Konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşıyan Şevkin, iddiaların vakit kaybedilmeden kapsamlı şekilde araştırılması gerektiğini belirtti.
Akdeniz'in yüzeyinde görülen plastik atık parçalarının çevre açısından ciddi risk oluşturduğunu ifade eden Şevkin, denizin geleceğinin korunmasının büyük önem taşıdığına dikkat çekti.
Şevkin, plastik atıkların oluşturduğu çevresel tehdide ilişkin şu ifadeleri kullandı:
"Plastik atıkların işlenmesi sonucunda ortaya çıkan atıkların denize bırakılması asla kabul edilemez. Bu atıklar yalnızca güzel denizlerimizi ve kıyılarımızı kirletmekle kalmıyor; doğrudan balıkçılığımızı, hassas deniz ekosistemini, biyolojik çeşitliliği, insan sağlığını ve en önemlisi çocuklarımızın geleceğini tehdit ediyor."
"Denetimler artırılmalı"
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın çevre denetimlerini daha etkin yürütmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Müzeyyen Şevkin, çevre kirliliğiyle mücadelede yalnızca cezai yaptırımların yeterli olmayacağını ifade etti.
Şevkin, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
"Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın sadece ceza kesmekle yetinmeyip düzenli ve etkin denetimleri artırması şarttır. Ortadaki kirlilik iddialarının kaynağı bilimsel verilerle açıkça ortaya konulmalı, çevre mevzuatını ihlal eden işletmelere karşı en caydırıcı yaptırımlar tereddütsüz uygulanmalıdır. Akdeniz'imizin bir atık deposuna dönüşmesine asla izin verilmemelidir! Plastik atık ithalatı ve geri dönüşüm tesislerinden çıkan tüm atıklar en sıkı biçimde denetlenmelidir."
Akdeniz'deki plastik kirliliğinin yalnızca çevreyi değil, balıkçılık faaliyetlerinden biyolojik çeşitliliğe, turizmden halk sağlığına kadar birçok alanı etkileyebileceğine dikkat çeken Şevkin, ilgili kurumların iddiaları bilimsel veriler ışığında incelemesi ve gerekli önlemleri hızla hayata geçirmesi gerektiğini kaydetti.




