışma ve umudun merkezi olarak görülmesi gerektiğinin altını çizen Barut, “Çünkü sarılması gereken yaralar var. Türkiye'de vatandaşın temel sorunları ortada. İlki de geçim sıkıntısı, adalete güven problemi, gençlerin gelecek kaygısı, çiftçinin üretim maliyeti, emeklinin alım gücü ve liyakat sorunu. Tüm bunları çözmeye, yeni bir değişim adresi olmaya adayız. Halkımızın desteğiyle başaracağız” dedi.

Çukurova Metropol yazarı gazeteci Murat Yıldız’a konuşan YENİ Parti Adana Milletvekili Ayhan Barut,

‘’ Butlan CHP'sinden kimler medet umuyor? ‘’ sorusuna şu yanıtı verdi:

MAHKEME KORİDORLARINDA KAZANMA HESABI YAPAN HERKES KAYBEDECEKTİR…

Çukurova Sanat Girişimi’nden 1 Eylül Mesajı: “Barış İnsanlığın Ortak Değeridir”
Çukurova Sanat Girişimi’nden 1 Eylül Mesajı: “Barış İnsanlığın Ortak Değeridir”
İçeriği Görüntüle

‘’Mutlak butlan kararı ve bunun doğurduğu siyasi-hukuki süreç gerçekten ciddi bir kriz yarattı. 21 Mayıs 2026'da mahkemenin kurultayla ilgili mutlak butlan yönündeki tavır adaleti, irademizi ve demokrasimizi yaraladı. Bilinmelidir ki sandıkta kazanamadığını mahkeme koridorlarında veya siyasi mühendislikle kazanmanın hesabını yapan herkes kaybetmeye mahkûmdur. İktidarla açık veya gizli bir iş birliği üzerinden siyasi mevzi kazanma hesabı yapılırsa, bu sadece bir partiye değil, Türkiye'deki demokratik siyasete zarar verir. Muhalefet olmak tek başına yeterli değildir. Güven veren, halka dokunan, kendi içinde demokratik ve hesap verebilir bir siyasi yapı kurmak zorundadır. Türkiye'de iktidar değişiminin mahkeme kararlarıyla değil, milletin oyuyla gerçekleşeceğini biliyor, bunun için gece gündüz demeden mücadeleyi büyütüyoruz. Türkiye'nin ihtiyacı siyasi kamplaşmayı büyütmek değil; hukuku, üretimi, emeği ve vatandaşın iradesini yeniden siyasetin merkezine koymaktır. Ayrışmadan birleşerek, dayanışma ve umudu büyüterek halkın iktidarı için herkesi birlikte yürümeye çağırıyoruz.’’

İktidar politikalarını eleştiren Barut, en basit bir hak arama mücadelesine bile tahammül edilmediğini söyledi.

Ülkesi için gözlerini, ellerini, ayaklarını kaybetmiş gazilere bile hak arama mücadelesinde müdahale edildiğini anımsatan Barut, ‘’Bu, devlet-vatandaş ilişkisinin geldiği noktayı gösteren son derece ağır bir tablodur. Ülkesi için bedel ödemiş, gözünü, elini, ayağını kaybetmiş bir gazinin hakkını ararken karşısında güvenlik gücünü görmesi kabul edilemez. Devletin görevi hakkını arayan yurttaşını susturmak değil, onun sesini duymaktır. Bir gazinin protestosuna müdahale edilmesi, hak arayışının engellenmesi meselenin sadece o gün yaşanan olay olmadığını gösterir. Asıl mesele, iktidarın yurttaşın itirazına nasıl baktığıdır. Bizim anlayışımızda hak aramak suç değildir; yurttaşın itirazı demokrasinin düşmanı değil, demokrasinin güvencesidir. Gazilerimize yönelik iktidarın tutumunu kınıyor, yanlışa son verilmesini talep ediyor, haklarının verilmesini istiyoruz’’ ifadesine yer verdi.

TARIM KREDİ MARKETLERİNİN ZARARI…

Tarım Kredi marketlerinin bu yılın ilk yarısında 1 milyar lira zarar etmesi ve şirketin son bir yılda 1808 çalışanının işten çıkarılmasıyla ilgili bir soruyu da yanıtlayan Ayhan Barut, şunları kaydetti:

‘’Burada büyük bir çelişki var. Başından bu yana söylüyoruz ama iktidar bu gerçekleri görmezden geliyor veya saklıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşın ucuz gıdaya ulaşması için Tarım Kredi marketlerini adres gösteriyor. Fakat bugün kamuoyuna yansıyan verilere göre Tarım Kredi, temmuz ayında en fazla zam yapan ikinci market olurken, 2026'nın ilk yarısında yaklaşık 1 milyar lira zarar, 30 şube kapanması ve son bir yılda 1.808 çalışanın işini kaybetmesi gibi sonuçlarla karşı karşıya. Vatandaş neden hâlâ pahalı gıda alıyor, üretici neden para kazanamıyor, market neden zarar ediyor ve çalışan neden işini kaybediyor? Burada sorun marketin kendisinden daha büyüktür. Çünkü ülkemizde maalesef tarım politikasının plansızdır. Tarım Kredi'nin asli görevi, tarımı ve çiftçiyi desteklemek, çiftçinin ürününü değerlendirmek ve tüketiciye uygun fiyatla ulaştırmak olmalı. Kamu kaynağı kullanılan bir yapının hem çiftçiyi hem tüketiciyi hem de çalışanı koruyan bir model ortaya koyması gerekir. Ama buralar ne yazık ki göstermelik adımlarla, daha önce tanzim olan adını market yaparak sorunlar halı altına süpürülerek günü kurtarma alanı olarak görülüyor. Bu yanlış tutumdan vazgeçilmesini bekliyor ve istiyoruz.’’

Kaynak: Haber Merkezi